• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz
TÜM YAZILARI

Erdoğan ailesine kıyasla, “Ne kadar az yol almışım, ne kadar az, yolun başındaymışım meğer”…

30 Nisan 2016
A


Mehtap Yılmaz İletişim: [email protected]

Melih Gökçek’in yerinde olsaydım, Hamamönü için bir “Susam Sokağı” projesi yapardım. Hamamönü’ndeki İngiliz kuklaları için Facebook ya da Twitter gibi bir “ortak paylaşım” alanı…

Bence harika olur…

Düşünsenize, rengârenk pencerelerden birbirleriyle “Erdoğan’ı nasıl göndeririz?” dedikoduları yapacakları, tekaüt siyasetçilere özel bir sokak…

Kahvehane niyetine bir de “Susam Sokağı” ihtiyar heyeti kurdum mu var ya, milletin başı kulağı rahatlardı.

Yok, Bülentgül cüppesini giydi, yok Nevzat Çakmaktaş birilerine şöyle beyanat verdi, yok Abdullahgül Fehmigül’le bir araya gelip halay çekti, yok Hüseyingül, “gel tezkere, gel tezkere” dedi…

Bıktırdılar milleti…

Aslında senede bir gün, 23 Nisan gibi “Cumhurbaşkanı olamayanlar günü” ilan edilmeli… Temsili de olsa, uğruna şeytanla dahi kol kola girebilecek kadar hırs yapmış siyasetçiler, sırasıyla o koltuğa geçip, hasret gidermeli…

Hem böylece İngiliz Anahtarları’nın karınlarını şişiren gaz alınır, hem de hım hım Yusuf repliğiyle “Yeter ya! Benim içim yanıyor ya! Manyak mısın sen? Kafamıza vururlar, çökertirler bizi!” diye bağırıp çağırmamıza gerek kalmazdı…

Haksız mıyım?

Yani bize reva mı şimdi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, rüzgârların şehri Bakü’de, İlham Aliyev ile el ele “çığır” açarken…

İlham Aliyev, (Erdoğan’ın onuruna yer-gök turkuaz), kollarını açıp can gardaşına sarılırken…

Rüzgârlı şehrin geniş caddelerinde kendi sokaklarımızmışçasına gezip dolaşırken…

Çok değerli okurum, Bakü Büyükelçiliği Din Hiz. Müşaviri Prof. Kamil Güneş’in mekânından, rüzgârların şehrini kuş bakışı seyrederken…

Sevil Nuriyeva’nın ev sahipliğinde krallar gibi ağırlandığımız, Azerbaycan şarkıları eşliğindeki o şahane akşam yemeğinin keyfini çıkarırken…

Şu “Erdoğan’ı çekemeyen” Susam Sokağı sakinlerinin dırdırlarına tahammül etmek zorunda kalmak bana reva mı?

E gel de Melih Gökçek’in yerinde olmak isteme şimdi!

Bunlardaki bir tür “zihinsel geviş getirme” hali…

Dünyada ve ülkelerindeki olaylara karşı tutumlarını, beklentilerini, yaklaşımlarını, tepkilerini, sevgilerini, öfkelerini Erdoğan’a üzerinden belirleyen böyle bir zümre daha olabilir mi?

17-25 Aralık geçti…

Gezi Kalkışması…

Kobani Eylemleri…

Canlı bomba katliamları…

PKK çukurları…

7 Haziran sonrası…

Mülteci meselesi…

Rusya-FETÖ-PKK ittifakı…

Putin tasmalı Proje Selahattin’in fırıldakları…

Kurbağa Kermit’in küfürleri…

Pensilvanya Şeytanı’nın “Sur’da bir gedik açtık” düşmanlıkları…

Her seferinde gırç diye “zokayı” yutup, yenik düşmelerine rağmen, Erdoğan kiniyle geviş getirmeleri başka neyle açıklanabilir ki?

Artık ümit kestim…

Bunlar geviş getire getire Erdoğan’ı çekiştirirken, Erdoğan Filistin’deki enerji sorununu çözecek…

Bunlar onun bunun eşiğine yüz-göz sürerken, Erdoğan Filistin’deki su sorununu çözmek için didinecek…

Bunlar FETÖ-PKK memleketin altını üstüne getirsin de koltuk kapmaca oynasınlar diye bekleşirken, Erdoğan atıl durumdaki İslam İşbirliği Teşkilatı’na damardan “adrenalin” yükleyecek…

Bunlar Cumhurbaşkanı’yla Başbakan’ın arasını açmaya çalışırken, Erdoğan ve Davutoğlu daha çooook kıtalar birleştirecek…

Çünkü bu milletin duaları bu parazit yapanlardan değil, milletine hizmetkâr olanlardan yana…

Erdoğan’ın Azerbaycan, Hırvatistan çıkartmasında oradaydım…

Ekibi ve eşi Emine Erdoğan’la birlikte hiç durmadan oradan oraya koşan, ümmet için, mazlumlar için, memleketinin selameti için çırpınan bir Uzun Adam’ın nasıl olup da insanlar için bir umut olduğunu bu kadar anlayamamıştım!

Pensilvanya Şeytanı’nın açtığı davalardan şikâyet ettiğimden utandım inanın…

Uzun Adam’ın ve hayat arkadaşının, ümmetin yükünü omuzlarında nasıl bir iman kuvvetiyle taşıdıklarına tanıklık ederken ben, kendi mücadelemin yükünü taşımaktan yorgun düşmüş halime bakıp, utandım…

Bir canlı bombanın, batıl terör örgütlerinin amaçları uğruna parça parça olmayı göze almalarına karşın, hakikat uğruna verdiğim mücadelede meğer ne kadar az şey feda etmiş, ne kadar çok şey yaptığımı sanmışım…

Hani Cumhurbaşkanı “Beraber yürüdük biz bu yollarda” der ya…

Bu haleti ruhiye ile bakınca Sezen Aksu gibi “Ne kadar az yol almışım, ne kadar az, yolun başındaymışım meğer…Elimde yalandan, kocaman, geçici oyuncak zaferler…” demekten kendimi alamadım.

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23