• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Kur'an öpen Aliyev'e gönderme: Kitabını öpüyor, emrini yasaklıyor: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

Azerbaycan'da devlet okullarında tırmandırılan başörtüsü engeli, İlham Aliyev'in Kur'an-ı Kerim öptüğü görüntülerle savunulmaya çalışılınca vicdanları ayağa kaldırdı. AzTV ekranlarında verilen "laiklik" mesajlarını samimiyetsiz bulan kamuoyu, Aliyev yönetimine tepki gösterdi. Ekranda Kur'an-ı Kerim'i öpüp okul kapısında tesettürü yasaklamanın büyük bir çelişki olduğunu vurgulayan vatandaşlar, yaşanan duruma "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!" dedirtti.

6 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Ali

Gardaşınız bu mu
  • 16 Dakika Önce

Ligene

Babası KGB deki tek Türk. Rusya Siyonizmin kominist şubesi.Gerisini siz düşünün.İHH dan ses bekleniyor.Bakalím Azerbaycanı protesto edecek mi
  • 1 Saat Önce

Mehmet1

Bu adamda chpliler gibiler camiye bakın biz Müslümaniz Buda aynısı bakın ben kuranı öpüyorum ben Müslümanım ama Islamın kurallarını çiynerim
  • 1 Saat Önce

Ömer

Senin Müslümanlıkla alakan yok..müslümana zulüm yapan müslüman değildir
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

KİTABINI ÖPÜP EMRİNİ ÇİĞNEYENLER: BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU? Bir elinde huşu içinde öptüğü kutsal kitapla kameralara poz verirken, diğer eliyle o kitabın en net emirlerini yasaklayan bir zihniyet, maskesi ilk saniyede düşen trajikomik bir tiyatrodan başka bir şey değildir. Azerbaycan yönetiminin devlet okullarında tırmandırdığı başörtüsü zulmünü perdelemek için İlham Aliyev’in Kur’an-ı Kerim öptüğü karelere sığınması, halkın inancıyla alay eden organize bir riyakarlıktır. AzTV ekranlarından fışkıran o bayat "laiklik" söylemleri, bu vicdan yaralayan despotizmi gizlemeye yetmediği gibi, muktedirlerin kendi toplumuna ne kadar yabancılaştığını da tescillemektedir. Karşımızdaki tablo, "Kitabını öpüp, emrini çiğneyenlerin" pervasızlığıdır ve bu kirli çelişki ancak tek bir cümleyle özetlenebilir: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Bu topraklara hiç yabancı olmayan bu kibirli ve dayatmacı ruh, Türkiye’nin karanlık 28 Şubat dönemini akıllara kazımaktadır. O dönemde "Laiklik tehdidi terörden bile önceliklidir" diye meydan okuyan generallerin veya "Laik olmayan insan değildir" diyecek kadar haddini aşan Yargıtay başsavcılarının akıbeti hafızalardadır; her biri tarihin ve milletin vicdanında hak ettiği layığını bulmuş, silinip gitmiştir. Bugün aynı nobran zihniyetin amigoluğuna soyunan İlham Aliyev yönetimi de er ya da geç bu adaletsizliğin hesabını tarih önünde verecek, kaçınılmaz layığını bulacaktır. Ancak bu süreçte en büyük yarayı, en kutsal hakları ellerinden alınan, inançları yüzünden okul kapılarından çevrilen o gencecik, masum kız çocukları almaktadır. Azerbaycan; yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle, bereketli topraklarıyla dünyanın en müreffeh, en huzurlu ülkelerinden biri olabilecekken, halkın mutsuzluğa ve baskıya mahkûm edilmesi apaçık bir ihanettir. Bu zengin coğrafyanın üzerinde yükselen sefalet ve diktatörlüğün arkasında, küresel efendilerinin ve siyonist odakların kuklalığını yapan bir irade barınmaktadır. Kendi halkının mukaddesatına savaş açan bu yönetim, bağımsız bir devlet refleksiyle değil, dış mihrakların talimatlarını harfiyen yerine getiren bir taşeron gibi hareket etmektedir. Koltuklarını korumak uğruna her şeyi dümdüz etmeye yeltenenler, efendilerinden aldıkları emirlerle öz kardeşlerinin inancını çiğnemektedir. Nihayetinde tarih, sarayların ihtişamına ve zalimlerin sahte dindarlık maskelerine değil, mazlumların ahına ve hakkın değişmez hukukuna şahitlik eder. Bugün koltuklarını korumak için kutsalları basamak yapanlar, 95 yıllık bir çınarın hafızasından geçip giden nice despotlar gibi, devrilecekleri günü bekleyen birer figürandan ibarettir. Ne parlatılan laiklik yalanları ne de kameralar önünde hürmet gösterilen o kutsal sayfalar bu zulmü ebediyen gizleyebilir. İlahi adalet terazisi şaşmaz; halkının inancını küresel efendilerine kurban edenlerin tahtları sallanırken, zulme karşı başını eğmeyen o gencecik kızların izzeti, bu toprakların en büyük zaferi olarak tarihe kazınacaktır. Kulun hesabı varsa, şüphesiz Allah’ın da bir hesabı vardır ve o hesap günü yakındır.
  • 2 Saat Önce

türk

türban kuran ı kerim in emri değildir.
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

KİTABINI ÖPÜP EMRİNİ ÇİĞNEYENLER: BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU? Bir elinde huşu içinde öptüğü kutsal kitapla kameralara poz verirken, diğer eliyle o kitabın en net emirlerini yasaklayan bir zihniyet, maskesi ilk saniyede düşen trajikomik bir tiyatrodan başka bir şey değildir. Azerbaycan yönetiminin devlet okullarında tırmandırdığı başörtüsü zulmünü perdelemek için İlham Aliyev’in Kur’an-ı Kerim öptüğü karelere sığınması, halkın inancıyla alay eden organize bir riyakarlıktır. AzTV ekranlarından fışkıran o bayat "laiklik" söylemleri, bu vicdan yaralayan despotizmi gizlemeye yetmediği gibi, muktedirlerin kendi toplumuna ne kadar yabancılaştığını da tescillemektedir. Karşımızdaki tablo, "Kitabını öpüp, emrini çiğneyenlerin" pervasızlığıdır ve bu kirli çelişki ancak tek bir cümleyle özetlenebilir: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Bu topraklara hiç yabancı olmayan bu kibirli ve dayatmacı ruh, Türkiye’nin karanlık 28 Şubat dönemini akıllara kazımaktadır. O dönemde "Laiklik tehdidi terörden bile önceliklidir" diye meydan okuyan generallerin veya "Laik olmayan insan değildir" diyecek kadar haddini aşan Yargıtay başsavcılarının akıbeti hafızalardadır; her biri tarihin ve milletin vicdanında hak ettiği layığını bulmuş, silinip gitmiştir. Bugün aynı nobran zihniyetin amigoluğuna soyunan İlham Aliyev yönetimi de er ya da geç bu adaletsizliğin hesabını tarih önünde verecek, kaçınılmaz layığını bulacaktır. Ancak bu süreçte en büyük yarayı, en kutsal hakları ellerinden alınan, inançları yüzünden okul kapılarından çevrilen o gencecik, masum kız çocukları almaktadır. Azerbaycan; yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle, bereketli topraklarıyla dünyanın en müreffeh, en huzurlu ülkelerinden biri olabilecekken, halkın mutsuzluğa ve baskıya mahkûm edilmesi apaçık bir ihanettir. Bu zengin coğrafyanın üzerinde yükselen sefalet ve diktatörlüğün arkasında, küresel efendilerinin ve siyonist odakların kuklalığını yapan bir irade barınmaktadır. Kendi halkının mukaddesatına savaş açan bu yönetim, bağımsız bir devlet refleksiyle değil, dış mihrakların talimatlarını harfiyen yerine getiren bir taşeron gibi hareket etmektedir. Koltuklarını korumak uğruna her şeyi dümdüz etmeye yeltenenler, efendilerinden aldıkları emirlerle öz kardeşlerinin inancını çiğnemektedir. Nihayetinde tarih, sarayların ihtişamına ve zalimlerin sahte dindarlık maskelerine değil, mazlumların ahına ve hakkın değişmez hukukuna şahitlik eder. Bugün koltuklarını korumak için kutsalları basamak yapanlar, 95 yıllık bir çınarın hafızasından geçip giden nice despotlar gibi, devrilecekleri günü bekleyen birer figürandan ibarettir. Ne parlatılan laiklik yalanları ne de kameralar önünde hürmet gösterilen o kutsal sayfalar bu zulmü ebediyen gizleyebilir. İlahi adalet terazisi şaşmaz; halkının inancını küresel efendilerine kurban edenlerin tahtları sallanırken, zulme karşı başını eğmeyen o gencecik kızların izzeti, bu toprakların en büyük zaferi olarak tarihe kazınacaktır. Kulun hesabı varsa, şüphesiz Allah’ın da bir hesabı vardır ve o hesap günü yakındır.
  • 2 Saat Önce

SIDDIK

Aliyev Azerbaycan Müslüman görüntülü hırıstiyan batı israil yanlı Allah islah etsin Aliyev camii Müslüman tesettürlü halka eziyet ediyorsun
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23