Bayraktar’ın kararı Türkiye tarihini değiştirdi! Pes etseydi ne olurdu?
Haber7 yazarı Ferhat Murat "Sevda kuşun kanadında, kuş vatan semasında" başlıklı yazısında Baykar kurucusu Özdemir Bayraktar ile ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı.
Haber7 yazarı Ferhat Murat "Sevda kuşun kanadında, kuş vatan semasında" başlıklı yazısında Baykar kurucusu Özdemir Bayraktar ile ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı.
azı insanlar vardır ki, sadece kendi ömürlerini değil, bir milletin kaderini de yeniden yazar… Özdemir Bayraktar, tam da bu cümleye sığacak ender şahsiyetlerden biriydi. Kısa süre önce yapılan belgeselin lansman döneminde değil de üzerinden bir müddet zaman geçince ve belgeseli ikinci kez izleyince yazmak istedim. “Özdemir Bayraktar: Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti” belgeseli, sadece bir mühendisin hayat hikâyesini anlatmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin ‘yapamazsın’ denen her şeyi nasıl başardığının en somut, en duygusal ve en gurur verici belgesini sunuyor.
Belgeseli bir kez daha izleme ve bu yazıyı kaleme alma zamanının ‘Ramazan ayının ilk günü olmasından mıdır?’ bilemiyorum ama gerçekten izlerken duygulandığım, kimi yerlerde yaşatılan zorluklar nedeniyle öfkelendiğim ancak sonunda aynı bayrak altında bulunmaktan gururlandığım bir hayat hikayesiydi izlediğim… Belgeseli izlerken insanın içinde bir yer sızlıyor. Çünkü Özdemir Bey’in anlattığı, çektiği çileler, karşılaştığı engeller, bürokrasinin o soğuk duvarları… Hepsi tanıdık.
Hepsi bu coğrafyada çok kez yaşanmış hikâyeler. Ama o duvarları yıkmak için ömrünü ortaya koyan bir babanın, bir mühendisin, bir dava adamının kararlılığı da aynı derecede tanıdık değil aslında… İşte bu yüzden izlerken hem hüzünleniyor hem de göğsünüz kabarıyor. “Ben bu uçağı yaparım!” cümlesi, belki de belgeselin en çarpıcı anlarından biri...
O cümlede sadece teknik bir iddia yok; o cümlede yıllarca “Türk yapamaz, yabancıya muhtaçsın” diye büyütülmüş bir neslin zincirlerini kırma iradesi var… Özdemir Bayraktar, o zinciri kırmakla yetinmedi; yerine “biz yaptık, hem de en iyisini yaptık” dedirtecek bir özgüven inşa etti.
Belgeseldeki en etkileyici kısımlardan biri de o zorlu yolda yalnız olmadığını gösteren detaylardı… Selçuk ve Haluk Bayraktar kardeşlerin babalarından aldıkları bayrağı katbekat yukarı taşıması, bürokratların önce “olmaz” deyip sonra aynı kişilerin önünde saygıyla eğilmesi, sahada Mehmetçiğimizin ve komutanların “bu uçaklar sayesinde nefes aldık” diyen samimi ifadeleri… Hepsi, bir ailenin ve bir milletin ortak zaferinin parçaları…
Özdemir Bayraktar’ın en büyük mirası O’nun teknolojiyi sadece bir araç olarak görmemesiydi… O, teknolojiyi bir izzet meselesi, bir bağımsızlık meselesi, bir nesle “siz de yapabilirsiniz” deme meselesi olarak gördü.
Bugün Ukrayna’dan Afrika’ya, Azerbaycan’dan Libya’ya kadar uzanan İHA/SİHA zaferlerinin her birinde onun alın teri, inadı ve vizyonu var. O alın teri, bugün gökyüzünde süzülen Akıncı’ların kanatlarında uçuyor. Belgeselin sonunda insan kendine şu soruyu soruyor: “Ya Özdemir Bayraktar pes etseydi?” Cevap çok acı olurdu…
Hâlâ ithal İHA peşinde koşan, terör örgütlerinin tünellerine giremeyen, masada eli zayıf bir Türkiye olur muyduk? Olurduk… Ama O pes etmedi... Ve biz bugün O’nun, yetiştirdiği evlatların ve mühendislerin sayesinde başımızı dik tutabiliyoruz. Ruhu şad olsun... Mekânı cennet, hatırası daima bu milletin göğsünde bir madalya gibi dursun. Bu dünyadan bir ‘Akıncı’ geçti… Ve bıraktığı iz, silinmeyecek kadar derin.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23