--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Öğretmenim dinler misin?

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
8

Yürek yangınımızı paylaşalım. Nasıl mı? İşte cevabı.

Uzayı fethettik; fakat kalpleri fethedemedik. Atomu parçaladık; fakat peşin hükümleri parçalayamadık. Daha fazla para harcıyoruz; fakat daha az şeye sahip oluyoruz. Daha çok boş zamanımız var. Aya, yıldızlara gitmeyi başardık; fakat apartman komşumuza erişmeyi başaramadık. Havayı temizleyecek aletleri geliştirdik; fakat ruh kirliliğini temizlemeyi beceremiyoruz. Daha çok kazanıyoruz; fakat daha az biriktiriyoruz. Hayatı iyi yaşamayı öğrendik; fakat iyi bir hayat yaşamayı öğrenemedik. Gelirimiz yükseliyor; fakat ahlakımız alçalıyor. Her geçen gün yeni yeni ilaçlar keşfediyoruz; fakat sağlıklı insan sayımız her geçen gün daha da azalıyor. Daha çok ilaç tüketiyoruz, daha çok hastane açıyoruz; fakat daha çok hasta oluyoruz. Evlerimiz büyüyor; fakat ailelerimiz küçülüyor.

Değerli öğretmenim; ‘Önce can sonra canan değil; önce canan sonra can!’ diyerek yetiştirmiştin bizleri. Verdiğin hayat dersini hiç unutur muyum? Ne demiştiniz; 

‘Aç mısın? Önce senden açını doyur. O zaman lokman sana belki daha tatlı gelecektir. Susuz musun? Tasını önce dudakları senden daha fazla kurumuşa uzat. Suyun tadı bile sana değişik gelecektir. 

Yorgun musun? Mutlaka senden yorgun bir baş vardır. Yastığını evvela ona uzat. O zaman daha ferahla dinlenirsin. 

Üşüyor musun? Örtünü teninden daha fazla üşümüş bir tene sarabilirsen, onun sıcaklığı omzunu ısıtmasa da ruhunu üşütmez.

 Kalbin mi katılaştı? Git yetimin başını okşa. Fakirin, yetimin sofrasında bulun. O zaman içinde bir şeylerin kıpırdadığını göreceksin’ diyordun. Şimdi bilgisayarın başında ne bunları söyleyen ne de bunları dinleyen var! Mektup yerini çetleşmeye bırakalı beri sizlerden istediğim şudur; Öğrencilerin insan olmaları için gayret gösterin. Çabalarınız bilgili canavarlar, becerikli psikopatlar üretmesin. Şefkatsiz, merhametsiz, adaletsiz yığınların öğretmeni olmayın. Okuma-yazma, sosyal bilgiler, matematik, bilgisayar, internet, yabancı dil vs. bütün bunlar; çocuklarınızın daha fazla insani değerler taşımasına yardımcı olursa, bu öğrettikleriniz yalnız o zaman önem taşır. Ne olur! Göz pınarları kuruyan, ağlamasını, gülmesini, üzülmesini, sevinmesini unutan duyarsız insanlar yetiştirmeyin. 

Şehirlerinize özen gösteriyorsunuz; evlerinizde güven içinde oturmak istiyorsunuz, yollarınızın karanlıkta kalmasından kaygılanıyorsunuz. Peki, zihinlerin ve ruhların karanlıkta kalmasından korkmuyor musunuz? Korkuyorsanız; insanın ruhunu-kalbini-iradesini-şahsiyetini-dengesini-istikametini ihmal etmeyin! 

Öğretmen; Mevlana’nın sözleriyle “Bir ayağı kendi milli köklerinde, diğer ayağı dünyada bir pergel misali dönen, diğer bir ifadeyle yabancılaşmadan çağdaşlaşan, kökten kopmadan çağa ulaşan insandır.” Öğretmen, Yunus da; ‘Ben gelmedim kavga için, Benim işim sevgi için, Dostun evin gönüllerdir, Gönüller yapmaya geldim.’ 

ABD’de bir idarecinin her yıl okulların açılışında öğretmenlerine şu hitabı da oldukça düşündürücüdür. ‘Bir toplama kampından sağ kurtulabilen insanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gerekenleri gördü. İyi eğitilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin öldürdüğü bebekler, lise ve üniversite mezunu insanların vurduğu, yaktığı kadın ve çocuklar. Eğitimden bu sebeple şüphe duyuyorum’ ifadesini kullanıyor. Bu kutsal meslek için Batılılar bile ‘Öğretmenlik mesleği; en az kazanç getiren, fakat insanı en çok mükâfatlandıran meslektir. Eğer onu sevmiyorsan asla bu mesleğe girmeye cüret etme. Büyük ekseriyetle ne servet ne de şöhret vaad eder. Yalnız hatırı için onu sevenlere ise insanlığın ASALET unvanını bahşeder’ diyor. 

Kendini yenileyerek “Biz her dem yeniyiz. Bizden kim usanası” diyen insandır öğretmen. “Dün”e takılıp kalmayan, hatada ısrar etmeyen “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni bir gündür Yeni şeyler söylemek lazım” diyen meslektaşımızdır öğretmen. 

Öğretmenler insanı; huzura mutluluğa, iyiliğe, birliğe uzlaşmaya ve dayanışmaya, ümit ve güvene yönelten rehberlerdir. Bu sebeple, toplumda herkesten önce, öğretmenlerin huzur, mutluluk ve güven içinde olmaları gerekir. Çünkü öğretmen huzurlu ise, millet huzurludur; öğretmen mutlu ise, millet mutludur; öğretmen güvenli ise, millet güvenlidir.

Peygamberimiz bir hadisinde: “Ben muallim/öğretmen olarak gönderildim” buyurmuştur. Gerçekten onun hayatı, bütünüyle eğitim ve öğretimle geçmiştir. O, bütün insanların öğretmeni olmuştur. Cehalet ve sefalet içinde yaşayan insanları, batıl inançlardan, hurafelerden ve her türlü olumsuzluktan kurtarıp; tertemiz bir yaşayışa, güzel bir ahlaka ve anlamlı bir hayata kavuşturmuştur. Onun, kısa bir zaman içinde ulaştığı bu başarı, iyi bir mürşit ve öğretmen olduğunun delilidir. Peygamberimiz, bugün çağdaş eğitimcilerin aradığı ve bir öğretmende bulunması gereken özelliklere fazlasıyla sahipti. Emrettiklerini önce kendisi yapan, yasakladıklarından da daima uzak duran bir kişilikle; yani söz ve davranış uygunluğuyla insanlara etkili bir örnek olmuştu. Ayrıca o, muhatabını çok iyi tanırdı; herkese anlayışı ve yeteneği ölçüsünde davranırdı. Onun metodunun en önemli özelliklerinden birisi de, daima kolaylığı esas alması; sabırlı, hoşgörülü ve bağışlayıcı olmasıydı. O, davasına son derece vakıf, görevine samimiyetle inanan ve insanlardan hiçbir şey beklemeyen, sadece Allah rızasını gözeten bir önderdi. Kıyafetiyle, temizliğiyle, güzel konuşmasıyla, samimiyetiyle, güler yüzlülüğüyle, alçak gönüllülüğüyle sevilen, sayılan, bir dediği iki edilmeyen etkili bir muallimdi.

Öğretmenin görev ve sorumluluğu şairin mısralarına bakın nasıl yansımış:

Yüreğime bağlanmış sırtımdaki ağır yük 

Koşsam da, yürüsem de benimle gelir gider. 

Yeni doğan günlerin çilesi daha büyük 

Ne mekânla değişir, ne zamanla bu kader.

Öğretmenlerimiz vesilesiyle göklere bulutlar gibi yükselir, yere rahmet olarak düşeriz. Her kahramanlık destanı, öğretmenimizin dudakları ile yüreği arasında yetiştirdiği nesiller tarafından yazılmıştır. İnsandaki kendi başınalık benmerkezcilik, öğretmende kollektif şuur ve kollektif aşka dönüşür. Acısı da sevinci de bizim adımızadır. İster ki umutlarında bizim geleceğimizin gülleri açsın. İster ki, sevgi pınarlarında bizim huzur testilerimiz dolsun. Öğretmen sadece gözleri değil; yüreği ağlayan insandır. Öğretmenin malzemesi insandır. Aklıyla, kalbiyle, ruhuyla cesediyle maddesiyle-manasıyla, kabiliyetleriyle, zaaflarıyla, güzellikleriyle-çirkinlikleriyle iyilik ve kötülük yönleriyle… Kısaca en hayırlı veya en şerli olmaya meyilli kompleks bir varlığın eğiticisi, öğreticisi, rehberidir ÖĞRETMEN. Şehirlerinize özen gösteriyorsunuz; evlerinizde güven içinde oturmak istiyorsunuz, yollarınızın karanlıkta kalmasından kaygılanıyorsunuz. Peki, zihinlerin ve ruhların karanlıkta kalmasından korkmuyor musunuz? Korkuyorsanız; insanın ruhunu-kalbini-iradesini-şahsiyetini-dengesini-istikametini ihmal etmeyin!

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle