• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Çeşit çeşit Kur’an Müslümanı

20 Şubat 2026
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

Çeşit çeşit Kur’an Müslümanı

İDRİS GÜNAYDIN

Türkiye’de son yıllarda sık sık duyulan “Kur’an Müslümanı” lafının içeriğine bakacak olursak üç çeşit olduklarını görürüz. 

Bunları sıra ile görelim:

1-“Kur’an Müslümanıyım” deyip hadislerin tümünü inkar eden grup. Bu grup peygamberimizin sözlerinin hiçbirini kabul etmiyor. Tabii buna bağlı olarak da peygamberimizin hayatını. Çünkü muhaddisleri kabul etmeyen müverrihleri kabul eder mi? İbni İshak ile Buhari arasında fark yok; onlar için.

Bunlara soralım: Kur’an’da rakı haram kılınmamışken siz rakıyı haram kapsamında değerlendiriyor musunuz? Çünkü Kur’an’da yasaklanan “Hamr- Şarap”tır. Rakı zikredilmez.


2- Kur’an Müslümanıyım dediği halde, peygamberimize ait olduğu söylenen hadislerden, Kur’an’a ters düşmeyen hadisleri kabul eden fakat hadis külliyatı içinde geçen bazı hadisleri kabul etmeyenler.


Bu grup şarap gibi rakının da haram olduğunu kabul eder. Çünkü peygamberimiz: “Küllü müskirin hamrun ve küllü hamrun haram: Her sarhoş eden şey içkidir ve haramdır” buyurmuştur. Ayrıca peygamberimiz: “çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” buyurmuştur. ( Buhari- Vudu/71,Edep/80,Müslim/Eşribe/7 Ebu Davut,Eşribe/5,Tirmizi, Eşribe/3)

Burada bazı sözlerin hadis diye sunulması veya bazı sözlerin zayıf veya uydurma olması bugünün konusu değildir. Tüm hadis kitaplarında geçen sözlerle ilgili böyle itiraz edilenler var.


Anlaşılıyor ki bu grupta olanların meselesi peygamberimizin hadisleri ile ilgili değil, hadis diye sunulanların bazılarının gerçekten peygamberimize ait olup olmadığı.

Bu durumu doğrulayan bir kaynak var elimizde: İslam Ansiklopedisi. 1928 akademisyen tarafından yazılan, 40 uzman tarafından gözden geçirilen bu eserde o kadar çok “bu sözün kaynağı bulunamadı, bu söz zayıf hadis diye hadis uzmanlarınca tenkit edildi, bu hadis sahihtir” gibi cümleler var. İslam Ansiklopedisinin şu metodunu çok beğendim: Konuyu 12’den ele alıp sonra onun sağında ve solunda yani lehinde ve aleyhinde olan sözleri de söylüyor. Kaynağı bol, tarafsız. Sadece konuyu işleyip uydurma rivayetlerin de yine kaynağından bilgi veriyor.



3-Bu grup ise Kur’an’ı ana kaynak olarak kabul ettikten sonra Kütüb-ü Sitte’yi, Kütüb-ü Tis’ayı, bunun dışındaki tüm hadis kitapları denilenleri kabul ediyorlar. Hakim’in Müstedrekini, Taberani’nin Mucemini, Deylemi’nin Müsnedini, Ahmet b. Hanbel’in Müsnedini, İmam Malik’in Muvattasını, Beyhaki’nin eserini… Daha başka var ise onları…

İşte mesele burada tartışılmaktadır. Tüm rivayetleri dinin hakikatlerindenmiş gibi kabul edenler, ortaya bu bilgilerin yanında çok sayıda hurafe ve bidat ileri sürmekte, ellerine nereden geçtiyse, fırça ile her kendileri gibi düşünmeyene “kafir, fasık, sapık, zındık” yaftası vurmaktadırlar. Onlara göre İslam Dünyasının ve Müslümanların derdi kendileri gibi inanmayanlardır.


Daha çok da böyle olanlar bazı tarikat ehillerinden çıkmaktadır. Birine sordum: “Peygamberimiz bu sizin geçtiğiniz yollardan geçip, bu makamlara erdi mi?” Düşündü düşündü. “Hayır” dedi. Bu kişi de şeyh olduğunu iddia ediyor. Hem de büyük manevi mertebelere erdiğinden.

Peki dedim, bir kul, sadece peygamberimiz gibi yaşasa ve onun yolundan yürüse kozak mı kalacak?” Bilemem demek zorunda kaldı gülerek.

İşte vaziyet bu.


Şu durum var: Ehli Sünneti adeta tabulaştıran bir grup  var. Hanefilikten de sapamıyor. Peki İmam-ı Azam Ebu Hanife çok az hadis kullanan ve “Rey ehli” olarak kabul edilen bir ekol sahibi. Siz ki, sahih veya gayrı sahih hadis diye çırpındığınıza göre İmam-ı Azam Ebu Hanife ile nasıl yan yana geliyorsunuz? O zaman siz “sünnet düşmanları” dediklerinizi İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin yanına itmiyor musunuz?


Burada bir kafa karışıklığı görüyorum.

Aynı kafa karışıklığını şurada da görüyorum:     


Bizim Ehli Sünnet geleneğimizin kilometre taşlarından biri ve önemli bir figürü Hz. Muaviye’dir. Lakin İmam-ı Azam Ebu Hanife bile Abbasi Devletinin kadılık teklifini reddettiği için zindana girip, orada işkence görerek veya zehirlenerek can vermiştir. Camilerimizde Hz. Muaviye’nin adı geçmez ama bizim geleneğimiz onun izidir.

İCMA VE KIYAS HAKKINDA KUR’AN MÜSLÜMANLARI NE DÜŞÜNÜR?

Onlar daha önce yapılmış içtihatları kabul etmiyorlarsa bugünden itibaren kendileri mutlaka içtihat yapmak zorunda kalırlar. Çünkü kıyamete kadar İslam Dininin içtihatsız gitmesi bana göre imkansızdır. İki misal vereyim: Bir: Kadın kocasından ayrılıyor. Mahkemelik oluyorlar. Boşanıyorlar. Ama erkek hanımını dinen boşamıyor. İnat edip ona çektirmek ve başkasıyla evliliğini önlemek istiyor. Bunun çözümü olarak hakimin boşaması caiz midir? Din İşleri Kurulunun fetvasına göre caizdir ki, doğrusu da böyle olmalıdır. İşte tıkanıklığı açan bir karar.


İkinci misal:

Avrupa’da beş ayda bir erkek buzağı 500 kg oluyor. Yine Avrupa’da yetişkin bir tosunu asla bulamazsınız. İneği de süt hayvanı olduğu için satmazlar. Kurban kesmeye ancak beş aylık danalar kalır. Gerek Diyanet, gerekse Milli Görüş fetva kurulu beş aylık danaların kurban edilebileceğine fetva vermişler. Tıkanıklığı çözen bir fetva ki doğru olan da budur.

Şimdi bu ve zamanın şartlarına göre böyle fetvalar olmasa İslam’ın ne evrensel olması düşünülebilir ne kıyamete kadar baki olması.

Eğer ben bunları kabul etmiyorum diyen varsa hükmünü Allah versin. Ama Kur’an Müslümanıyım diyene “kafir, fasık” yakıştırması yapıştırıp, kara çalmak çok cesur olmayı gerektirir. Varsa cesareti olan buyursun. Vesselam.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Dertli Öğretmen

Yıldan yıla et yiyen Süleymancilarin CHP'ye oy vermesine ne demeli. Kuriş bunları, ululemre itaat farzdır ayetiyle kandırıyor. Bütün hasenatlarinin silindiginin farkında değiller zavallılar.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23