İkinci İnönü Muharebesi’ni kim kazanmıştı?
Şeyh Sadi anlatıyor: Adamın biri soğuk kış gecesinde yürüyerek bir köye varmış. Kar, yağmur yok gerçi ama kırağı düşmüş. İyi demiş, bir çorba içecek yer buldum. Ne var ki hevesi kursağında kalmış. Köyün köpekleri üzerine hücum etmiş. Adam da yerden taş alıp kendisini savunmak istemiş. Ama hangisine elini atsa taşlar donduğu için alamıyormuş. Köpekler de epeyce yaklaşınca öfke içinde söylenmiş:
-Yahu bu nasıl köy? Köpekleri bağlayıp taşları serbest bırakacaklarına taşları bağlayıp köpekleri salmışlar.
Tarihî biri gerçeği dile getirmeye kalktı mı saldıranın haddi hesabı yoktur ama savunacağın taşlar da sımsıkı bağlıdır.
- Bu nasıl köy böyle…? diye bağırmak da fayda vermez.
Yakın tarih kitaplarımız tam bir dedikodu kumkuması. İçlerinde gerçeği ara ki bulasın. Yalan dersen gırla gidiyor, dahası eller patlayasıya alkışlanıyor.
Amma bu baskı bir meseleyi çözüyor mu?
Olsun, konuşmasın kimse, yeter!
Manzara en çıplak haliyle budur dostlar…
Yine de bugün bir taşı yerden almaya çalışalım.
Birinci İnönü Muharebesi
Milli Mücadele demeden önce Milli Mücahede dediğimizi kim bilir? Anadolu’daki istiklal mücadelesinin ismi Mücahede-i Milliye idi, yani Milli Cihad. Hacıbayram Camii’nden Büyük Millet Meclisine kadar el üstünde taşınan Sancağ-ı Şerif’in manası bu değil miydi? Sancağ-ı Şerif İslam sancağı değil miydi? Kime verilirdi? Cihad edene elbette…
Demek ki Milli Mücadele tabirinden başlamamız gerekir sorgulamaya.
Mesela Garp cephesi Kumandanı olan Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ile Kuva-yı Seyyare Kumandanı Çerkes Ethem Bey’in 1920 Ekiminde ortaklaşa giriştiği Gediz muharebesi resmi tarihlerde mağlubiyet olarak yaftalanır, oysa biliyoruz ki, 1. İnönü Muharebesinin tıpatıp aynısı yaşanmıştı orada. Ne var ki, ilki yenilgi diye geçmiştir tarihe, ikincisi ‘zafer’. İlkinde Yunanlar Gediz’i terk edip giderken Kuva-yı Milliyeciler de çekiliyordu. Köylülerden öğrendiler ki Yunanlar da çekiliyor, dönüp takip ettiler. İnönü muharebelerinin ilkinde de aynısı yaşandı. İlkini Çerkes Ethem’e bir başarı hissesi nasip olmasın diye yenilgi diye andılar. İkincisi, İnönü’den kahraman icat edilmesi gerekiyordu, bunun için zafer ilan edildi. İnönü bile Hatıralar’ında zafer diyemiyor, “Yunanlar hazırlıksız geldiklerini anlayıp kendiliklerinden çekilip gittiler” itirafında bulunuyor. Daha ne desin? Amma zafer diye kutlarlar, o ayrı.
Ya İkinci İnönü?
Dikkat ederseniz İnönü muharebeleri derken gözümüzün önünden İsmet İnönü gitmez. Neden ki? Milletin zaferini kendisine soyadı olarak almak suretiyle üzerine oturmuştur da ondan. Oysa 72. yıl önce bugün vefat eden Mareşal Fevzi Çakmak kendisine bizzat M. Kemal tarafından “Sakarya” soyadı verilmek istenince teşekkür etmiş, ailesinin 200 yıldır Çakmakoğulları olarak tanındığını, bu yüzden Çakmak soyadını almak istediğini söylemişti. Keşke İsmet Paşa da aynı inceliği gösterseydi ama nerde! Milletin zaferinin üzerine öyle bir çöreklendi ki İnönü muharebelerinden bahsederken sanki o kazanmış gibi konuşuyoruz. Halbuki…
Evet, halbuki 2. İnönü zaferinden hemen sonra toplanan TBMM’nin tutanaklarını okuduğunuzda bu sevinci heyecanla dile getiren hatiplerden hiçbirinin Garp cephesi kumandanı İsmet Bey’i tebrik etmediğini, aksine hepsinin, hatta bizzat İsmet Bey’in bile Fevzi Paşa’yı kutladığını göreceksiniz.
Şimdi tutanaklardan okuyalım. Bakalım Fevzi Paşa’yı kimler nasıl kutlamış:
Tarih 2 Nisan 1921, yer TBMM.
Zaferin ertesi günü Meclise izahat veren Fevzi Paşa’nın sözleri coşmaya fırsat arayan Meclis üyeleri tarafından sevgi gösterileriyle karşılanmıştı. Söz alanlar ona şükranlarını bildiriyordu. O kadar ki, müzakerelerin sonunda Paşa, bu büyük başarısından dolayı Orgeneral (Birinci Ferik) rütbesine terfi ettirilecekti.
Paşam, senin imanın sayesinde yendik
Düşmanlarımızı “doğrudan doğruya askerlerimizin kudret-i cengaveraneleri” ve subaylar ve kumandanlarımızın manevra kabiliyeti sayesinde yendik demesi üzerine “Paşam senin imanın (sayesinde kazandık)” diyen Üsküdarlı Neşet Bey’den tutun “Allah’ın lütfu” diyen Bilecikli Necib Beye kadar birçok milletvekilinin sözleri tutanaklara geçmiştir. Bunlar arasında Erzurumlu Celaleddin Arif Bey’in sözleri çarpıcıdır:
“Paşa hazretleri! Sarsılmak bilmeyen imanınız, bugün İslam âlemini kurtaran şu muazzam orduyu teşkil eylemiştir. Bu yalnız zatıalinizin göstermiş olduğu güzel eserler arasında bulunur. Ve tarih yüksek adını altın hatla yazacaktır.” (“Şüphesiz” sesleri)
Fevzi Paşa bir Osmanlı kumandanına yakışan şu sözleri teşekkür babında ifade edecektir:
“Bugün ne yaptıysam şahsıma ait olamaz. Milletin fedakâr, kahraman evlatlarına aittir. Bunun için Arif Beyin teşekkürlerini aynen millete hediye ettim. (“Çok yaşa” sesleri)
Bolu mebusu Yusuf İzzet Paşa ise Fevzi Paşa’yı pek parlak bir strateji hareketiyle zaferi kazandığı için tebrik eder, zaferi ona ve askerlerine borçlu olduğumuzu söyleyip devam eder:
“Memleketimizde sağlam bir ordu kuran, siyasette olduğu gibi askerlikte de bize başarı kazandıran Genelkurmay Başkanı Paşa hazretlerine gelecekte yapılacak muharebelerde büyük bir güvenle minnettarlığımı arz ederim.”
Fevzi Paşa muhtemelen gücenmesin diye hususi bir telgrafla Garp Cephesi kumandanlığını tebrik eden tek kişi olur. İsmet Bey ona şu manidar cevabı verecektir:
“Askerlerimizin, subaylarımızın ve kumandanlarımızın tarihî şecaat ve kabiliyetlerini YÜKSEK SEVK VE İDARESİYLE DÜŞMANA ÜSTÜN VE MUZAFFER KILAN ZAT-I DEVLETLERİNE ACİZLERİ İLE BERABER BÜTÜN ORDUNUN SAMİMİ VE MUTLAK OLAN İTAAT VE SAYGILARINI TEYİD EDER VE TAKDİRLER VE TEBRİKLERİNİZ İLE CÜMLEMİZİN İFTİHAR ETTİĞİMİZİ ARZ VE TEMİN EYLERİM.”
Böylece İsmet Bey dahil herkes 2. İnönü muharebesini Fevzi paşa sayesinde kazanıldığında müttefik olmuştur. Bir tek bizim tarih kitaplarımız hariç.
Ulu ordunun ulu kumandanı kimmiş?
Bu arada; 13 Nisan günü yine toplanan Mecliste Fevzi Paşa yine izahatta bulunur. Lazistan mebusu Osman Bey “Bu zaferi bize hazırlayan Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa hazretlerine millet namına teşekkürü görev bilirim” diyecek ve ekleyecekti: “Ve zaten bu teşekkürü yapmakla hiçbir şey yapmıyoruz.”
Tunalı Hilmi ise Fevzi Paşa’yı atalarımın bütün ruhları kendilerine sığınmış, onunla bütünleşmiş diyerek Fevzi Paşa’yı övecektir yine. “Ulu ordunun ulu kumandanı ulu ecdadım kadar uludur” diyerek onun alkışlanmasını ister.
“Arkadaşlar, Paşa hazretlerini şuradan dinlerken kendileri ne kadar mütevazi (mahviyetkâr) görünüyorlarsa ben kendilerini o derece yüceliyor ve gittikçe yükseliyor gördüm. Yüksele yüksele bir dereceye geldi ki bir vecd ve istiğrak (coşku) içinde kendilerine ecdadımın bütün ruhları sığınmış, sanki o ruhlar tamamiyle bir cisim, bir Fevzi Paşa halini almış.” (“Bravo” sesleri)
Ardından Kırşehir mebusu Müfid Bey beliğ bir dua okur ve celse kapanır.
Şimdi söyleyin bakalım şimdi:
2. İnönü muharebesini kim kazanmış?
Not: Tutanaklar tbmm.gov.tr’den okunabileceği gibi Süleyman Külçe’nin Mareşal Fevzi Çakmak (1946) ile Sinan Omur’un Fevzi Çakmak’ın Askeri Dehası-Siyasi Hayatı (1962) adlı kitaplarına da müracaat edilebilir.