İşte İstanbul'da mutlaka görülmesi gereken selâtin camiler!

İstanbul’da bulunan 28 selâtin camii içinden, mimari özellikleri ve estetiğiyle mutlaka görülmesi gereken 13 tanesini sizler için bir araya getirdik.

19 Eylül 2017 Salı 12:57
İşte İstanbul'da mutlaka görülmesi gereken selâtin camiler!

Selâtin Camiler, padişahların emriyle yapılan camilerdir. Saray geleneğine göre, selâtin cami yapımı için bazı şartlar vardır.

Bu şartlardan ilki, padişahın önemli bir askerî zafer kazanmasıdır. Bu zaferin yanında, bir de önemli bir ganimet elde etmesi gerekir. Ayrıca bu camilerin inşasında devlet kasasına el sürülmez, inşaat padişahın şahsî serveti ile yapılırdı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda uzun süreler devam eden bu gelenek, Sultan I. Ahmet döneminde bozulmuş, padişahlar bundan sonra sefere gitmeden de selatin camii inşa etmiştir.

18. yüzyılda ise ganimet kazanma geleneği tamamen unutulmuştur.

Ayrıca selâtin camilerin şu gibi özellikleri de vardır:

-Camiler 24 saat açık olmalı

-Büyük olmalı

-Ramazan aylarında minareler arasında mahya asılmalı

-Hünkar mahfili olmalı

-Birden fazla minare olmalı

Klasik Osmanlı mimarisinin, son dönemlerde Avrupa mimarisine benzemesi, barok ve neogotik üslubun Osmanlı mimarisine yansıması, okul, hastane, saray veya devlet dairelerinde olduğu gibi, selatin camilerde de görülmüştür.

 

1-) Süleymaniye Camii- Mimar Sinan/ Kanuni Sultan Süleyman

Süleymaniye Camii, 1551-57 yılları arasında, Kanuni Sultan Süleyman için Mimar Sinan tarafından inşa edilen ve mimarın “kalfalık devri eseri” olarak nitelendirilen muazzam camidir.

Klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biri olarak görülen bu cami, 100’ü aşkın deprem görmesine rağmen hiçbir hasar almamış, duvarlarında hiçbir çatlak oluşmamıştır.

Süleymaniye, ışıklandırma için kullanılan kandillerin islerini temizleyecek hava akımına uygun bir şekilde inşa edilmiştir. Yani, cami içerisinde yağ lambalarından çıkan islerin tek bir noktada toplanmasını sağlayacak bir hava akımı oluşturacak şekilde inşa edilmiştir. Kandillerden çıkan isler, ana giriş kapısının üstündeki odacıkta toplanmış ve mürekkep yapımında kullanılmıştır.

Camideki mihrabın iki tarafındaki pencereler üzerinde Fetih Suresi, ana kubbenin ortasında ise Nur Suresi yazmaktadır. 4 minareli bu caminin hattatı Hasan Çelebi’dir.

Süleymaniye, 1985 senesinde Dünya Mirasları Listesi’ne dahil olmuştur.

 

2-) Sultan Ahmet Camii – Sedefkar Mehmed Ağa/ Sultan I. Ahmet

Sultan I. Ahmet için, Sedefkar Mehmed Ağa’nın inşa ettiği Sultan Ahmet Camii, mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle süslendiği ve ağırlıklı olarak mavi renk kullanıldığı için Avrupalılarca “Blue Mosque” olarak bilinmektedir.

Bu cami, külliyesiyle birlikte bakıldığı zaman, Türkiye’deki en büyük örneklerden biridir.

Bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Ama maalesef, günümüze bu yapıların bir kısmı ulaşmamıştır.

Sultan Ahmet Camii, Türkiye’nin ilk altı minareli camii olsa da, en dikkat çeken detaylarından biri caminin mihrabıdır. İnce işçilik ile yapılmış harika detayların olduğu bu mihrap, mermerden oyulmuştur. Mihraba bitişik duvarlar ise seramik çinilerle kaplanmıştır.

 

3-) Fatih Camii – Sinaüddin Yusuf bin Abdullah/ Fatih Sultan Mehmet

1462-69 yılları arasında yapımı tamamlanan Fatih Camii, meşhur 1509 İstanbul depremi sırasında büyük hasar görmüş, II. Bayezid’in emriyle onarılmıştır.

Daha sonra 1766 senesinde yaşanan depremden sonra neredeyse tamamen yıkılmış, 1767-71 yılları arasında Sultan III. Mustafa’nın emriyle Mehmet Tahir Ağa’ya tamir ettirilmiştir.

Caminin ilk halinden bugün yalnızca şadırvan avlusunun üç duvarı, şadırvan, tac kapı, mihrap, minareler ve çevre duvarının bir kısmı kalmıştır. Bu nedenle caminin orijinal görüntüsü tamamen bozulmuştur.

Ayrıca 1999 depreminden sonra caminin zemininde kayma tespit edilmiş, bu nedenle bir süre onarılan cami 2012 senesinde tekrar ibadete açılmıştır.

 

4-) Eyüp Sultan Camii  

Hazret-i Muâviye zamanında İstanbul kuşatmasında şehit olan, sahâbeden Hâlid ibni Zeyd Ebâ Eyyûb el-Ensârî’nin kabrinin, Fâtih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’in kerametiyle bulunmasının ardından, Fatih Sultan Mehmet, burada bir türbe ile bir cami yapılmasını emretti ve bu cami 1458 senesinde ibadete açıldı. Caminin ibadete açılmasının ardından, kısa sürede cami çevresi Müslüman halkın yaşadığı bir yer haline geldi.

Haliç kıyısında bulunan Eyüp Camii, Fatih’ten sonra bütün padişahların kılıç kuşandığı yer olmuştur.

Çıkıntılı bir mihraba sahiptir. Merkez kubbe, altı sütun ve iki fil ayağına müstenit kemerlere yaslanır. Etrafında yarım kubbe, ortasında Eyüp Sultan’ın türbesi, sandukasının ayak ucunda bir pınar, avlu ortasında bir çınar bulunmaktadır.

 

5-) Beylerbeyi – Mehmed Tahir Ağa/ I. Abdülhamid

1777 senesinde yapımına başlanan Beylerbeyi Camii veya diğer ismiyle Hamid-i Evvel Camii, Sultan I. Abdülhamid tarafından, annesi Rabia Sermi Sultan’ın anısına yaptırılmıştır. 1778 senesinde inşası tamamlanan bu cami, barok tarzında yapılmış, taşıyıcı duvarları kesme taştan inşa edilmiştir. Ana giriş, deniz tarafındadır.

55 pencereli ve iç mekanda kalem işleriyle süslenmiş duvarlarda her ne kadar Osmanlı çinileri bulunsa da, Avrupa çinileri de göze çarpmaktadır. Kubbe kasnağında 1945 senesinde Hattat Halim tarafından yenilenen “Esmâ-i Hüsnâ” bulunmaktadır.

 

6-) Büyük Mecidiye Camii – Nigoğos Balyan/ Abdülmecid

Halk arasında bilinen ismiyle Ortaköy Camii, 1853 senesinde Ermeni mimar Nigoğos Balyan tarafından yapılmıştır.

İstanbul’daki en kibar camilerden biri olan Büyük Mecidiye Camii, İstanbul Boğazı’nı görebilecek eşsiz bir manzaradadır. Camideki geniş ve yüksek pencereler, Boğaz’dan gelen değişik ışıkları caminin içine taşıyacak bir biçimde düzenlenmiştir.

Tek şerefeli iki minare, beyaz kesme taştan yapılmıştır. Mihrap mozaik ve mermerden, minber ise somaki kaplı mermerden yapılmıştır

 

7-) Dolmabahçe Camii – Garabet Balyan/ Abdülmecid

Esas ismi Bezmiâlem Valide Sultan Camii olsa da, konumundan dolayı Dolmabahçe Camii olarak adlandırılan yapı, 23 Mart 1855 tarihinde, Cuma töreninde hizmete açılmıştır.

Caminin en belirgin özelliği, kendine has geometriye sahip olmasıdır. Cami ve hünkar bölümleri, işlevlerine bağlı olarak ayrı ayrı tasarlanmış ve sonradan birleştirilmiş gibidir.

Dolmabahçe Camii’nin geometrisi, ampir üslubunun 19. yüzyılın ortasındaki en bütüncül örneklerinden biridir.

 

8-) Nusretiye Camii – Krikor Balyan/ II. Mahmut

Tophane Camii olarak da adlandırılan bu yapı, inşa edildiği yıllarda etkin olan ampir ve barok üslup etkisinde yapılmıştır. Tarihî İstanbul sınırlarının dışında inşa edilmiş en büyük mâbedlerden birisidir.

Tek kubbeli caminin kubbe yüksekliği 29 metredir.

Çok ince, ikişer şerefeli iki minaresi vardır.

Caminin kapısı da barok tarzda inşa edilmiş, 4 metre yükseklikte ve 2,10 metre genişliktedir. Kapının üzerindeki hat yazısı Yesarizade Mustafa İzzet Efendi’ye aittir.

 

9-) Yıldız Hamidiye Camii - Sarkis Balyan /II. Abdülhamid

1886 senesinde ibadete açılan bu cami, tipik bir Osmanlı son dönem mimarisidir. Osmanlı klasik dönem mimarisinden oldukça uzak olan bu camide 17 pencere vardır. Neogotik pencereler, mukarnas dizisi cami kasnağına ayrı bir hava katmıştır.

Ufak kubbenin bezemelerindeki mavi üzerine yıldız işlemeler ve hünkar kasrındaki altın varak, camideki zengin işlemelere güzel bir örnektir.

 

10-) Yeni Camii – Mimar Dalgıç Ahmed Ağa/ IV. Mehmed

Yeni Camii, 1597 senesinde Safiye Sultan’ın emriyle (III. Murad’ın eşi) 1665 senesinde Mimar Davut Ağa tarafından yapılmaya başlanmıştır. Osmanlı dönemi Türk mimarisinde yapımı en uzun süren camidir. Safiye Sultan vefat ettikten sonra yarım kalan inşaat, başlangıç tarihinden 66 sene sonra tamamlanabilmiştir.

Tam bir klasik Osmanlı mimarisi örneği olan Yeni Camii, İstanbul siluetine büyük katkı sağlar.

Hünkar mahfilinin altında maksurelerin dayandığı sütunlardan ayrı iki tane mermer sütun mevcuttur. Bu sütunlar, Girit Savaşı’ndaki ganimetlerden alınarak buraya konulmuştur.

Caminin kubbesi 16,20 metredir. Dört fil ayağı tarafından taşınan ana kubbe, dört yarım kubbe ile genişletilmiştir.

Caminin güneybatı tarafındaki avlu duvarında 3 tane güneş saati vardır.

 

11-) Pertevniyal Valide Sultan Camii – Montani/ Sultan Abdülaziz

1869-71 yılları arasında Aksaray/ Fatih’te inşa edildi.

Caminin tasarımı neogotiktir. Klasik Osmanlı camilerinden tamamen farklıdır.

Caminin tek kubbesi vardır. Bu kubbe yüksek olsa da, çap bakımından küçüktür.

Caminin iç mekanını, baştan sonra altın yaldızla parlatılan mavi rengin egemen olduğu kalem işi süslemeler güzelleştirmektedir.

 

12-) Büyük Selimiye Camii - III. Selim

Cami, mermer ve ahşap işçiliği bakımından 19. yüzyılın ilk önemli örneklerinden birisidir. 

Dört girişi olan ve içerisinde çınar ağaçları bulunan geniş bir avlu ile çevrelenmiştir. Tak halinde ve harpuştalı olan bu girişlerin sadece birinin dışına, diğer üçünün ise hem iç hem de dış cephelerine Kur'an'dan ayetler yazılmıştır. 

 

13-) Şehzade Camii 

1548 senesinde açıldı. 

18,42 metrelik kubbesi 4 büyük yarım kubbeye yaslanır. Şadırvanavlusu 12 sütunda 16 kubbelidir.

İkişer şerefeli çift minaresi vardır. Aynı zamanda imaret ve medrese, tabhane, türbeler cami bahçesinde ve arka sokaktadır.

 

 

Haber Tarihi: 19 Eylül 2017 Salı 12:57
  • HasanHasan2 ay önce
    Üsküdar Selimiye camisi nerede 3 selim tarafından Selimiye kışlası yanında bulunuyor ne biçim araştırma bu ?

Günün Karikatürü

Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 22.11.2017