• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hilmi Tuna Kuriş’in kaçtığı aracın şoförüydü: Mehmet Özmen'in sicili karanlık çıktı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın firari Hilmi Tuna Kuriş’in yurt dışına kaçışına ilişkin yürüttüğü soruşturmada şok detaylar gün yüzüne çıktı. Kuriş’i kaçırırken yakalanan ve eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e tahsisli aracın şoförlüğünü yapan Mehmet Özmen’in FETÖ üyeliği dahil çok sayıda adli kaydının bulunduğu belirlendi. Özmen’in ayrıca Seda Kuriş adına lüks araç alımı için milyonlarca lira aktardığı ve üzerine kayıtlı çok sayıda gayrimenkul olduğu tespit edildi.

4 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

YILMAZ DURMUŞ

Bunlarında aynen fetöcülerin uyguladığı sistemi uyguladıkları anlaşılıyor. Dini alet ederek kendi dünyalıklarını temin ederken yurtdışı istihbarat örgütleriyle de koordineli çalışmaları tam anlamıyla VATAN HAİNİ damgasını yemeyi hak ediyorlar. Cenabı Allah hepsinin belasını versin
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

BU TAKLACI İDRİS PEK TEKİN BİRİ GİBİ GÖRÜNMÜYOR! Hilmi Tuna Kuriş’in yasa dışı yollarla yurt dışına kaçış girişiminde kullanılan lüks aracın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına 2030 yılına kadar koruma statüsüyle resmi olarak tahsis edilmiş çakarlı bir araç çıkması, Türkiye’nin yerleşik siyaset-ticaret-tarikat ilişkileri açısından sarsıcı bir nitelik taşımaktadır. Soruşturma kapsamında, söz konusu aracın tescilli olduğu lojistik şirketinin sahibi ve kaçış anındaki şoförü olan Mehmet Özmen’in geçmiş adli kayıtlarında FETÖ üyeliği iddialarının bulunması, Kuriş ailesine ait lüks araçlar için milyonlarca liralık para transferleri gerçekleştirmiş olması ve üzerine kayıtlı ciddi gayrimenkul varlıklarının saptanması, olayın arkasındaki organize ağın derinliğini açıkça ortaya koymaktadır. Yaşanan bu son skandal, devlet otoritesinin en tepe noktalarında görev yapmış bir eski bakanın, karanlık adli sicillere sahip figürlerle ve illegal yapılarla ne tür bir ilişki dinamiği içinde bulunabileceğine dair sorgulamaları kaçınılmaz hale getirmiştir. Siyasi analiz ve kamuoyu hafızası perspektifinden bakıldığında, geçmişte "Taklacı İdris" lakabıyla anılan ve görev süresi boyunca sarsıcı iddialarla anılmış olan İdris Naim Şahin’in isminin bu denli organize bir firar ağının merkezinde yer alması iki farklı ihtimali barındırmaktadır. Birinci ve en hafif ihtimal, eski bakanın resmî imtiyazlarının ve devlet tarafından kendisine sağlanan koruma zırhının, etrafındaki nüfuz tacirleri ve lojistik şirketleri tarafından arkasından iş çevrilerek suiistimal edilmiş olmasıdır. Nitekim Şahin yaptığı ilk açıklamalarda, bahse konu kişileri tanımadığını, aracı İstanbul’a geldiğinde kullanmak üzere yasal olarak kiraladığını ve izni dışında firar eyleminde kullanılması nedeniyle şirket sahibi Mehmet Özmen hakkında suç duyurusunda bulunduğunu beyan etmiştir. Ancak devletin en hassas güvenlik bürokrasisinin başında bulunmuş bir figürün, 10-15 yıldır tanıdığını bizzat itiraf ettiği ve altındaki çakarlı makam aracını emanet edecek kadar güvendiği bir şahsın karanlık sicilinden, para trafiklerinden ve yürüttüğü illegal faaliyetlerden bihaber olduğunu savunması, devlet ciddiyeti ve istihbari öngörü ilkeleriyle bağdaşmamakta, kamuoyu nezdindeki inandırıcılık bariyerine takılmaktadır.p İkinci ve çok daha vahim olan yapısal sorgulama ise eski bakanın bu çetenin ve suç ağının sıradan bir kurbanı değil, doğrudan bu ağın hiyerarşik bir parçası veya koruyucu şemsiyesi olup olmadığı sorusudur. Türkiye’nin yakın tarihinde tarikatların, cemaatlerin ve çıkar amaçlı suç örgütlerinin devlet mekanizmalarına sızarken en çok ihtiyaç duydukları unsur, operasyonel hareket serbestisi sağlayan "siyasi dokunulmazlık" ve "resmî koruma kalkanlarıdır". Yurt dışına milyarlarca liralık kayıt dışı para aktardığı iddia edilen bir suç örgütünün firari lider kadrosunu, polis takibinden kaçırmak amacıyla İçişleri Bakanlığı yapmış bir ismin çakarlı ve geçiş üstünlüğüne sahip aracının seçilmesi asla bir tesadüf olarak nitelendirilemez. Eğer eski bir bakan, geçmiş ilişkileri, siyasi pozisyon arayışları veya finansal bağımlılıkları sebebiyle bu illegal odaklarla organik bir ortaklık zeminine oturmuşsa, bu durum onun doğrudan çetenin lojistik ve koruyucu bir elemanı haline geldiği şüphesini hukuken de siyaseten de güçlü bir şekilde doğrulamaktadır. Sonuç olarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bu kritik soruşturma, sadece bir cemaat veya suç örgütü operasyonu olmanın ötesine geçerek, devletin unvanlarını ve imtiyazlarını arkasına alan yapıların illegal ağlara nasıl can suyu olabildiğini gösteren turnusol kağıdına dönüşmüştür. İdris Naim Şahin’in "haberim yoktu" savunmasının arkasına sığınarak hukuki sorumluluktan sıyrılıp sıyrılamayacağı, yargının bu olayın üzerine ne derece kararlılıkla gideceğine bağlıdır. Şayet bir ülkenin eski içişleri bakanının tahsisli aracı, FETÖ sicilli şoförler eliyle holdingleşmiş kriminal yapıların firar unsuru haline gelebiliyorsa, orada sadece şoförün karanlık sicili değil, o araca o imtiyazı sağlayan tüm ilişkiler ağı topyekûn mercek altına alınmalı ve yargı önünde hesap vermelidir.
  • 2 Ay Önce

Sedat

İdris Naim sahin feto destekcısı oldugunu bu yuzde ak partiden ıstıfa etmek zorunda kaldıgınısagır sultan bıle duydu bellıkı İdris Naim fetocu ve solomoncu hep birlikte planlamışlar bu ısı sasırdıkmı tabııkı hayır hepsı bır sekılde ısraıl baglantılı bu sebeple ucu bır arada
  • 2 Ay Önce

ata

reis, ceddine rahmet... ülkeye çökmüş her ne tipten kene varsa ayıklıyorsun. bin yaşa.... rabbim güç, kuvvet, uzun ömür versin....
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23