Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik coğrafya, nükleer güçlerin tam kesişim noktasında yer alıyor. Böylesi bir ateş çemberinde, bir ülkenin kendi güvenliğini bir başkasının nükleer şemsiyesine veya ittifakların güvenilirliği her geçen gün tartışılan vaatlerine emanet etmesi, dış politikada bir zafiyet alanı yaratır. Nükleer caydırıcılık, Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayii alanında attığı devasa adımların; yani İHA-SİHA’lardan balistik füzelere, yerli hava savunma sistemlerinden uzay çalışmalarına kadar uzanan bu geniş yelpazenin bütünleyici ve nihai parçası olabilir. Bu birikim, ülkenin teknolojik ve askeri kapasitesini tam bağımsızlık statüsüne taşıyacak olan o son halkadır.