İmtihanlar arasında sabırla yürümek
İmtihanlar arasında sabırla yürümek
SÜLEYMAN GÜLEK
İnsan, bu dünyaya imtihan edilmek için gönderilmiştir. Hayatın inişleri ve çıkışları, sevinçleri ve hüzünleri bu hakikatin sessiz ama güçlü delilleridir. Kur’ân-ı Kerîm’de bu gerçek açıkça bildirilir: “Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara Suresi, 155) Demek ki imtihan kaçınılmazdır; fakat bu imtihanlar karşısında sergilenen tavır, insanın değerini belirler. İşte tam bu noktada sabır, mü’minin en büyük dayanağı olarak karşımıza çıkar.
Sabır: İmanın Sessiz Gücü
Sabır; dişini sıkıp beklemekten ibaret değildir. Sabır, Allah’a güvenerek istikametini bozmamaktır. Kalbi yaralansa da dilini şikâyete alıştırmamaktır. Çünkü Müslüman bilir ki, her şey Allah’ın bilgisi ve izni dâhilindedir. Nitekim Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Suresi, 153) Bu beraberlik, yalnız bırakılmamanın en büyük teminatıdır. İnsan, imtihan anında herkes tarafından terk edilse bile, sabır sayesinde Allah’ın yardımına yakın olur.
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Sabır Öğretisi
Resûlullah (s.a.v.), hayatının her safhasında imtihanlarla kuşatılmış bir peygamberdi. Yetimlik, yokluk, iftiralar, hicret, savaşlar ve sevdiklerini kaybetmenin acısı… Buna rağmen sabırdan asla vazgeçmedi. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurur: “Mü’minin hâli ne hoştur! Çünkü onun her işi hayırdır. Bu durum sadece mü’mine mahsustur. Başına bir sevinç gelirse şükreder, bu onun için hayır olur. Bir sıkıntı gelirse sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd, 64) Bu hadis, sabrın mü’mini nasıl kazançlı çıkardığını açıkça ortaya koyar. Mü’min için kayıp yoktur; ya şükürle ya sabırla kazanç vardır.
İmtihanlar, Kulun Kendini Tanıma Alanıdır
İmtihanlar, insanın iç dünyasını açığa çıkarır. Kimileri sıkıntı anında isyana yönelir; kimileri ise Rabbine daha çok yaklaşır. Kur’ân bu ayrımı şöyle ifade eder: “İnsanlar, ‘İman ettik’ demeleriyle bırakılacaklarını ve imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar?” (Ankebût Suresi, 2) İman, sözle değil; imtihan karşısındaki duruşla ispat edilir. Sabır, bu ispatın en güçlü delilidir.
Sabır, Sonunda Selâmettir
Nice imtihanlar vardır ki, yaşanırken ağır gelir; fakat sabırla taşındığında insana bambaşka kapılar açar. Rabbimiz bu gerçeği şöyle müjdeler: “Sabredenlere, mükâfatları hesapsız olarak verilecektir.” (Zümer Suresi, 10) Hesapsız mükâfat… Bu ifade, sabrın değerini anlatmaya yeter. Çünkü sabır, sadece dünyada huzur değil; ahirette de ebedî kazanç demektir.
Resûlullah (s.a.v.) bir başka hadisinde şöyle buyurur: “Kim sabretmeye çalışırsa, Allah ona sabır verir. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir nimet verilmemiştir.” (Buhârî, Zekât, 10) Hayat, biri bitmeden diğeri başlayan imtihanlarla dolu uzun bir yoldur. Asıl önemli olan, bu yolda yürürken kalbi kaybetmemektir. Sabır ise bu yolculukta insanın en büyük dayanağıdır; onsuz ilerlemek zordur.
Sabırla Yürüyen Kaybetmez
İmtihanlardan muaf bir hayat yoktur. Ancak sabırla karşılanan imtihanlar vardır. Sabır, insanı ezmez; insanı inşa eder. Sabır, kalbi sertleştirmez; olgunlaştırır. Sabır, yolda bırakmaz; hedefe ulaştırır. Bugün insanın en büyük ihtiyacı, hız değil; sabırdır. Çünkü sabır, imtihanlar arasında istikamet üzere yürüyebilmenin adıdır.
Sonuç: Sabır Çağında Değil, Sabırsızlık Çağında Yaşıyoruz
İçinde yaşadığımız çağ, sabrı zorlaştıran bir çağdır. Her şeyin hızlandığı, beklemenin neredeyse bir kusur gibi görüldüğü bir zamanda yaşıyoruz. İnsanlar sonuç istiyor ama süreçten kaçıyor; mükâfat bekliyor ama bedel ödemek istemiyor. Oysa imtihanların tabiatında zaman vardır. Sabır da bu zamanın ahlâkıdır.
Kur’ân-ı Kerîm’de bu gerçeğe dikkat çekilir: “Şüphesiz insan çok acelecidir.” (İsrâ, Suresi, 11) Acelecilik, sabrın en büyük düşmanıdır. Acele eden, hikmeti göremez; sonucu zorlayan, hayrı kaçırır. Bu yüzden sabır, sadece musibet anlarında değil; karar verirken, konuşurken, hüküm verirken de gereklidir.
İmtihanlar bazen insanın imkânlarını değil, kalbini hedef alır. Kırgınlıklar, haksızlıklar, anlaşılmamak ve yalnızlık… İşte bu noktada sabır, kalbi karartmamak için bir kalkandır. Resûlullah (s.a.v.) bu inceliğe şöyle işaret eder: “Asıl sabır, musibetin ilk anında gösterilendir.” (Buhârî, Cenâiz, 32) Çünkü ilk anda gösterilen sabır, imanın refleksidir. Sonradan gelen kabulleniş değil; sarsıntı anındaki duruştur asıl değeri olan.
Sabır, insanı yolda tutar. Sabreden insan bilir ki, gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın andır. Bu bilinçle yürüyen, tökezlese bile yolundan çıkmaz. Rabbimiz bu umudu diri tutar: “Her zorlukla beraber mutlaka bir kolaylık vardır.” (İnşirah Suresi, 5-6) Bu ayet, Müslümana şunu öğretir: Zorluk kalıcı değildir; sabırla taşınırsa kolaylığa dönüşür.