AĞAÇ PAPATYASI NEDEN BU HALE GELDİ? Aslında bu ağaçlar bir zamanlar Robinson Crusoe Adası'nın nemli vadilerinde ve alçak bölgelerinde oldukça yaygındı. Hatta odunsu gövdelerinin tepesinde rozet gibi kümelenen uzun yaprakları ve sarımsı-beyaz papatya çiçekleriyle adanın en karakteristik bitki örtüsünü oluşturuyorlardı. Ancak insanlığın adadaki ayak izleri, bu hassas ekosistemi altüst etti. 1980'lerde vahşi doğadaki sayıları sadece 8 bireye kadar düşmüştü. Sürecin bu noktaya gelmesinin arkasında üç büyük neden var: 1. İstilacı Hayvanlar: Yüzyıllar önce adaya getirilen keçilerin kontrolsüzce otlaması, ağacın taze filizlerini ve kabuklarını tüketerek üremesini neredeyse tamamen durdurdu. 2. Toprak Erozyonu ve Yangınlar: Volkanik adanın dik yamaçlarında yaşanan toprak kaymaları ve insan kaynaklı yangınlar yaşam alanlarını parça parça yok etti. 3. Koruma Önlemlerinin Kırılması: 2000'li yılların başında ağaçları yeniden doğaya kazandırmak için bazı başarılı adımlar atılmış olsa da, 2017 yılında koruma çitlerinin ve önlemlerinin zarar görmesiyle istilacı türler kalan son popülasyonu da tamamen bitirdi. Geriye sadece keçilerin ve kemirgenlerin ulaşamadığı o dik uçurumun kenarındaki tek bir ağaç kaldı. Ağacın yaşlandığını ve toprak erozyonu nedeniyle her an okyanusa düşebileceğini fark eden Şili Ulusal Orman Kurumu (CONAF) park korucuları, sıra dışı bir operasyon başlattı. Dağcılık ekipmanları, halatlar ve devasa güvenlik ağlarıyla uçuruma inen uzmanlar, adeta hayatlarını riske atarak ağacın en tepesindeki son tohumları topladı. Çünkü bu ağacın ürettiği tohumların doğada kendi kendine çimlenme şansı, yalnızlığı ve genetik darboğazı nedeniyle artık yok denecek kadar azdı. Toplanan tohumlar, türün küresel çapta tamamen yok olmasını önlemek amacıyla çok sıkı güvenlik önlemleri altında İngiltere'deki ünlü Kew Kraliyet Botanik Bahçeleri "Milenyum Tohum Bankası"na (MSB) gönderildi.İngiltere'ye ulaşan 29 adet değerli tohum, botanikçiler için bir türün kaderini belirleyecek nitelikteydi. Bilim insanları, tohumların iç yapısını ve canlılık durumunu zarar vermeden görebilmek için önce X-ray (röntgen) analizleri uyguladı. Analizler sonucunda tohumların büyük kısmının potansiyel olarak canlı olduğu anlaşıldı. Laboratuvar ortamında türün kurtarılması için şu hassas adımlar izlendi: • Çimlenme Stratejisi: Tohumların laboratuvar ortamındaki agar plaklarında aşırı neme maruz kalıp çürümesini engellemek için, uzmanlar tohumları doğrudan özel kompost karışımlarına ekerek seralarda çimlendirmeyi tercih etti. • İlk Filizler: Bu titiz çalışmanın sonucunda 8 adet fide başarıyla çimlendirildi. Bu fidelerden bir kısmı, iklimsel olarak Şili adalarına çok benzeyen İskoçya'daki Logan Botanik Bahçesi'ne gönderildi. • Mikroçoğaltım Hedefleri: Gelecekte genetik çeşitliliği korumak adına, laboratuvarlarda doku kültürü (in vitro) yöntemleriyle bu hücrelerden bitkiyi klonlama çalışmaları da planlanıyor. Uçurumun kenarında halatlarla hayata tutunan bu son "Ağaç Papatyası", insanoğlunun doğada yarattığı yıkımın ne kadar geri dönülemez olabileceğinin canlı bir kanıtı. Ancak aynı zamanda, tek bir ağacı kurtarmak için kıtalararası iş birliği yapan bilim insanlarının çabası da geleceğe dair büyük bir umut ışığı yakıyor. Eğer laboratuvarlarda büyüyen o küçük yeşil filizler hayatta kalmayı başarırsa, birkaç yıl içinde Robinson Crusoe Adası'nın vadileri yeniden bu devasa papatya ağaçlarıyla dolabilir.