• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Cinsel ilişki, şantaj ve idam... Mekke’de camideki rezilliğin perde arkası ortaya çıktı

Cinsel ilişki, şantaj ve idam... Mekke’de camideki rezilliğin perde arkası ortaya çıktı

7 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

KÂBE’NİN GÖLGESİNDE İDAM KARARI! PEKİ YA GERÇEKLER GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLSE? Kutsal topraklarda yaşandığı iddia edilen olay, vicdanlarda büyük soru işaretleri bıraktı! Mekke… Müslümanların kıblesi, yeryüzünün en mukaddes beldelerinden biri. Milyonlarca insanın gözyaşları içerisinde dua ettiği, Allah'ın huzurunda boyun büktüğü, günahlarından arınmak için ellerini semaya açtığı kutsal topraklar… Şimdi bu mukaddes mekânla ilgili öyle bir haber gündeme getirildi ki insanın aklına, vicdanına ve adalet duygusuna birbirinden ağır sorular düşüyor. İddiaya göre Mescid-i Haram'da uygunsuz davranışlarda bulunan iki kişi hakkında idam kararı verilmiş. Üstelik olayın içerisinde gizlice çekildiği belirtilen görüntüler ve bu görüntüler üzerinden şantaj yaptığı söylenen üçüncü bir şahıs da bulunuyor. Ben bu haberi okuduğumda önce suçlamayı değil, olayın arkasındaki şantaj iddiasını sorguladım! Çünkü ortada şantaj varsa tehdit vardır. Tehdit varsa menfaat vardır. Menfaat varsa kurulmuş bir tuzak ihtimali de vardır! BU İNSANLAR GERÇEKTEN SUÇLU MU, YOKSA BİR TUZAĞIN KURBANI MI? Her şeyden önce şunu söylemek istiyorum: Ben, Allah korkusu taşıyan Müslüman bir karı kocanın, Kâbe'nin bulunduğu mukaddes mekânda böyle bir davranışta bulunabileceğine inanmak istemiyorum. Elbette insan hata yapabilir. Hiç kimsenin günahsız olduğunu iddia edemeyiz. Ancak böylesine ağır bir suçlama karşısında yalnızca anlatılanlara bakarak hüküm vermek de doğru değildir. Üstelik haberlerde geçen kişilerin gerçekten evli bir çift olup olmadığı konusunda bile çelişkili anlatımlar bulunuyor. O hâlde soruyorum: Bu insanların gerçek kimlikleri ve aralarındaki ilişki kesin olarak belirlenmiş midir? Görüntüler bağımsız uzmanlar tarafından incelenmiş midir? Şantaj yaptığı belirtilen şahsın bu olayda başka bir rolü bulunup bulunmadığı araştırılmış mıdır? Ve en önemlisi, sanıkların kendilerini savunabilmeleri için bütün imkânlar sağlanmış mıdır? Çünkü idam edilen bir insanın masumiyeti sonradan ortaya çıkarsa onu mezardan geri getiremezsiniz! YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA GÖRDÜĞÜMÜZ HER ŞEY GERÇEK Mİ? Bugün teknoloji öyle bir noktaya geldi ki bir insanın yüzünü başka bir görüntüye yerleştirmek, hiç yaşanmamış bir olayı yaşanmış gibi göstermek, sahte fotoğraflar ve videolar hazırlamak mümkün hâle geldi. Üstelik bunun için artık büyük bir teknoloji uzmanı olmak da gerekmiyor. Böyle bir dünyada herhangi bir görüntünün mahkemeye sunulmuş olması, o görüntünün mutlaka gerçek olduğu anlamına gelir mi? Elbette gelmez! Burada özellikle altını çiziyorum: Ben bu olayda görüntülerin yapay zekâyla üretildiğini iddia etmiyorum. Ancak böyle bir ihtimalin bilimsel yöntemlerle araştırılmadan dışlanmasını da doğru bulmuyorum. Görüntülerin kaynağı, kayıt zamanı, üzerinde oynama yapılıp yapılmadığı ve elde ediliş biçimi bütün ayrıntılarıyla incelenmelidir. Suudi Arabistan'ın böylesine önemli bir davada hangi teknolojik incelemeleri yaptığını bilmeden kesin konuşamayız. Ancak teknolojik imkânlara sahip olmak başka, bunları bağımsız ve şeffaf bir adalet anlayışıyla kullanmak başkadır. ŞANTAJCI VARSA ORTADA ÇOK DAHA BÜYÜK SORULAR VARDIR! Haberin beni en fazla düşündüren tarafı, üçüncü bir şahsın görüntüleri kullanarak şantaj yaptığı iddiasıdır. Şimdi soruyorum: Bu şahıs görüntüleri neden kaydetti? Amacı neydi? Kimden, ne karşılığında, ne talep etti? Görüntülerin tamamı mı incelendi, yoksa yalnızca belirli bölümleri mi değerlendirildi? Bu soruların cevapları kamuoyuna açık biçimde verilmeden insanların vicdanındaki şüpheleri gidermek kolay değildir. Şantajcının varlığı tek başına diğer kişilerin masum olduğunu kanıtlamaz. Fakat böyle bir kişinin olayın merkezinde bulunması, delillerin çok daha dikkatli incelenmesini zorunlu kılar. İSLÂM'DA ADALET, ÖFKEYLE DEĞİL HAKİKATLE TECELLİ EDER! Ben bir Müslüman olarak şuna inanıyorum: İslâm dini yalnızca yasaklardan ve cezalardan ibaret değildir. İslâm aynı zamanda merhametin, hakkaniyetin, kul hakkının ve adaletin dinidir. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.” Nisâ Suresi, 135. ayet Bir başka ayette ise: “Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” Mâide Suresi, 8. ayet Demek ki mesele yalnızca suç işleyeni cezalandırmak değildir. Asıl mesele suçun kesin olarak ispat edilmesi, masumun korunması ve hiçbir insanın haksız yere cezalandırılmamasıdır. Kutsal mekânların saygınlığını korumak elbette önemlidir. Ancak bu saygınlık, adaletten ve insan hayatına gösterilmesi gereken hassasiyetten ayrı düşünülemez. Kâbe'nin kutsallığını savunurken Allah'ın yarattığı insanın canının da kutsal olduğunu unutamayız! SUUDİ ARABİSTAN'A SORUYORUM: YA YANILIYORSANIZ? Suudi Arabistan yönetimine ve yargı makamlarına seslenmek istiyorum: Bir insanın hayatına son vermek, devletin verebileceği en ağır ve geri dönüşü olmayan kararlardan biridir. Hele ki olayda şantaj, gizli kayıt ve görüntülerin güvenilirliği gibi tartışılması gereken meseleler bulunuyorsa çok daha büyük bir hassasiyet gösterilmelidir. Yapay zekâ ihtimali araştırılmış mı? Bağımsız bilirkişi raporları hazırlanmış mı? Savunmanın bütün itirazları değerlendirilmiş mi? Kararın dayandığı deliller hiçbir makul şüphe bırakmayacak kadar sağlam mı? Bu sorular cevaplanmadan vicdanların rahat etmesi mümkün değildir. Bir ülkenin teknolojik gelişmişliği yalnızca sahip olduğu cihazlarla ölçülmez. O teknolojiyi gerçeği ortaya çıkarmak ve masumları korumak için ne kadar etkili kullandığıyla da ölçülür. Devletin büyüklüğü verdiği idam kararlarıyla değil, yanlış bir hüküm vermemek için gösterdiği titizlikle anlaşılır! SON SÖZ: ADALETİN TELAFİSİ OLMAYAN HATASI, BİR MASUMUN CANIDIR! Ben bu insanların kesinlikle masum olduğunu söyleyemem. Çünkü olayın bütün delillerini görmedim. Ancak suçlu olduklarını da yalnızca bir haber metnine dayanarak kabul edemem. Benim itirazım tam da bunadır! Bir insanın hayatı söz konusuysa şüpheler giderilmeli, iddialar araştırılmalı, deliller bağımsız biçimde doğrulanmalı ve savunma hakkı eksiksiz korunmalıdır. Eğer ortada bir kumpas varsa gerçek suçlular ortaya çıkarılmalıdır. Eğer görüntüler sahteyse bu sahteciliği yapanlar hesap vermelidir. Eğer iddialar doğruysa bile cezanın hukuka, adalete ve temel insan haklarına uygunluğu sorgulanmalıdır. Unutmayalım ki Allah'ın adaleti, insanların öfkesine ve aceleciliğine benzemez. Benim vicdanım, bütün şüpheler ortadan kaldırılmadan bir insanın idama gönderilmesine razı değildir. Çünkü bir mahkeme dosyası kapanabilir. Bir karar kesinleşebilir. Bir insan toprağa verilebilir. Ama haksız yere alınmış bir canın hesabı, vicdanlarda kapanmaz. Ve unutmayın: Adaletin en büyük başarısı suçluyu cezalandırmak kadar, masumu koruyabilmektir! Rabbim bizleri iftiradan, zulümden, haksız hüküm vermekten ve masum insanların ahını almaktan muhafaza eylesin. Âmin.
  • 24 Dakika Önce

1 isi

Şantaj ci da idam edilmeliydi, çok iyi olmuş, idam da hayat var bu dünyanın kirlenmesinin insanlığın bozulmasının en önemli nedeni ölümü çoktan haketmis suçluların hala toplumda olmasıdır. Tüm teroristler sapkinlar tecavüzcü ler hirsiz lar muptelalar idam edilsin
  • 1 Saat Önce

kadir

Aynı olayı abd vatandaşı yapsaydı sonuç ne olurdu acaba. Suudi Arabistan'ın gücü zayıf devletlerin vatandaşlarına yetiyor sadece ne hikmetse..
  • 1 Saat Önce

KAYSERILI

allahtan korkmuyormu bu manyak bagladesli salaklar? hak etiklerini buldular.
  • 1 Saat Önce

Edy

4 şahid şartı nerede. Cürmu meşhud hali yok. Bu uygulama islamdan değil suudi anlayışından kaynaklanıyor.
  • 1 Saat Önce

Onları isam etmek

Yaptiklarindan daha rezil.
  • 1 Saat Önce

Yusuf İSLAM

Şantajcıyıda İDAM etmek lazımdı...Madem gördün git RESMİ Makamlara ver... Oda onlar kadar suçlu....
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23