Hendek Savaşı Bölgesinde...
Peygamber efendimiz, Medine’ye hicretinden sonra, Medine civarındaki Müslümanlar (Kabileler, ayrı ayrı bölgelerde bulunuyordu) Mescid-i Nebevi’ye her vakit namaz kılmaya gidemiyorlardı. Bundan dolayı bulundukları mahallerde, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den izin alarak, mescidler inşa ettiler. Bunlardan birisi de, Beni Seleme Kabilesi’nin mescidi idi. Peygamber Efendimiz, zaman zaman bu mescidlere gidip namaz kıldırırdı.
Peygamber Efendimiz Mekke’de iken ve daha namaz farz kılınmadan önce de, namaz kılıyordu. Bu namazlarını Mescid-i Aksa’ya yönelerek kılardı. Fakat her zaman gönlünden, Mescid-i haram (Kabe’ye) yönelerek, namaz kılmayı geçiriyordu. Bu hususu belirten, ayetler vardır.
Medine’ye Hicret’in 15-16. Aylarında, Peygamber Efendimiz Beni Seleme Mescidi’nde namaz kıldırırken, vahiy geliyor ve rivayete göre öğle namazının (İkindi namazı diye rivayetler de var) üçüncü rekatında, Kudüs Mescid-i Aksa’dan, Mekke istikametine Mescid-i Haram’a yöneldi.
Peygamber’e, Bakara Suresinin “Yüzünün semada dolaşıp durduğunu, muhakkak görmekteyiz; Seni hoşnut olacağın, kıbleye çevireceğiz. Haydi! Yüzünü Mescid-i Haram’a çevir!...” mealindeki 144. Ayet-i kerimesi indi. İşte bu hadiseden dolayı, beni Seleme Mescidi’nin bir adı da, Mescid-i Kıbleteyn olarak anılmaya başladı.
Burayı ziyaret edip iki rekât namaz kılıp, hatıra resimler çektikten sonra, rotamızı Yedi Mescidler bölgesine çevirdik. Mescid-i Kıbleteyn ile Yedi Mescidler bölgesi arası, yaklaşık 20 dakika sürdü.
Yedi Mescidler bölgesi, aynı zamanda Ahzab (Hendek) Savaşı’nın cereyan ettiği bölgedir.
Hendek Savaşı, Peygamberin önemli savaşlarından birisidir. Uhud Savaşı’nın ilk merhalesini Müslümanlar kazanır ve müşrikler bozguna uğrayıp, Mekke istikametine doğru kaçarlarken; Okçular Tepesi’ndeki Müslümanlar, ganimetten pay almak için, mevzilerini terk edince; bunu bekleyen Halid Bin Velid (Daha sonra Müslüman oluyor ) komutasındaki müşrik atlıları, Müslümanları arkadan kuşatıyor ve dağılıp kaçan müşrik askerlerinin geri gelmesiyle; Müslümanlar, iki ateş arasında kalıyordu. Savaş bu şekilde bir müddet daha sürdü ve Müşrik orduları durumu, kurtarmak için, geri çekilmek zorunda kaldılar. Böylece Uhud Savaşı’ndan bir galip çıkmamıştı.
Müslümanlar bu olaydan sonra, Suriye, Mısır ve Irak bölgesine giden Mekke kervanlarını, Medine’nin doğusunda ve kuzeyinde vuruyor ve birçok ganimetler alıyordu. Böylece Müşriklerin Suriye, Mısır ve Irak ticaret yolunu, Müslümanlar kontrol altına alarak, müşriklere büyük maddi kayıplar verdirmeye başladılar. Mekkeli müşrikler, bundan büyük zararlar görüyordu. Bedir ve Uhud’un acısını da almak ve bu kervan soygunlarına bir son verdirmek gayesiyle, Müslümanlar üzerine, yeni bir ordu hazırlığına başladılar. Mekke ve civarında bulunan Gatafan, Beni Esed, Kinane vb. bütün kabilelerden asker istediler ve hatta bazılarından paralı askerler getirdiler. Bütün bu hazırlıkları haber alan Peygamber, hemen ileri gelen Müslümanları topladı ve ne yapılması gerektiği hususunda, istişare yaptı. Çoğunluk, Medine’de beklenilmesi ve savunma savaşı yapılmasını istedi. Bu arada Selman-ı Farisi “Bizde bir şehir üstün kuvvetlerle kuşatıldığı zaman, şehrin çevresine bir hendek kazılır ve şehir bu şekilde savunulur.” dedi. Bunun üzerine Peygamber, arkadaşlarından bu işe ehil insanları; şehrin hangi bölgesine hendek kazılması gerektiğini, araştırmaları için görevlendirdi. Bu araştırmaların sonunda, Peygamber Efendimiz kendisi de, bu bölgeleri gezdi.
Medine’nin üç tarafı, saldırı için müsait değildi. Düşman buralardan gelemezdi. Medine’nin bir tarafı dağlık ve kayalıklarla bir tarafı hurmalıklarla ve diğer tarafındaki evlerin de dış duvarları çok yüksekti.
Böylece düşmanın saldırabileceği tek yön kalıyordu, Kuzey bölgesi. Bu bölgeye, düşmanın geçemeyeceği derinlikte bir hendek kazılırsa, şehri savunmak kolaylaşacaktı. Arapların bilmediği bu şekil, uygun görüldü ve hemen hendek kazımına başlandı.
Peygamber (s.a.v) hendek kazımı için, 10’ar kişilik gruplar belirledi ve her gurubun kazacağı bölgeyi gösterdi. Kış mevsimiydi ve hava da çok soğuktu. Hendek kazanların elleri, zaman zaman âdeta donacak duruma geliyordu. Üstelik Medine’de kıtlık da vardı. Peygamber dahil, tüm Müslümanlar aç aç, hendek kazmaya devam ediyorlardı.
Her türlü sıkıntıya, açlığa ve soğuğa dayanan Müslümanlar, yaklaşık 5,5 km uzunlukta; bir atın karşıya sıçrayamayacağı genişlikte ve derinlikte kazılan hendek, düşman gelmeden önce, iki hafta içinde tamamlandı.
Hendek Savaşı’nda şu hususlar ön plana çıkmıştır:
-Peygamber istişareye önem veriyordu. Bu savaşta da, İran asıllı Selman-ı Farisi’nin teklifini, uygun gördü.
-Sadece düşmanla değil aynı zamanda kıtlık, açlık ve benzeri sıkıntılarla da mücadele edildi.
-İhanet eden Yahudilere rağmen, Müslümanlar büyük bir zafer kazandılar.
-Her zaman olduğu gibi Müslümanlar, Hendek Savaşı’nda da Allah’ın gaybî yardımlarına mazhar oldular.