--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Günümüz ekonomisinde altın para standardı ve altın para neden kullanılamaz?

Taşkın Koçak
Taşkın Koçak
13

Dünya finansında ve ekonomisindeki paranın altın standardına bağlanması 1700’lü yıllarda başlayan “Endüstri 1.0” sanayi devrimi ile hemen hemen aynı döneme rastlar. Altın para standardı olarak ilk defa 1775 yılında sanayileşmenin öncüsü olan İngiltere ile başladı. Akabinde bu standardı önce Almanya ve Fransa, sonrasında ise tüm Avrupa kullanmaya başladı. Burada sanayileşmenin ve finansın birbirine eşdeğer olarak geliştiğine şahit oluyoruz. İngiltere 1821 yılında altın standardını resmi olarak benimseyen ve kullanmaya başlayan dünyanın ilk ülkesi oldu.

Endüstri 2.0 sanayi gelişmesi ile küresel ticaretin ve üretimdeki sanayi ürünlerinin çarpıcı artışı altın standardının para üzerindeki rolünü iyice artırdı. Ülkeler arasındaki ticari mal hareketlerini düzene sokan altın standardı aynı zamanda altın madenciliği sektörünü de hayli geliştirdi. Birçok devlet artık hazinesinde altın rezervi tutmaya başladı ve o rezervleri bugün dahi devam etmektedir.

1900’lü yılların başında sanayileşmiş ve gelişmiş ülkelerin çoğunluğu parayı altın standardına bağladı. Bu standarda ABD en son katılan ülkelerden biriydi. 1821 ile 1914 yılları arasında altın standardı zirvesini yaşadı. O dönemlerde dünyanın siyasi koşullarının ve ekonomilerinin iyi olması altın standardının gelişmesine olanak sağladı ancak 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle bu durum sona ermeye başladı.

Birinci Dünya Savaşı ile siyasi ittifaklar değişti, devletlerin uluslararası borçları arttı ve maliyeleri kötüleşti. Bunun sonucunda altın standardı cazibesini yitirmeye başladı. Altın arzı küresel ekonominin büyümesinin gerisinde kalmaya, İngiliz sterlini ve ABD doları ise küresel rezerv para birimleri haline gelmeye başladı. Dünyanın küçük ülkeleri bu krizden kurtulmak için altın yerine bu para birimlerine yönelmeye başladılar.

Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği ekonomik ağır yükler ve borçların sebep olduğu 1929 yılındaki büyük buhran ile New York Borsası çöktü. Birçok ülke, banka ve bankerler mevduatlarının değer kaybını önlemek için faiz oranlarını yükselterek altın stoklarını korumaya çalıştılar. Bu yüksek faiz oranları, küresel ekonomi için işleri daha da kötüleştirdi bu duruma daha fazla dayanamayan İngiltere 1931’de altın standardını askıya almak zorunda kaldı, o yıllarda sadece ABD ve Fransa altın rezervlerini koruyabildiler.

1913 yılı itibarı ile altın standardına geçen ABD, İngiltere’nin ekonomik çöküşünü fırsat bilip altın rezervlerini artırmaya başladı. 1933 yılında ABD başkanı Roosevelt’in isteği ile altına el koyma yasası çıkarıldı, ülkenin ve ulusun devamı için halktan altınları istendi. Bu şekilde altın rezervlerini hayli yükselten ABD, dünyanın en büyük altın rezervinin sahibi oldu.

İkinci Dünya Savaşı’nda üstlendiği rol ile Avrupa kıtasına da üstünlük sağlayan ABD, 44 ülkeyi 1944 yılında Bretton Woods kasabasında topladı. Bu ülkeler ile çeşitli antlaşmalar (IMF, WB, GATT) yaparak küresel gücün aktörü oldu. Bu antlaşma ile altın standardına bağlı olan dolar dünya rezerv parası olarak kabul edildi. 1 ons altın 35 dolara eşitlendi ve diğer ülke paraları da dolara endekslendi. 1944 yılı ile 1971 yılları arasında ABD’nin Rusya ile yaşadığı Soğuk Savaş’ın silahlanma giderleri, Kore Savaşı’nın ve Vietnam Savaşı’nın ağır mali yükü, 1962 yılında Küba ile yaşadığı füze krizi, enflasyon ve büyüme hızının düşmesi gibi birçok sorunlar sebebi ile düşüşe geçen altın rezervleri kendisine sorun üretmeye başladı. Bu durumdan kurtulmak için çıkış yolu arayan ABD başkanı Nixon 1971 yılında doları altın standardından çıkararak ABD ekonomisini kurtardı. O günden sonra dünya artık itibari para ile tanışmış oldu ve altın standardı dünyada fiili olarak bitmiş oldu.

Altın para ve altın para standardının dünyadaki tarihi seyrini yukarıda özetle açıkladık. Yazımızın bu bölümünde ise altının neden yeniden bir para ve para standardı olamayacağını açıklayacağız.

Bugün 18. ve 19. yüzyılda değiliz. O yıllardaki dünya geliri, ticareti ve borçlanma değerleri ile günümüz değerleri aynı değildir. 2019 yılında dünya geliri 80 trilyon dolar, mali ticareti 18 trilyon dolar ve borcu ise 255 trilyon dolardır bu verilere baktığımızda altın standardının veya altının yeniden bir değişim aracı olarak kullanmasının mümkün olmadığını görmekteyiz. Nasıl mı? Dünya Altın Konseyi verilerine göre bugüne kadar dünyamızda 190.000 ton altın çıkarılmıştır. Bu altınların 90.000 tonu kuyumculuk sektöründe, 35.000 tonu ülkelerin merkez banaklarında, 36.000 tonu altın madeni paralarda, 26.000 tonu sanayide, 3.500 tonu ise borsa ve fonlarda bulunmaktadır. Yeraltında ise çıkarılmayı bekleyen 54.000 ton civarı altın var.

Dünya genelinde 190 bin ton altının karşılığı 10.5 triyon dolar eder ki bu tutar 190 bin ton altının toplam değeridir. Oysa ki merkez bankalarının rezervlerinde 35 bin ton altın bulunmaktadır. Yukarıdaki 2019 yılı dünya ekonomik verilerine baktığımızda bunun, yani altın para standardının günümüzde uygulanmasının çok zor olduğunu görmekteyiz.

Peki, bundan sonra dünya ekonomisinde altının veya altın para standardının kullanılması mümkün mü? Küresel çaplı bir salgın, nükleer bir savaş, göktaşı çarpması veya benzer büyük felaketlerin olması gibi dünya nüfusunun 4’te 1 veya 4’te 2’lik kısmının yok olması ve bunun sonucunda dünya sanayi ve teknoloji üretiminin ciddi manada zarar gömesi gibi kötü senaryoların ardından altın veya altın endeksli bonolar ya da paralar kullanılabilir. Altın dünyada her zaman sıkıntılı dönemlerde güvenli bir limandır, dünyada meydana gelebilecek küresel kaoslarda paranın iş görmediği zamanlarda her zaman önemli bir değer ve değişim aracıdır.

Bazı finansçı ve ekonomistler altın para veya standardı konusunda ısrarcı davranmaktalar. Bu ne kadar mümkün? Fiziki altına para olarak geri dönülebilir mi? Küresel uluslararası ticaretin had safhaya çıktığı günümüzde ülkeler arası ödemeleri yapmak için tonlarca altını sürekli göndermek veya transfer etmek çok zor bir durum. Ya altın para standardı? Altın para standardına dönüşü savunanların iddialarının maalesef hiçbir dayanağı yoktur. Bu standardının geçmişte küresel ekonomiye sağladığı faydalar ne olursa olsun bu tarihten sonra paranın değerini garanti etmek için tekrar kullanılması pek mümkün değil.

Peki, altın para standardına geri dönüş ekonomileri nasıl etkiler? Altına endeksli para demek, sıkı para politikası demektir, ülkenin ve ülkelerin gelişiminin önünü tıkar, ekonomik veya siyasi bir sıkıntı ile karşılaşan ülke para basmaya kalkarsa bu sistem yani altın standardı bunu engeller.

Hükümetlerin altın rezervlerini korumaya yönelik eylemleri ekonomide önemli dalgalanmalara neden olur, bu da ekonomiyi yönetme kabiliyetini kısıtlar. Merkez bankaları kriz dönemlerinde para arzını sağlayamazlar, altın rezervlerine bağlı mali disiplini uyguladığından bu ekonominin büyümesini sınırlayacak, dengede tutacak ve hükümetin müdahalesine izin vermeyecektir. Ayrıca birçok işletme, kurum ve kuruluş sermaye ve nakit yetersizliği nedeniyle gelişemeyecektir.

Yeni oluşumlar ve ülkelerin işbirliklerinin kendi aralarında altın para standardı ile ticaret yapmaları da olası değil çünkü dünya hammadde piyasası ve teknolojik ürünleri hep rezerv paraya bağlı, yani dolara bağlı.

“Altın, rezerv paraya alternatif olamaz” dedik, peki merkez bankaları altını neden rezervlerinde bulundururlar ve niçin önemlidir?

Yukarıda açıkladığımız gibi öngörülemeyen acil durumlara ve krizlere karşı merkez bankaları altın rezervlerini elde tutarlar yani kriz sırasında ekonominin sürekliliğini sürdürebilmek için bu rezerv bir supaptır, merkez bankalarının altın rezervleri kara gün dostudur. Dünya ve merkez bankaları altını güvenli bir liman olarak bu sebeple adlandırırlar.

Altın potansiyel gücü sebebi ile merkez bankaları tarafından altın kredisi, altın swapı ve altın teminat olarak kullanılmaktadır. Döviz sıkıntısı çeken ülke veya ülkeler Dünya finans merkezleri olan Londra, New York, Singapur, Tokyo ve Sidney gibi yerlerde altınlarını depolarlar, döviz (rezerv para) ihtiyaçları olduklarında bu altınları teminat göstererek karşılığında döviz borçlanmaları yapabilmektedirler. Bunun dışında merkez bankalarının döviz ve altın rezervlerinin güçlü olduğu devletler yatırım için tercih edilmektedir. Altın rezervinin yüksek olması o ülkeye olan yatırımların daha hızlı ve kalıcı olmasını sağlar.

İçinde bulunduğumuz süreçte altının bireysel yatırım aracı olarak kullanmanızı tavsiye ederiz fakat kırılgan bir dönemde olduğumuz için uzun soluklu değil, ara ara yatırım yapılmasında fayda var.

Selam, dua ve hürmetlerimle.

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Serdar

12 Mart 2024 13:33

Öncelikle yorumlarınız için teşekkürler Altın endeksli para kullanılmış olsaydı bu kadar halkın elinden enflasyon yoluyla parası alınmazdı zenginin daha çok zengin olduğu fakirin daha çok fakirleştiği bir düzen olmazdı altın endeksli paramız olsaydı paramız değerli olduğu için aşırı derecede faize ihtiyaç duymazdık elimizdeki değerli olurdu 100 liranın Bir senede 50 lirası eriyor nedenini hepimiz biliyoruz fakiri daha çok fakir yapan bir sistem Bir müslüman ülkesine de yakışmayan bir sistem �nşallah bir gün düzelir bugün altına bugün altın karşılığında tl'mizi kullanmış olsaydık hiç yoktansa kimse parasını dövize yatırmazdı TL olarak bırakırdı ne de olsa altın gibi değerli bir paramız olurdu ama bu sistem istemin işine gelmiyor faiz haram katılıyorum Ama bu enflasyon sistemi ondan daha çok haram TL' iyi faize yatırmamış birisi parası %50 değer kaybediyor bu sene bu sene 200 liraya aldığını önümüzdeki sene 300-400 liraya alamıyor kendi elindeki para ise 200 liralık parası 100 liraya düşmüş oluyor yani bu sistem birilerinin işine geliyor ama hak üzerine kurulmuş bir sistem değil faizden daha acımasız sistem

Vatansever

18 Nisan 2020 22:25

Amerika öyle yada böyle tüm dünyaya kendi borcunu ödettiriyor. 

Abdullah Şahin

18 Nisan 2020 19:50

Çakma (Fake) ad kullanan şahıs isminizi dahi yazmıyorsunuz ve bence çok ayıp ediyorsunuz sanırım Taşkın beyi taniyan birisisiniz neyse şimdi konuya geliyorum kendim Fintek uzmanıyım ve Amerika'da yaşıyorum Taşkın bey tanımıyorum bir önceki dolar ile ilgili yazısı dikkatimi çekti sonrasında makalesini hem Türkçe ve hemde ingilizce çevresini 2 çok önemli makale kopya kontrol sitesinden check ettim maalesef her hangi kopya bir içeriğe rastlamdım Konulara yaklaşımları hoşuma gitti bir finansçı olarak ben kendisini takdir ettim son yazısıda çok kıymetli tam benim baktığım pencereden bakmış ben abinin ne iş yaptığını bilmiyorum ama konuları tahlili çok güzel size şunu söyleyeyim youtube üzerinden bir çok kişi kendi alanı olmayan konularda videolar hazırlıyorlar ve çok ciddi trendler alıyor o zaman o adamlara ne dersin? Sana tavsiyem internette makale kopya sitelerine yükle makaleyi ve kıskançlık yapma sen doğru adam olsan adını yazarsın rumuz ad kullanmazsın benim adım Abdullah Şahin Harvard üniversitesi mezunuyum ekonomisttim telefonumu istersen sana yollayayım görüşmek istersen ama bizim Türklerin bir sözü var az buçuk delikanlı ol. Taşkın beye selamlar

İsa yapıcı

18 Nisan 2020 19:48

Fransa valizler dolusu dolar ile amarika'nın kapısına dayanarak bana garanti ettigin ALTIN'ı ver dediği için NIKSON altına endeksli dolardan vazgeçtiğini açıklada.yani sahip olduğu altından daha çok dolar basmış ABD.yoksa aşağıdaki sizin söylediğiniz sepeplerden dolayı değil. 1944 yılı ile 1971 yılları arasında ABD’nin Rusya ile yaşadığı Soğuk Savaş’ın silahlanma giderleri, Kore Savaşı’nın ve Vietnam Savaşı’nın ağır mali yükü, 1962 yılında Küba ile yaşadığı füze krizi, enflasyon ve büyüme hızının düşmesi gibi birçok sorunlar sebebi ile düşüşe geçen altın rezervleri kendisine sorun üretmeye başladı. Bu durumdan kurtulmak için çıkış yolu arayan ABD başkanı Nixon 1971 yılında doları altın standardından çıkararak ABD ekonomisini kurtardı.

Doğru söze ne denir...

18 Nisan 2020 18:41

Tamamen kopyala yapıştır bir yazı. Bu kardeşimizin uzmanlık alanı nedir? Bilgi verebilir misiniz?

SECİH BAŞARAN

18 Nisan 2020 13:55

KURAN-I KERİMDE PARA, ALTIN VE GÜMÜŞTÜR. ALLAH C.C. DÜZENİNİ BÖYLE KURMUŞTUR. BİZ BU DÜZENİ BOZDUĞUMUZ İÇİN İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYORUZ. ALTIN VE GÜMÜŞ VARLIKLARI MEVCUT NÜFUS TİCARİ ORANINA DENKTİR. VERİĞİNİZ SADECE ALTIN HESABI İÇİNDE GÜMÜŞ YOK AYRICA VERDİĞİNİZ ALTIN STOK VE BASILAN PARA ARASINDAKİ EKSİKLİK İSRAF VE DENGESİZ GELİR DAĞILIMINDA KAYNAKLAMAKTA. İNSANLIK ZENGİN OLMAK İÇİN BÜYÜDÜ, İHTİYAÇ İÇİN DEĞİL. BİR BAŞKA ÖRNEK BATIDA ÇÖPE ATILAN YİYECEKLER +OBEZİTE NEDENİ = AÇLIKTAN ÖLEN İNSAN SAYISI. ALLAH HERŞEYİ NÜTHİŞ BİR DENGE İLE YARATTI.

SECİH BAŞARAN

18 Nisan 2020 13:47

BU ANLATTIKLARINIZ DAN TEK ÇIKAR YOL, DİJİTAL PARA OLUYOR. BU İSE KARŞILIKSIZ DOLAR SİSTEMİNİN BİR ALT HALKASI, YANİ KAĞIT DOLAR BASIP NEREYE GİTTİĞİNİ VEYA KİMİN BASTIĞINI ENGELLEYİP BU İŞİ DİJİTAL YAPMAK. ARADAKİ TEK FARK KONTROL EDİLEBİLİR OLMASI. SİSTEME DAHİL OLDUĞUNUZDA, ALACAĞINIZ ELEKTRONİK BEDEL KARŞILIĞINDA FİZİKİ BİR KIYMET VERİYOR OLMANIZDIR. BUNUN BASİT ANLATIMI KAĞIDA İSTEDİĞİNİZ KADAR SIFIR YAZMAK OLDUĞUNU BİLMEKTİR.

eyüp yılmaz

18 Nisan 2020 11:23

uluslararası kalpazanların parası yerine merkez bankası " çakal" ortakları kovulup tam millete bağlı hale getirilmeli. ve kontrollü para basmalı.. çok ince ayrıntısına hesaplanmalı.. bizim ekonomistlere göre dolar da dolar iman etmişler dolara.. ulan batan ülkenin parasını ancak ahmak ister..abd batar dağılırsa ne olacak..kasadaki folarlar

Mertürk

18 Nisan 2020 10:02

BOL ,UCUZ ,DÖVİZ TUZAĞI: 2003 yılından sonra küresel para fonları ,Türkiye yi adeta bol ucuz dövize boğdular. Bu bol ucuz döviz Türkiye ekonomisi için bir tuzaktı. Siz üretmeyin dediler alın size borç para bizden mal alın dediler. Sanayi, üretim ve ihracat ile büyüyeceğimize , bol ucuz döviz ile ithalat, inşaat ve hizmet sektörü ile yüksek cari açıklar vererek büyüdük. Son onsekiz yılda 1 trilyon 50 milyar dolar civarı dış ticaret açığı verildi. Bu ticaret açığı , turizm gelirleri, yurtdışı işçi kardeşlerimizin gönderdiği dövizler vb. ile ancak 560 milyar dolar civarı cari açığa indirilebilmiştir. Bu bile çok büyük bir rakkamdır. Cari açık demek ,yurdışından bulman gereken dövizdir. Bu dönemde bol ucuz döviz sayesinde döviz fiyatı olması gerekenden daha düşük oldu ve ithal malların fiyatı, yerli malların fiyatına göre çok ucuz kaldı, dolayısıyla halk daha ucuz olan ithal malları daha çok alınca ,yerli üretim yeterince artmadı, ithal mallar piyasayı işgal etti. Düşük kur ile tarımda ,sanayi de,üretimde her alanda yerli üreticinin rekabet gücü yok olarak ,ülkemiz ithalat cennetine dönerek ,diğer ülkelerin açık pazarı haline geldi. Ucuz döviz, ithal malların fiyatını çok ucuz olmasını sağlayarak, halkın alım gücünün çok üstünde bir refah yaşamasını sağlar ,fakat bu durum sürekli olarak sürdürülemez bir yerde tıkanır ve daha önce düşük kur ile yaşadığımız refahın acısı fazlasıyla sonradan çıkmaya başlar. Normalde enflasyon artarken, döviz fiyatının da enflasyona yakın veya enflasyonun 1-2 puan altında artması lazım ,( AB ,ABD enflasyonu 1-2% civarı olduğu gözönüne alınırsa). 2002-2012 yılları arasında enflasyon 212% artarken ,sepet kur 22% oranında cüzzi miktarda artmıştır ve buda türk lirasının reel aşırı değerlenmesine neden olarak,yerli üreticinin rekabet gücünü yok edip ,ithal mallara rekabet avantajı sağlamıştır. Şayet enflasyon artarken döviz fiyatı artmayıp hatta tam tersi döviz düşüyorsa bu yerli mala göre aynı ithal malın fiyatının çok ucuzlamasını sağlar ve yerli firmalar rakip dış firmalar ile rekabet edemez, yerli firmalar ya kapanır ,yada kar edemedikleri için büyüyemez, yada küçülürler. Bu ileriye dönük bir bombanın fitilinin ateşlenmesi demektir. Şimdilerde yaşadığımız ve yaşayacağımız ekonomik sıkıntıların nedeni , 2015 yılına kadar düşük kur ile yerli üreticinin rekabet gücünün yok edilip, ucuz ithalat nedeniyle , yapılan yüksek dış borçlanma ve ülkemize giren sıcak para nedeniyle aşırı artan döviz ihtiyacı nedeniyle ,döviz fiyatının sürekli artması kaynaklıdır. Çünkü artık eskisi gibi bol ve ucuz döviz bulamıyoruz ve eskisi gibi özelleştirme yolu ile satılacak fazla varlıklarımız da yok. Daha önce aldığımız dış borçların büyük kısmını ,ithalat yolu ile tüketime ve emlâk konut inşaat rantı ile ölü yatırım dediğimiz döviz geliri getirmeyen yatırımlara gittiği için ,dış borcu sürekli dış borç ile çevirmek zorundayız. Küresel para fonları borç vermede sıkıntı çıkardıkları takdirde ekonomide sıkıntılar yaşamaya devam edeceğiz

Mertürk

18 Nisan 2020 09:39

Küresel ekonomi deki derin bilgi ve analizlerinizi, Türkiye ekonomisi içinde bekleriz. Son yirmi yılda ,üretime dayalı olmayan asfalt, beton ekonomisi ile varacağımız yer üzerine bir analiz bekleriz. Tabi sedat beyin akıbetini göze almanız gerek. Yıllardır akit medya da ekonomi yazarı yok. Çünkü ekonomi yazarları ne kadar ülke gerçeklerinden bahsetmek ten çekinselerde ister istemez bazı gerçeklere değinmek zorunda kalıyorlar ve o gerçekler akit yöneticilerinin hoşuna gitmiyor. Ekonomide yapılan hayatı yanlışları söyleyip doğrusu şudur demek ,nerdeyse düşmanlık gibi görülüyor. Tamam da kardeşim o yok saydığımız gerçekler zaman gelir bizi öyle bir çarpar ki ,biz nerde hata yaptık demeye bile fırsat bulamayız.

Taşkın Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle