• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

'Bosna Kasabı' lakaplı Sırp katil komutan Ratko Mladiç öldü

Bosna'da soykırım, savaş suçu ve insanlığa karşı suçlardan mahkum edilen katil Sırp komutan Ratko Mladiç öldü.

6 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Misafir

İyiki gebermiş
  • 1 Saat Önce

Kaktus Sydney

Zalimler icin yasasin cehennem!
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Tarihin Aynasında İki Kasap: Ratko Mladiç’ten Binyamin Netanyahu’ya Katliamın Anatomisi! Zaman, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarını yazan zalimler için nihai hükmünü er ya da geç verir. 1990'lı yıllarda Avrupa'nın ortasında, Birleşmiş Milletler'in (BM) sözde güvenli bölgesinde 8 binden fazla masum Boşnak Müslümanı katleden, "Türklerden intikam alma zamanı geldi" diyerek nefret kusan "Bosna Kasabı" Ratko Mladiç, ömrünü parmaklıklar ardında tamamlayarak bu dünyadan göç etti. Mladiç’in ölümü, sadece bir savaş suçlusunun fiziksel yok oluşu değil; aynı zamanda cezasız kalmayan suçların, ne kadar saklanılırsa saklanılsın adaletin pençesinden kaçılamayacağının zamansız bir hatırlatıcısıdır. Ancak bugün insanlık, Mladiç’in arkasında bıraktığı karanlık mirasın bir benzerinin Gazze şeridinde, modern dünyanın canlı yayınları altında yeniden üretilmesine tanıklık ediyor. Dönemin "Bosna Kasabı" Mladiç ile bugünün uluslararası arenada "Gazze Kasabı" olarak nitelendirilen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında kurulan tarihsel ve yöntemsel bağ, kötülüğün ideolojiler değişse de metodolojisinin hiç değişmediğini gözler önüne seriyor. 1. Güvenli Bölgelerin "Toplu Mezara" Dönüştürülmesi Ratko Mladiç'in tarihe kazıdığı en büyük vahşet, BM tarafından "güvenli bölge" ilan edilen Srebrenitsa'da yaşandı. Silahlardan arındırılan ve uluslararası hukukun güvencesinde olduğu söylenen masum siviller, Hollandalı askerlerin korumasızlığı ve Sırp ordusunun barbarlığıyla baş başa bırakılarak katledildi. Aynı stratejik vahşet bugün Gazze'de sahneleniyor. Netanyahu hükümeti, Gazze halkına "güvenli bölgelere gidin" çağrıları yaptıktan hemen sonra, sığınılan mülteci kamplarını, okulları, hastaneleri ve BM binalarını modern mühimmatlarla bombalıyor. Tıpkı Srebrenitsa’da olduğu gibi, "güvenli" kelimesi modern dünyada bir kez daha katliamın tuzak kelimesine dönüştürülmüş durumdadır. 2. Sistematik Dehümanizasyon (İnsansızlaştırma) Mladiç, Boşnakları düşman olarak değil, yok edilmesi gereken tarihsel figürler ve "yaratıklar" olarak kodlamıştı. Sırp askerlerine bu nefreti aşılayarak kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeksizin kitlesel imha emirleri verdi. Netanyahu ve kabinesinin Gazze operasyonları sırasındaki söylemleri bu hastalıklı zihniyetle birebir örtüşmektedir. Filistinliler için açıkça kullanılan "insansı hayvanlar" nitelemesi, hastanelerin ve sivil altyapının meşru hedef gösterilmesi, düşmanı tamamen "insan dışı"laştırma politikasının bir ürünüdür. Dehümanizasyon, soykırımın ilk ve en tehlikeli aşamasıdır; Mladiç bunu sahada kurşunlarla uygulamıştı, Netanyahu ise bunu modern teknoloji ve füzelerle icra ediyor. 3. Uluslararası Toplumun İkiyüzlülüğü ve "Seyirci" Kalışı 1992-1995 yılları arasında Bosna'da yükselen çığlıklara karşı Batı dünyası yıllarca kör, sağır ve dilsiz kaldı. Katliamın boyutları gizlenemez hale gelene kadar somut bir adım atılmadı. Bugün Gazze'de bir yılı aşkın süredir devam eden ve on binlerce çocuğun canına mal olan soykırım döngüsünde de uluslararası toplum, BM Genel Kurulu kararlarına ve Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) ihtiyati tedbir kararlarına rağmen felç olmuş durumdadır. Batılı başkentlerin Netanyahu hükümetine sağladığı diplomatik kalkan ve silah desteği, 90'lardaki ambargoların ve eylemsizliğin modern ve daha suçlu bir versiyonudur. Adaletin Kaçınılmaz Sonu Ratko Mladiç, Sırbistan dağlarında ve köylerinde tam 15 yıl boyunca adaletten kaçabileceğini sandı. Ancak tarih, adaletin bazen gecikse de rotasından sapmadığını kanıtladı. 2011'de yakalandı, Lahey'de yargılandı ve insanlığa karşı işlediği suçların bedelini müebbet hapis cezasıyla, dört duvar arasında ödeyerek can verdi. Binyamin Netanyahu hakkında da bugün Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından yakalama kararları ve savaş suçu suçlamaları gündemdedir. Tarih bize gösteriyor ki; askeri güç, geçici siyasi korumalar veya teknolojik üstünlük hiçbir zalimi sonsuza kadar koruyamaz. Mladiç'in cezaevi hücresinde noktaladığı sefil hayatı, bugün masumların kanı üzerinden siyasi ikbal devşiren Netanyahu ve benzeri tüm figürler için kaçınılmaz bir istikbal aynasıdır. İnsanlık hafızası Mladiç'i nasıl lanetle anıyorsa, bugünün kasaplarını da aynı hak edilmiş lanetle tarihin çöplüğüne gömecektir.
  • 2 Saat Önce

Vatandaş

Rabbimden seni kim kurtaracak?
  • 2 Saat Önce

Ibrahim

Allah Teala’ya şükürler olsun ki cehennemi yarattı. Zalimler için yaşasın cehennem
  • 2 Saat Önce

Necdet

Ateşi bol olsun
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23