--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türk ve dünya tarihine geçen gün: 15 Temmuz

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
4

Şanlı 15 Temmuz, dünya tarihinde gerçekleştirilmesi imkânsız gibi görünen inanılmaz bir destanın yazıldığı gündür. O gece insanlar düğüne bayrama gider gibi gitti. Vatanı, milleti, ümmeti için canını vermeye/şehit olmaya. “Allah’ın bir kuldan azıcık rızası her şeyden büyüktür” âyetinin de tecellisidir. 

Bu diriliş, bu direniş, 21. yüzyıla maya olacak bir duruştur. 60 ihtilali sonrasında evine kapanıp Menderes için ağlayan bu millet, 15 Temmuz’da direnişi, darbecilere koyduğu tavrı, Cumhurbaşkanı ve Başbakanına sahip çıkmasıyla da tarihten ders alıp, tarihe de ders vermiştir. Milletinin günahlarının da ‘keffareti’ni ödemiştir. 

15 Temmuz’u darbenin yapılacağı gün olarak tesbit edip, 252 şehit ve yüzlerce gaziye sebebiyet verenler ‘mutlak itaat’ adı altında kendi yapılarını, o yapı içinde yetişme tarz ve ilkelerini “Din” haline getirdiler. Âyetlerle, hadislerle, Allah Rasulü’nün sünnetiyle yaşayıp, hayat tarzına ölçü olarak bunu koymaları gerekirken ‘hedefe ulaşmakta her yol mübahtır’la hareket ettiler. İdrak mahrumiyeti, algı yanılması, yaşanmamalıydı/yaşatılmamalıydı. FETÖ meselesinde meydana gelen ifrat, sapıklık, yanlışları, gayrı meşrûlukları doğru ve meşrû kabullenmelerin temeli; “Allah ve Rasulü” ölçüsüne uyulmayıştır. Kendilerine emanet olarak verilen bu milletin evlatlarını kendi düşünce ve yetiştikleri yerin ölçüleriyle zehirlediler. Bu millet “Allah’a isyanda kula itaat edilmez” hadisinin gereğini yaptı. Hayatın her kesiminde, sevgi ve nefrette de ölçüyü kaçırmadı. “Allah için sevmek, Allah için buğz etmek” düsturu da unutuldu. 15 Temmuzda şehitlik ve gazilikle bedel ödeyenlere bile karşı olanlar; cezayı sadece katillikten, mütecavizlikten ibaret görenler, FETÖ çetesiyle irtibatlı olmanın da suç olduğunu kabullenemez hale getirildiler. PKK’yla HDP, CHP ile Türk Devletinin düşmanlarıyla beraber hareket eder hale gelmişlerdir. ABD’nin, Almanya’nın, Fransa’nın ve diğer Türkiye Devletinin düşmanı olan devletlerin uşaklığını yaptılar.

15 Temmuz devletin, milletin, ümmetin menfaatini şahsi menfaatten üstün görme, değerlerimizi kaybetmeme, aidiyetimizi unutmama, milli kimlik ve kişiliğimizi kaybetmeme özelliklerimizi ihya hareketidir.

15 Temmuz! Bu milletin Allah’ın lütfuna mazhar olduğu tarihtir.

 “Allah için sevme, Allah için buğz etme” hassasiyetimizi de kaybetmediğimizi gösterir. Milletin devletine sahip çıkıp bütün oyunları bedel ödeyerek (canıyla, malıyla, vs.) bozan, darbe teşebbüsünde bulunan içimizdeki ‘ihanet şebekelerinin, dışımızdaki devletimizi yıkmak isteyen ‘şer odakları’na tam bir fiili ders veren harekettir.

15 Temmuz gerek Türk tarihine, gerekse dünya tarihine geçen bir olaydır. Ayrıca ‘liderlik dersi’ de vermiştir. Bu millet yüz senedir öncü lider beklemektedir. Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi davetine icabet ederek milletinin oyuna sahip çıkmış, milletinin verdiği iktidarı yıktırtmamış, milletine rağmen hiçbir gücün hâkim olamayacağını da göstermiştir.

Dikkat edilmesi gereken mesele; 15 Temmuz’un festivale, merasime çevrilmemesidir. Türkiye üzerinde oynanan oyunu/oyunları bozma günüdür 15Temmuz!  

15 Temmuz bilhassa yeni yetişen gençlerin haberdar edilmesinin Din/Dil/Tarih şuuru almalarının gündemidir.

15 Temmuz’u mâzi/hal/istikbal çizgisinde değerlendirip, darbe ve darbe teşebbüslerinin sebeplerini mutlaka fikir, ilim, yetişen/yetiştirilen kadro açısından da değerlendirilmesi, sebep sonuç irtibatının da unutulmaması gerekir.

15 Temmuz belli günlerde hatırlanan gün ve gece yapılan günlerden değildir.

Dersler/ibretler/tarihe geçme günleridir. Devlet, ele geçirildiği için ‘Milletin Devleti’ olamamıştı. Darbe ve işgal girişimini, Türkiye’nin istiklal ve istikbaline yapılmış çok yönlü saldırıyı bu millet tarihte pek benzeri olmayan destansı bir direnişle püskürttü. 

15 Temmuz, darbecilere büyük darbe indiren bu milletin tarihe bastığı mührün günüdür. Üzerine sürülen tanklara, atılan bombalara, tankların üzerine yürüyerek, atılan bombalara göğsünü siper ederek tarihe geçtiği gündür 15 Temmuz! 

Şunu asla unutmayalım: İslâm, bu toplumun yegâne omurgası ve tarih-yapıcı ruhudur.

İslâm’ı kaybedersek, hiçbir şeyi kazanamayız.

Bu belanın def’inde en büyük pay sokağa dökülen ve göğsünü kurşunlara, bedenini tanklara siper eden millete aittir. Hangi millet?

Recep Tayyip Erdoğan’ı ailesinin bir ferdi ve büyüğü bilen ve böyle seven, her türlü vesayete karşı şahsiyet, şeref ve hakkını korumayı ibadet bilen, bu yolda ölmeyi şehadet, kalmayı gazilik telakki eden millet. Öyle bir millet ki:

‘Güçlüyüz, büyüğüz, daha büyük olacağız, İslam dünyasını ayağa kaldıracağız, silahımızı kendimiz yapacağız, vatandaşlarımız dünya genelinde onurlu ve saygın olacak, ezilmişlere yardım eli uzatacağız, biz büyük bir medeniyetin devamıyız’ diyen liderini yalnız bırakmayan bir millet!

Emri bil maruf, nehyi anil’ münkeri (iyi, güzel olanı emretmek, yanlışı, ifrat ve tefride düşenleri vazgeçirmek) amelini her hal ve şartta yapalım. Mazeretlere sığınmayalım.

15 Temmuz’da uyanan ruh, “Biz daha ölmedik” cümlesini şehitlerin kanlarıyla yazdı. Bir milletin dirilişine sebep olan bu ruh, görenleri şaşkına çevirdi. Şanlı bir direnişti, tarihin sayfalarına altın harflerle yazıldı.

Allah için canını veren şehitlerimize Allah’tan rahmet, Peygamberimizden şefaat diliyor, gazilerimize şifalar, ailelerine de sabr-ı cemil vermesini Rabbimizden niyaz ediyoruz.

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle