Allah’a kendini sevdirebilmek

31 Ağustos 2017 Perşembe

Hayat bir rüya gibi geçiyor. Sınanmak için çıktığımız bu yolculukta önemli olan Allah’ın rızasını kazanabilmek.

Kurban Bayramı kapıda. Kurban yakınlık demek. Zengin olanlar, kurban keserek Allah’a yakınlık sağlamaya çalışacaklar, çalışacağız inşallah.

İbrahim Aleyhisselam, en çok sevdiği oğlu İsmail’i Allah yolunda kurban ederek Allah’ın sevdiği insan olmaya çalışmış. Yüce Mevla, onun niyetini kabul ederek İsmail’i bağışlamış, onun yerine koç kurban etmesini istemiş.

Hz. İbrahim, en çok sevdiği şeyi Allah için feda etmeyi göze almış.

Kurban Bayramı onun hatırası.

Allah’a yakınlaşmak ve rızasını kazanabilmek için sevdiğimiz şeyleri feda etmeliyiz. 

Kesilen kurbanın ne kanı ne eti Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşacak olan insanı iyi niyeti ve Rabbi için yaptığı fedakârlıktır. 

Kurban kesmek, fakirlere ikram etmek, yoksulu doyurmak, mazlumun ahını dindirmek, talebelere burs vermek, zalimlerin zulmüne dur demek için gayret etmek, ilmiyle insanları aydınlatmak…

Allah rızası için yapılması gereken iyi amellerden bazıları…

Mal kaybediyor gibi görünse de faizi terk etmek, fakirlere yardım vermek…

Nefse ağır gelse de küstüklerimizle barışmak…

Onurumuza dokunsa da gönlünü kırdıklarımızdan özür dilemek…

Selam vermeyen komşusuna, akrabasına, arkadaşına gitmek…

Gelmeyen gitmek, vermeyene vermek, dövene elsiz, sövene karşı dilsiz kesilmek…

Bu bayramda yapacaklarımızı düşünürken zihnimizdeki en önemli soru şu olmalı:

“Hangi amel beni Allah’a yaklaştırır?”

Almanya’nın Nürnberg şehrinde Wolf Bahn’ı tanıdım. 1990’lı yıllardı. Wolf, Müslüman olmuş, camiye gelmişti. Tanıştık, nasıl Müslüman olduğunu sordum. Cevabı şaşırtıcı idi: 

“Önce Mevlevi sonra Müslüman oldum.”

-Nasıl oldu diye üsteledim.

Anlattı.

Hıristiyanlığın amentüsü olan teslis aklına yatmamış. Diğer dinleri araştırmaya ve kitap okumaya başlamış. Hz. Mevlana’nın hayatını okumuş, çok hoşuna gitmiş. Bir Mevlevî bulup sohbet etmek amacıyla Konya’ya gelmiş. Mevlevî şeyhi Süleyman Dede ile tanışmış, uzun uzun sohbet etmişler. Wolf, İslam’ı seçme konusunda bir türlü karar verememiş.

Sohbet sonunda Süleyman Dede ona şu soruyu sormuş:

“Yaşadığın hayat seni Allah’a yaklaştırır mı?”

Wolf Bahn sözün burasında başını salladı, dudağını ısırdı ve şöyle dedi:

“Meselenin bam teline basmıştı. Düşündüm, yaşadığım hayat beni Allah’ı yaklaştırmaktan uzaktı. Beni Allah’a yaklaştıracak adımlar atmalıydım.”

Süleyman Dede şu teklifte bulunmuş:

“Benimle irtibatta kal, sana yol göstereyim. Her gün 33 kere Lailahe illellah, bir kere Muhammeden rasulüllah de. Bu söz aramızda irtibat parolası olsun.”

Wolf Almanya’ya dönmüş, araştırmaya ve düşünmeye devam etmiş. Sonunda Mesnevî’yi okumuş ve Müslüman olmuş.

Nürnberg’de tanıştığım yıllarda, Süleyman dedenin kendisine kendi adını verdiğini, Müslüman ismi olarak Süleyman’ı seçtiğini anlatmıştı. 

Nürnberg’de Mevlana Derneği kurduk, Süleyman Wolf Ban, Mesnevi’yi Almanca’ya çevirdi. Dernek vasıtasıyla birçok Alman İslam’ı tanıdı ve Müslüman oldu.

Bayramda cevaplamamız gereken en önemli soru şu:

“Ne bizi Allah’a yaklaştırır?” 

Hayat bir rüya. 

Yunus Emre tul-i emel peşinde koşarak yanlışlar yaptığımızı ifade için şöyle der:

“Geldi geçti ömrüm benim,

Bir yel esip geçmiş gibi.

Hele bana şöyle gelir,

Bir göz açıp yummuş gibi.

İş bu söze Hak tanıktır,

Bu can, gövdeye konuktur,

Bir gün ola çık gide,

Kafesten kuş uçmuş gibi.”

Gönül kuşu kafesten uçmadan ve bayramları fırsat bilerek bize Allah rızası kazandıracak işler yapmalı, Allah rızası peşinde koşmalıyız dostlarım.

Bayramınız feyizli ve mübarek olsun! 

 

  • Orhan özekinci Orhan özekinci 2 ay önce
    Uzun zamandan sonra bayramın gelmesi ile yazılar güzel ve manevi boyutlu hep siyaset konuşmaktan Allah rızası nasıl kazanılır unutuyoruz oysa siz unuttuklarımızı hatırlatıyorsunuz .. nicebayramlar aziz hocam