TÜRKİYE'NİN YAŞAYAN İLİM HAZİNELERİ
Tasavvuf tarihi uzmanı Prof. Dr. Uludağ: - "Bu ramazan buruk oldu bizim için, cemaatle teravih kılmaktan, oruç vesilesiyle müşterek iftar sofralarında bulunmaktan mahrum kaldık" - "Said-i Nursi hapse girmeyi, sürgün edilmeyi göze alarak hayat tarzını, giyimini, kuşamını, hatta konuşmalarını değiştirmedi, şiddete, teröre bulaşmadı ama maalesef Said-i Nursi adına sonradan ortaya çıkan (FETÖ), onun adını kullananlar, şiddetin en kötü şekillerini yaptılar" - "DEAŞ da 'Gerçek İslam'ı biz temsil ediyoruz. Bizim gibi düşüneceksiniz.' diyor. DEAŞ'ın ilk mücadele ettiği kişiler gayrimüslimler değil, Müslümanlar. DEAŞ, tarikat ehli hocalarla mücadele ediyor, onları kafir ilan ediyor. DEAŞ'ın Yahudi'ye, Amerika'ya dokunduğu yok. Belki Amerika ve Yahudi'den destek alıyor" - "İslam aleminin iki problemi var, biri etnik grup taraftarlığı, ikincisi de din veya mezhep temelli ayrılıkçı (tedhiş) hareketleridir. İslam aleminde Suudi Arabistan-Körfez ülkeleri ile İran iki zıt kutuptur. Şiiler ve Selefiler can düşmanıdır, esas kavga bunlar arasında gerçekleşiyor" - "Gelenek ve göreneklerden kopuk olan bir yeniliğin yaşama şansı yok, yaşasa bile bir faydası yok. Bu durumu tecrübeyle de gördük. Türkiye Cumhuriyeti devleti dinde reforma yöneldiği halde netice alamadı" - "Türkiye'de 1950'ye kadar dini yaşam üzerinde bir baskı vardı. Bu süreçte de hoşgörüsüzlük, müsamahasızlık ve haksızlıklar yaşandı. Bu haksızlıklar 1950'den sonra da devam etti. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinde millet ezildi"