G20, Maskeli savaşlar ve iyiliği hakim kılmak

16 Kasım 2015 Pazartesi

G20 toplantısı, dünya liderleri için önemli bir istişare fırsatıdır. Bu fırsatın hayra kullanılarak, iyilik yolunda imkanlara dönüşmesi dünyayı rahatlatır. Dünya nüfusunun 2/3’ünü temsil eden, oldukça yeni ve önemli bir uluslararası yapı olan G20’nin onuncu liderler toplantısının Türkiye’de yapılması; en başarılı dönem başkanlarından biri olarak kabul edilen Türkiye’nin hazırlıklarını yaptığı bir toplantı olması ve katılımın büyüklüğü ayrı bir önem taşımaktadır. 

2013 yılı Avustralya dönem Başkanlığında, yönetimin üçlü Troyka’sında yer alan; 2014’de Başkanlığı devralan Türkiye, gelişmiş ülkelerden biri olarak, manevi değerleriyle, gelişmekte olan ülkeleri de temsil eder bir yapıdadır. G20 Başkanlığı Çin’e devredilecek, Türkiye, 2016 yılında da Troyka’da yer alacaktır. Antalya’da yapılacak bu istişari görüşmelerin, tüm insanlık için hayırlı kararlar haline dönüşmesi ve uygulanma imkanları doğmasını Allah’tan niyaz ediyorum. 

Dünya, ekmeli ve eşrefi mahluk insanın, emrine ve hizmetine verilmiştir. Bu kısa ömrü, iyilikle ve büyük imkanlarla zenginleştirip, gücünü ve imkanlarını hayırlı işlerde kullanmak, büyük bir nasip ve fedakarlığı değen önemli bir nimettir. Felaket, böylesi önemli imkanların yanlış kullanılmasıdır. İnsanın, yüce fıtratından habersiz, hayatına ekleyeceği maddi ünvan, imkan ve rütbelerle kendine, insanlığına değer biçer hale gelmesi, bu geçici imkanlar uğruna insanlığını feda eder durumlara düşmesi, ölümsüz değerlerden, dürüstlükten,samimiyetten uzaklaştıkça, kazandığını zannetmesi, ölümsüzlükle ölümü satın alma zavallılığından başka bir şey değildir. 

Siyaset, milletlerin toplam gücünü temsil eder. Büyük imkandır. Doğru kullanılması kadar, başka bir imkan yoktur. Ama doğru kullanılabilmesinin, olmazsa olmaz gerekleri çoktur.“At bulunur, meydan bulunmaz. Meydan bulunur at bulunmaz.” Önce, ehliyetli lider gerekir. Her zaman bulunmaz. Bulunur, fitne-fesat yol keser. Diğer önemli ön şart, milletlerin, güzel ahlak ve fedakarlıkla iyiliğe sahip çıkıp kötülüğü  önlemesi; iyiliği Hakk etmesi gerekmektedir. “Yıldırım düşmek için ekser muala tak arar; // Herkese gitmez bela erbab-ı istihkak arar”. 

Meselenin öbür yüzündeki sorunlar da son derece önemlidir.  “Kul kusursuz olmaz” ve beyaz elbisede, temiz insanda toz ve leke çabuk görülür. Beyazın da beyazını aramak ne kadar lazımsa, “Fırat kenarında kaybolan keçinin” hesabını, çobandan ve validen sorarken insafı da elden bırakmamak gerektir. Ancak insafı bilip yaşamak ise İslam’ı bilip gönülden yaşamakla mümkündür.

Marifet, kötülüğü dert edinip konuşmadan, iyiliği dert edinip sahiplenmektir. Karanlıktan şikayet yerine, ışığı yakmaya birlik olup çalışmaktır. Kapitalisti,  komünisti vetaklitçileri, vicdan ve ahlak ışığına, İslam, iman, edep ve ahlaka düşmanlıkta ciddi bir birlik ve fedakarlık göstermektedirler. Mursi’nin iyilik gayretlerinebir yıl dayanamayıp zindana attılar.Şimdi Sisi’nin zindanlarında işkenceyle şehit ettikleri mazlum sayısı 330’u geçti. Aynı utanmazlıkla Esat’a, Myanmar’a koro halinde destek veriyor, alkış tutuyorlar.  

Ümit eder, Allah’tan niyaz ederiz ki, dünya liderleri, Antalya toplantısında, Türkiye’nin uyarılarına dikkat ederler. İslam düşmanlığından vazgeçerler. Darbe programcılığı, destekçiliği dahil, her tür terör örgütü kuruculuğu, koruyuculuğu ve destekçiliğini bırakırlar. Gizli ve dolaylı ülke sömürücülüğü ve işgalciliğini de, İsrail, Esat, Sisi, Myanmar ve Doğu Türkistan vahşeti gibi tüm zulümleri tarihe gömmek için adımlar atmaya, ahlakı, adaleti korumaya ciddi olarak yönelirler.

Ahlak olmadan adaletin olmayacağı; Hakk din olmadan,ahlakın, sistem ve müeyyidesiz kalacağı, soyutlaşacağı, fiili bir varlık ve değer kazanamayacağına göre, İslam’sız insanlık, bilgisini iradesiyle bütünleştirip yaşayıp hayat yapacak bir akıldan; edep ve irfan bağını, bahçesini bir ırmak, bir çağlayan olup ihya edecek vicdanı, hayat haline getirecek bütünleşmiş, akıl, irade ve solmaz, pörsümez sistem ikliminden mahrum bırakacaktır. Bu eksikliğin, bu gerçeğin anlaşılması, zulüm ve zalimlikten kurtuluşun netice alıcı ilk adımıdır. Bu kararlı adım eksik ve aşırılıkların halline giden yoldur. Nasıl ki, İslam’ın doğuşundaki Hicret, son derece kısa zamanda kansız bir Mekke fethiyle döndü ve Saadet Asrı’nı kurdu ise, şimdi bu sürat asrında sahiplenilecek iyilik hareketi, bir anda bütün insanlığı kucaklayacak, “Kurdu kuzu ile; kuzuyu kurtla yaşatabilecek” bir imkan haline gelebilecektir. 

Liderler, iyiliği hayat yapma kararında gecikirlerse, milletler, insanlık bu işi bedelini ödeyerek gerçekleştireceklerdir. Hamd Allah’a!..