Nur Dağı ilhamları

29 Haziran 2017 Perşembe

Mekke’deki NUR DAĞI Kur’an nurlarının semadan arza indirildiği kutlu mekân. Bayramın ikinci gecesi bir grup umreci ile gece yarısı dağa tırmandık. Patika yollar, yer yer merdivenler yapılmış. Dinlenerek bir saate yakın sürede zirveye ulaştık.

Yolda harika bir sürpriz ile karşılaştım. İzmit İmam Hatip Lisesi öğrencilerinden bir grup zirveye yakın bir yerde ilahi söylüyordu. 

“Canım kurban olsun senin yolunu;

Adı güzel, kendi güzel Muhammed (sav).

Gel şefaat eyle kemter kuluna,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed (sav).

Mümin olanların çoktur cefası,

Ahirette olur zevk ü sefası,

On sekiz bin âlemin Mustafa’sı (sav)

Adı güzel, kendi güzel Muhammed (sav).”

Öğretmenleri ile tanıştık. Tanıdık çıktık. Kucaklaştık, sohbete başladık. Mustafa Bey, her sene bir grup öğrenci ile umreye geldiklerini anlattı. Sene içinde okulda bir dizi proje çalışması yapıyorlarmış. Kitap okuma, namaz programları, tefsir çalışmaları… Finalde sponsor bulup çalışmalarda üstün başarı gösteren öğrencilerle umreye geliyorlar.

İmam hatip öğretmenleri… İdealistliklerine imrendim. 

Nur Dağı’nın zirvesinde Hira Mağarası var: Vahiy nurlarının semadan arza indirildiği kutsî mekân. Mekke’ye zirveden görüyor. Çevredeki en yüksek nokta. Semaya en yakın yer. İnsan burada huzur-u İlahide olduğunu hissediyor. 

Gece ortası olmasına rağmen hınca hınç dolu. Dua edenler, mağaranın dar ve küçüklüğüne rağmen orada namaz kılmaya çalışanlar, salavat getirenler…

Gönüller Sultanı Hz. Muhammed (sav) Mekke’nin karanlık, kasvetli, zulmetli, huzursuz ikliminden bunaldığı zaman burada huzur aramış, dağın zirvesinde tefekkür iklimine kanatlanmış. Azık alıp Hira’daki huzur iklimine sığınmış. 

Dağın zirvesi semaya yakın. Yıldızlar, gökyüzü, Ay, Güneş, gezegenler… Kâinattaki düzen, yıldızlardaki ihtişam, semaların haşmeti insanı hayretler içinde bırakıyor. Bu âlemi yoktan var eden, düzene koyan, bu muhteşem sistemi, bilim adamlarının tahminlerine göre, 13,7 milyar senedir sürdürüyor.    

Şair Aşık Veysel’in ifadesiyle:

Şu dünyayı kuran mimar / Ne hoş sağlam temel atmış.

İnsanlara ibret için / Kısım kısım kul yaratmış.

Kazması yok, küreği yok / Ustası yok, çırağı yok.

Gök kubbenin direği yok / Muallakta bina çatmış.”

Gönüller Sultanı (sav) hayret, ibret ve tefekkür ikliminde iken heybetli melek Cebrail (as), bir gece O’nu ziyarete geliyor ve âlemi nurlandıran Kur’an âyetlerini indiriyor:

“Seni yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Kerim Rabbin insana bilmediğini ve kalemle yazmayı öğretti!” (Alak, 1-5)

Vahiyle aydınlandıktan sonra Gönüller Sultanı (sav) okuma yazma bilmezken okur hâle geldi, ilim sahibi oldu, doğru yolu buldu. Hz. Cebrail O’na her şeyin doğrusunu, en iyisini ve en güzelini öğretti ve zaman zaman rehberlik yaptı.

“Ben sadece öğretmen olarak gönderildim” buyuran Gönüller Sultanı (sav), vahiy yoluyla öğrendiklerini önce kendi hayatına tatbik etti, sonra da insanlara anlattı.

Önce hanımlar dünyasının sultanı Hz. Hatice iman etti sonra Hz. Ebubekir, Hz. Ali, Hz. Zeyd İslam ile şereflendiler. Tabii ki Gönüller Sultanı’nın (sav) kızları Hz. Zeynep, Hz. Rukiyye, Hz. Ümmügülsüm, Hz. Fatıma... 23 senede Arap Yarımadası baştan sona değişti. Kısa sürede kıtalar İslam ile şereflendi.

O gün bugün Kur’an nurları dalga dalga yayılıyor, gönülleri fethediyor, zihinleri aydınlatıyor. Kur’an, insanları zulmetten nura, sapıklıktan hakikate, cehaletten ilme, kötülükten iyiliğe, yanlıştan doğruya, çirkinlikten güzelliğe sevk ediyor.

Nur Dağı’nın zirvesinde Hira Mağarası ikliminde İzmit İmam Hatip Lisesi’nin idealist öğretmenleri, öğrencilerine Kur’an mucizesini, vahiy nurlarını, İslam’ın gönülleri ve âlemi nasıl aydınlattığını anlattılar. 

Kur’an’a dört elle sarılma, onu ilk defa nazil oluyor gibi dinleme, yeniden okuma ve hayata geçirme sözü aldılar. Sonra vahiy kılıcını kuşanıp “En Güzel Örnek Hz. Muhammed’i (sav)” rehber alarak bütün insanlığa anlatma kararı verdiler. Kur’an okudular, ilahiler söylediler, Esma-i Hüsna okuyarak dualar ettiler…

Hira ikliminde gönlümüz nurlanmış, zihnimiz aydınlanmış olarak ayrıldık.

Cihat ruhunu kuşanmış imam hatipliler, veli ve öğretmenleri ümit ve şevkimi artırdı. Ümitsizlik yok. Gönüller Sultanı (sav) bir kişi başladı. O’nu örnek alarak yeniden başlayacağız.