• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Bunların hangisiyle komşu olmak isterdiniz? 

01 Mart 2024
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

 

İnsanlık, çağın kirli davranış kalıplarından öyle bunalmış ki; gerçekten güvenebileceği arkadaş, komşu, evlat, kardeş, anne-baba arıyor. Teker teker hepsini irdelediğinizde kötü örnekler o kadar çok ki! Kumpas, puştluk, ihanet, isyan o kadar çok!..

Rahmetli babaannem anlatırdı: “Rumlarla bir mahallede beraber durduk yıllarca. Bir kez olsun göstererek Ramazan’da yanımızda yemek yemezlerdi. Salyangoz yerlerdi lakin bir kez olsun salyangoz yemek üzerine laf etmezlerdi. Bazen mahallelerine girdiğimizde yedikleri salyangoz kabuklarını doldurdukları ve kapı önüne koydukları çuvallarda görürdük!”

Rahmetli dedem şehire indiğinde Yannis (Yani)’ye misafir olurmuş. Yani fırın sahibi bir esnaf. Bir seferinde Pazar gününe denk gelmiş. Kilisenin çanı çalmaya başlayınca Yannis’in morali bozulmuş. Evde bir Müslüman var ve Yannis kiliseye gitmeli… İbadet günü. Ama demiyor ki; bana izin ver de kiliseye gideyim! Dedem durumu anlıyor ve izin veriyor, kendisi de evden ayrılıyor.

Bu edep, bu anlayış yaşadığınız toplumun bir “değerler toplumu” oluşundan kaynaklanıyor. Toplumun aşısı nasılsa insanlar öyle alışıyor.

2015’te Bulgaristan’a gittim. Konuşuyoruz. Benim anlattıklarıma karşımdaki Türk tasdik eder anlamında kafasını sağa sola sallayarak karşılık veriyor. Ben onun anlattıklarını tasdik eder mahiyette aşağı yukarı sallayarak karşılık veriyorum. Kuşkulandım. “Anlattıklarımı inandırıcı bulmadınız galiba?” dedim. Doğrusunu söyledi. Bizde bu şekil… Sağa sola sallarız!

Bir süre sonra biz de uyduk onlara… Alışmak zor oldu ama alıştık.

İçinde yaşadığımız toplum çok çirkefleşti. Toplumumuzun da kafası karışık. Ne tam Müslüman ne tam kafir… İkisi de olamayıp arada gezen bir sürü var artık. Ne inançtan vaz geçebiliyor ne de dünya görüşüne baktığınızda küfürden.

Bir önceki makalemde değindiğim kişinin durumunda olan çok: namaz kılıyor, Şeriata karşı; oruç tutuyor faizden yana… İslam’ı hararetle savunuyor gibi, tesettürden uzak…

İnsan ister istemez soruyor: Altı dakika boyunca bir kediyi tekmeleyip öldüren bir insanla komşu olmak ister miydiniz? Evinizin onun komşuluğunda emniyette olacağına, çocuklarınızın, eşinizin, canınızın emniyette olacağına inanabilir misiniz? 

Peki bu hayvanı öldüren cani hangi din, meşrep veya ideolojiye sahip olabilir?

Müslümanlığı hakkıyla yaşayan biri olabilir mi? Peki ateist, deist, kapitalist, komünist, kemalist, pragmatist, budist, hinduist vd.?

Bunların hepsinden olabilir.

Taksiciyi öldüren o cani İslam’ı içselleştirmiş, samimi bir mü’min olabilir mi? Kurban keserken bile bıçağı hayvana göstermeyen, hayvanın gözlerini bağlayan bir erdeme sahip; av mevsimi dışında av hayvanlarını öldürmeyen, bıçak, balta gibi kesici aletleri karşısındakine verirken sap kısmını uzatıp demir kısmını kendine doğru tutan bir anlayışa sahip biri olabilir mi? Ağaçlar görürse korkar diyerek ormana girerken baltasını çuvala sokup gizleyen bir inceliğe sahip biri olabilir mi?

Hayır ama ateist, deist, kapitalist, komünist, kemalist, hinduist, budist…vs. olabilir. 

İsrailli herhangi biriyle komşu olmaya güvenebilir misiniz? Çocuğunuzu güvende hissedebilir misiniz? Ya canınızı? İğneli fıçı, Yahudi olmayanın kanını içmek gibi ritüellerle tam bir korku mağarasını andıran, kadınlara asla değer vermeyen ve bu kutsal kitaplarına kadar giren, Allah ile alay eden, kendilerinin Şeytanla Havva’nın gayri meşru birleşmesinden olduğunu iddia edip Havva annemizi kocası Ademi aldatmakla itham edip, tüm Yahudi olmayanları “siz aldatan bir kadının çocuklarısınız. Aldatmak size yakışır” diye, zımnen ithamda bulunanlarla yan yana olmayı güvenli bir komşuluk sayabilir misiniz?

Allah’tan korkmayan neden korkar? Kanundan. Polisin görmediği yerde kim engel olacak? Vicdan… Katilin vicdanı yok mu? O canilerin vicdanı yok muydu?

Toplum dedim; nasıl örgütlenmiş ve hangi değerle bezenmişse öyle devam eder. 1900 tarihinde İstanbul’da bir yılda bir hırsızlık oluyor. Nüfus bir milyon… İslam tarihinde dört yüz senede on iki adi cinayet işleniyor!

Geçmişten örnek vermeye de gerek yok. Günümüzden verelim: Çok gördüm; hayvanlarını kendi merasına otlamak için götürürken ağızlarına maske bağlayanları… Komşunun arazisinden ot kapmasın, diye.

Avda vurdukları domuzu dereye yuvarlayamıyorlar su necis olur diye. Şu bahçeye çukur kazıp gömelim; “hayır” diyor sahibi. Üzerinden ot biter. Benim ineklerim yer ve ben onun sütünü sağarım. Sütüm, yoğurdum, ayranım, yağım; necis olur. Daha yakın tarihli bir olay… 

Babam anlatıyor sık sık: birkaç kardeş ortak ticaret yapıyorlar. Babaları sürekli kendilerine nasihat ediyor: “Oğlum! Büyük borçlarınızı kimse sizde bırakmaz, alır. Asıl küçük borçlarınızı deftere kaydedin ve mutlaka ödeyin. Tüccarı yıkarsa, küçük borçları ödememek yıkar. Allah, borcunuzun miktarına değil ifasına bakar.

Tanıştım o kardeşlerden biriyle. Sordum: O küçük denilen borçlar ne miktarda borçlardı?

Cevap: Kuruşu kuruşuna, lirası lirasına… Bugün bir simit dahi alınamayacak borçlardı!

Kiminle komşu olmak isterdiniz? Vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

çamlı

 Bazıları ne mutlak kafır, ne hakiki müslüman!

Şeref

"İslam tarihinde dörtyüz senede oniki adı cinayet işleniyor.." dört halifenin üçü öldürülmüş yazarımız fazlaca abartmış..!!!!!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23