• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Kabe'ye İHA saldırısı! Suudi Arabistan'dan son dakika açıklaması

Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu, Husiler tarafından fırlatıldığı belirtilen bir İHA'nın Mekke'deki yasaklı hava sahasına girmeye çalışırken tespit edilerek imha edildiğini açıkladı. Koalisyon Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki, hac ve umre ziyaretçilerinin güvenliğinin “kırmızı çizgi” olduğunu belirterek caydırıcı tedbirlerin alınacağını duyurdu. Husiler ise Mekke'yi hedef aldıkları yönündeki açıklamaları reddetti.

4 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Süleyman

Oyuna gelmeyin. Kabe Sünni Şii farketmez müslümanların ancak yahudi ve hıristiyanların degil. Kuklalar aracılığıyla müslüman müslümana kirdirilmaya çalışılıyor.
  • 16 Dakika Önce

Mahmud

Oyuna gelmeyin erbakan hocam yaşasa idi bu oyunu bozardı
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Yemen'deki Ensarullah Hareketi, bilinen adıyla Husiler, kuruldukları günden bu yana İsrail ve Amerika karşıtı sloganları ana doktrinleri haline getirmişlerdir. Ancak uluslararası ilişkilerde aktörlerin niyetleri, ideolojik sloganlarından ziyade eylemlerinin doğurduğu stratejik sonuçlarla ölçülür. İslam dünyasının kalbi ve ortak mukaddesatı olan Mekke-i Mükerreme’ye ve Kabe’nin bulunduğu yasaklı hava sahasına yönelik İHA saldırısı girişimleri, bu tezatlığı en uç noktaya taşıyan bir gelişmedir. Görünürde İran’ın bölgesel nüfuz alanı içerisinde hareket eden Husilerin, İslam dünyasını derinden sarsacak bu tür eylemleri, bölgesel dengeler ve arka plandaki büyük resim açısından çok katmanlı bir analizi zorunlu kılmaktadır.Husilerin lojistik, finansal ve askeri olarak İran tarafından desteklendiği, uluslararası raporlarca tescillenmiş bir gerçektir. İran, Suudi Arabistan'ı Yemen üzerinden çevrelemek ve Körfez'deki enerji hatlarını baskı altında tutmak için Husileri stratejik bir kaldıraç olarak kullanmaktadır. Ancak Kabe gibi tüm Müslümanların ortak kutsalına yönelik doğrudan veya dolaylı bir tehdit, Tahran’ın İslam dünyasında liderlik iddiasına ve yumuşak gücüne tamir edilemez bir zarar verir. Bu noktada iki ihtimal öne çıkmaktadır; ya Husiler, İran'ın tam kontrolü altında olmayan, kendi yerel intikam ajandalarıyla hareket eden otonom bir yapıya dönüşmektedir ya da bu saldırılar kontrollü bir gerilim stratejisinin parçasıyken kontrolden çıkma riski taşımaktadır. Her iki durumda da İslam dünyasında kaosu tetikleyecek bir eylem, İran'ın rasyonel devlet çıkarlarıyla uyuşmamaktadır.Tarihsel ve jeopolitik perspektiften bakıldığında, Ortadoğu'daki her büyük İslami iç çatışma ve kutsallara yönelik her tecavüz girişimi, bölgede güvenlik mimarisini kendi lehine yeniden inşa etmek isteyen İsrail’in elini güçlendirmiştir. Siyonist ideolojinin uç radikal kanatları tarafından savunulan ve Arz-ı Mev'ud olarak bilinen bölgesel genişleme hedefleri, ancak bölge devletlerinin parçalandığı, iç savaşa sürüklendiği ve kendi kutsallarını bile koruyamaz hale geldiği bir kaos ortamında zemin bulabilir. İslam dünyasının kendi içinde mezhepsel ve siyasi olarak tamamen bölünmesi, dış bir tehdide karşı ortak bir refleks geliştirmesini engeller. Diğer yandan Husilerin Mekke'yi tehdit etmesi, Körfez ülkeleri ve Sünni İslam dünyasındaki birinci derece tehdit algısını İsrail'den uzaklaştırarak İran ve vekillerine yöneltmektedir. Bu durum, İsrail’in bölgede bir güvenlik ortağı olarak kabul görme sürecini ve normalleşme adımlarını perde arkasından besleyen en büyük motivasyon kaynağıdır.Siyaset felsefesinde bir olayın arkasındaki gizli özneyi bulmak için sıklıkla bu durum kimin işine yarıyor sorusu sorulur. Mekke hava sahasının ihlal edilmesi ve İslam dünyasında infial yaratacak bir saldırı senaryosu, Müslüman devletleri birbirine düşürürken Suudi Arabistan ile İran arasındaki yumuşama adımlarını sabote etmekte ve uluslararası kamuoyunun dikkatini Filistin coğrafyasındaki insani dramlardan uzaklaştırmaktadır. Bu sonuçların tamamının doğrudan fayda sağladığı yegane merkez ise Tel Aviv'dir. Husilerin fırlattığı bir İHA'nın yarattığı jeopolitik dalga, İsrail stratejistleri için bölgeyi böl, parçala ve yönet formülüyle dizayn etme fırsatı sunmaktadır.Sonuç olarak, Husilerin veya arkalarındaki güçlerin niyetleri ne olursa olsun, Kabe'yi ve kutsal toprakları hedef alan her eylem, İslam dünyasının kendi kendini tüketmesi anlamına gelmektedir. Bu tür saldırılar, faillerinin iddia ettiği gibi emperyalizme veya Siyonizme bir darbe vurmamakta; aksine, bölgeyi istikrarsızlaştırarak İsrail'in bölgesel hegemonya ve teolojik genişleme ideallerine giden yolu temizlemektedir. Dolayısıyla Ortadoğu'daki vekâlet savaşlarını değerlendirirken, namlunun ucuna değil, tetiğin çekilmesiyle ortaya çıkan kaosun nihai olarak kimin sınırlarını ve güvenliğini tahkim ettiğine bakmak rasyonel analizin en temel gerekliliğidir.
  • 1 Saat Önce

RI

Netanyahu ne dedi, bütün eksenleri kıracağız.Herkes bunu silahlı mücadele zannetti.Halbuki bu eksen kırma işi fitne ile olacak.Şu anda Mekke eksenine müdehale var...
  • 2 Saat Önce

Yorum

Haber içeriğinden husilen böyle bişey yok diyor ama başlığa bakar an Tsk nın suud ları savunmasının yolu yapılıyor! Bu ihaneti tarih yazar!
  • 2 Saat Önce

Fiko

Artık Müslümanların kırmızı çizgilerine müdahale edecek kadar biz müminler bunları çok şımartmışız. Allah kahretsin diyorum onları
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23