Turşuları tamamen eski yöntemlerle kurduklarını anlatan Kozan, "Anne, dedelerimizden, atalarımızdan kalan yöntemlerle yapıyoruz. Turşunun aslı, zaten eski usul olarak söyleyeyim çok çok eski usule girdiğimiz zaman salamura. O da salamura dediğimiz şey tuz ve sudur. Sirke ve limon sonradan aroma katsın diye. Bunun içerisine defne yaprağı atılabilir aroma katsın diye, karabiber atılabilir. Yani herkesin damak lezzeti farklı. Herkes farklı şekilde turşular kuruyor. Kimisi soruyor bize mesela, ‘suyu kaynatıyor musunuz yoksa soğuk suyla mı yapıyorsunuz, veyahut da sirkeyi ne kadar atıyorsunuz, limonu ne kadar atıyorsunuz. Biz sirke, limon yok kullanımıyoruz dediğimiz zaman da şaşırıyorlar. Kimse bilmez dağ eriği dediğimiz bir erik vardır. Dağlarda yetişir marmelatını yaparım, onun marmelatını atarım. Hem ekşilik hem de aroma katsın diye ve turşuların aromasını tamamen değiştirir. Soruyorlar ‘bamyanın da mı turşusu var, yumurtanın da mı var' diyorlar mesela. Şu an mesela bamya yetiştiremiyoruz. Daha önce talep yoktu mesela. Şu an bamyaya talep çok arttı. Özellikle yeni neslin unuttuğu bir kültürdü bizim turşu. Turşu suyu gençlere şu an alıştırdık elhamdülillah. Özellikle öğrenci kesimi her gün gelir, birer bardak turşu suyu içerler mesela. 'Abi, bize çok faydalı geliyor bu, çok iyi geliyor, hasta olmuyoruz' diyorlar" ifadelerini kullandı.