Paniğe gerek yok.. Krizi CHP’nin Amerika’daki bankası çözer!
Ne hikmetse bir anda zayıflayan kovid salgını, hemen peşinden başlayan Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle, dünyada ciddi bir kıtlıktan ve olası bir buğday krizinden bahsediliyor.
Ki bence işin perde arkasında savaş ve salgının çok ötesinde bir şeyler var ama!..
Eldeki mevcut data, tabloyu henüz tam anlamıyla deşifre etmeye yetmediği için bekliyoruz..
Türkiye de küresel ekonomik dalgalanmadan ciddi anlamda nasibini alıyor..
Fakat CHP ve medyadaki şakşakçıları, küresel ölçekli krizi gizleyip, sorunun AK Parti Hükümetlerinden kaynaklandığı algısını oluşturmak için var güçleriyle yalan ve dezenformasyon kampanyası yürütüyor.
Yaz sebzeleri seraya girip, fiyatlar artınca, “Domates 20 lira oldu ne yiyecek bu millet” diyenler, tarla ürünleri hasat edilmesiyle fiyatlar düşünce, “çiftçi kazanamıyor, ne yiyecek bu üretici” yaygarası yapıyor.
Dolardaki dalgalanma, gıda ürünlerindeki fiyat artışı, enflasyondaki yükselişin sebebinin Başkanlık Sistemi olduğu, parlamenter sisteme dönüldüğünde sorunun çözüleceği öne sürülüyor..
Ülkemizin milyar dolarlık projeleri, yatırımcılar tarafından “Türkiye bu parayı ödeyemez denilerek” onaylanmıyor mu?
Üreticiye destek verilmeyip, tarım ve çiftçi tefeciye mi mecbur bırakıldı?
Öyle mi gerçekten?
Bütün bu iddialara cevap niteliği taşıyan bir hadiseyi anlatalım da siz karar verin..
Parlamenter sistem kurtuluş mu yoksa kaosun ayak sesleri mi!..
Evvela ifşa edelim CHP’nin Amerika’da bir bankası var..
Yanlış duymadınız, taa Amerika’da, New York’ta bir bankaları var..
“İş Bankası Türkiye’de değil miydi?”
İş Bankasından bahsetmiyoruz ki..
ABD’de Wells Fargo adında Siyonist sermayeli bir banka var..
Hemen “CHP ile ne alakası var” demeyin, az biraz sabır lütfen..
1800’lerin sonunda kurulmuş, hani kovboy filmlerinde, haydutlar tarafından sürekli soyulan posta arabası var ya..
Hah işte..
O araba Wells Fargo’ya ait..
Banka o dönem, soygunlar yüzünden neredeyse batmak üzere..
ABD’de ciddiye alınan bir banka olmaktan çıkmış bu sebeple banka yöneticileri soyulmayacakları bir ülke arayışına girmişler.
Yanlış anlaşılmasın, bankanın merkezini taşımak gibi bir dertleri yok!
Siyonizmin kesin talimatı var, “yeni karargâhımız ABD”, bunlar sadece yüksek faizle adam söğüşleyecekleri bir yer arıyorlar.
Bankanın kurucusu William Fargo’nun kulağına fısıldamış birileri, “Türkiye zor durumda yüksek faizle borç arıyor.
İktidarda kim var bilin bakalım?
CHP tabiî ki..
Milli Cephe Hükümeti dağıtılmış.. CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Demirel’in adamlarına otel köşelerinde bakanlık teklif ederek yeni bir azınlık hükümeti kurmuş ama elde avuçta para yok. Ülke dış ödemelerini yapamıyor, dövizle gelen petrol bu sebeple alınamadığı için benzin sıkıntısı çekiliyor.
Öyle ki, koalisyon hükümetlerinin beceriksizliklerinden beslenen darbeci bazı generaller dahi rahatsız. “Güvercinlik’teki darbe toplantılarına bile gidemiyoruz benzin yok ulan. Yaya mı gidelim?” sorusu hakim..
Dış borcun 25 milyon dolarlık taksit ödemesi gelmiş; kasada bir cent yok!
Merkez Bankası iflas açıkladı açıklayacak.. Almanya, İsveç, Lüksemburg, İngiltere dahil, çalmadık kapı bırakılmamış. Kimse zırnık koklatmıyor. Hepsinin red gerekçesi aynı, “Türkiye alacağı borcu geri ödeyemez.”
Bu sırada Wells Fargo bankası haber salıyor aracılar vasıtasıyla,“Türkiye’ye borç veririz” diyorlar.
Ecevit Hükümetinde bayram havası..
Hemen Amerika’ya heyet gönderilip, 150 milyon dolar borç alınıyor. Peki, neyin karşılığında?
Sıkı durun!
Koca ülke, silolarındaki tarım ürünlerinin tamamını rehin bırakıyor..
Yuhhhh yani değil mi?
Türkiye maalesef komik bir rakam karşılığında, çiftçisinin alın terini, vatandaşının bir lokma ekmeğini ABD’li bir tefeciye rehin bırakıyor.
Antbirlik, Çukobirlik, Tariş ve Fiskobirlik siloları, Wells Fargo kredisinin rehin kalemlerini oluşturuyor. Sadece rehinde değil, anlaşmanın 6. Maddesinin 1. Fıkrası, rehinli ürünlerin satışında da Wells Fargo’yu yetkili kılıyor.
Anlaşmadaki ilgili hüküm şu: “Rehinli ürünleri muhafaza ve kontrolü altında bulunduracak olan Ziraat Bankası, Wells Fargo’nun talimatı üzerine, birliklere (yani Tariş, Çukobirlik gibi) üç gün önceden yazılı ihbarda bulunmak suretiyle ürünlerin tamamını veya bir kısmını Wells’in de uygun görüşüyle, içerde ya da dışarıda, toptan ya da partiler halinde, peşin ya da kredili olarak, satış yeri ve zamanını ihbar ve ilânına gerek duymaksızın, satabilir ya da sattırabilir.”
“Geçmişte tahıl ambarıydık” diye sayıklayanlara selam olsun..
CHP döneminde ekmek bu sebeple karneye bağlanmıştı. Buğday sizin, un sizin ama Amerikalı tefeci tarafından rehin alınıp denetlendiği için öyle kafanıza göre kullanamıyorsunuz..
Bugün koalisyonla çözüm vaat edenlerin geçmişi bu. Kararınızı siz verin.
Unutmadan o tefeci bankaya ne olduğunu da söyleyelim..
Haydutların soyduğu banka, ülkemizi soyarak ihya oldu. Türkiye’yi dört hükümet dönemi boyunca dolandırıp, mali tablosunu öyle sağlamlaştırdı ki, bugün 191 milyar dolarlık varlığa ulaştı. ABD’de dördüncü, dünyada 30. büyük banka haline geldi.
Selâmetle..