Ahmet Hakan Coşkun bir projedir!
Ramazan vakti bir teknede patronuyla beraber viski kadehleri eşliğinde sigara tüttürürken bunu eleştirenlere sinkaflı küfürler sallayan Ahmet Hakan, gerçeği dile getirmem karşısında kırmızı görmüş boğa gibi saldırıp şunları yazabiliyor: “Din düşmanı müptezel, alçak, müfteri, şerefsiz akit”
Bay Hakan, bunları sana dürüm yapıp yediririm; ama tüm hakaretler bir yana “Şerefsiz Akit” ne demek oluyor? Niçin beni bırakıp da çalıştığım kuruma küfür ediyorsun düşük pantolon zekâlı tekneci! Sana senden çok daha rezil küfürler savurmak mümkün ama o çukura inip de okuyucularımızın midesini bulandırmak istemem! Bay Hakan paralellerden öğrendiği literatürle “Viski alkol yoktu, Allah yalancıların belasını versin” diyor! Biraz daha ileri gitseydi ocaklarınıza ateşler salsın diyecekti! Sanki “Ahmet Hakan lıkır lıkır içki içti” dedik, zakkumun pekini içmeyesice!
Senin “oruç tutmamanı” eleştiren yok, bütün mesele yaptığın algı yönetimi! Oruç tutmadığının deşifre olması senin de umurunda değil, projen iyice açığa çıktı ve şizofrene bağladın, mesele bu!
Hürriyet’in eski Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, gazetede “Ahmet ARSAN” adlı bir kişinin yazacağını duyurmuştu. Onu tanıttı, röportaj bile yaptırdı, İslami Camia’dan olduğuna vurgu yapıldı. Hiçbir yerde fotoğrafı yoktu, gizemli adam olacaktı. Özkök, bu kişinin tam bir “HERGELE” olacağını söylemişti. 17 Mayıs 2009’da ilk yazısını yazan bu kişinin aslında Ahmet Hakan Coşkun olduğu ve Ertuğrul Özkök’le beraber İslami camia üzerinde bir operasyon yapmaya çalıştıkları deşifre oldu. Üstelik bu işin içinde yine İslami Camia’dan çıkıp bugün Erdoğan’ın çevresi için “devşirme çete” diyen LEVENT GÜLTEKİN de var! Sadece Ahmet Hakan değil, güya yeni Ahmet Arsan da İslami Camiayı karalayacak ve sesleri daha yüksek çıkacaktı! Ayaklarına dolandı, hergele ismi de Ahmet Hakan’a sıfat olarak kaldı!
Nasıl ki bu Ahmet Arsan vakası bir proje ise, Ahmet Hakan da yine Ertuğrul Özkök’ün bir projesidir! Zira Bay Hakan kim ne derse desin 90’lı yıllarda Müslümanların vizyoner yüzü olmuştur. Kanal 7 yıllarından bahsedilmesi Bay Hakan’ın canını fena halde sıksa da o dönem gözümüzde acayip itibarlıydı, güvenilirdi. Karşısındakine soru sorma biçimine hastaydık! Ama her şey Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle başladı. Aydın Doğan’ın proje danışmanı Ertuğrul Özkök kendince büyük bir iş başarmış ve kendilerini eleştiren muhafazakâr kesimi yine “içlerinden biriyle” yani kendi silahıyla vurmaya karar vermişti! Ak Parti iktidarında ona verilen rol, haksızlık karşısında susmayan muhafazakâr medyaya karşı Ahmet Hakan’ın “Ben bunların ciğerini bilirim” diyerek uydurduğu senaryolara sırtını dayamaktı! Zoruna gitmesin Monşer, sen hep bunu yaptın! Senin kaderin patronunun ihaleleri ve Ak Parti’nin kaderiyle paralel bir seyir izlemek zorunda, bundan sonra da öyle gidecek!
6 sene evvel SEVİLAY YÜKSELİR’i savcılığa şikâyet eden Ahmet Hakan, daha o dönemde kendini deşifre etmişti. Yükselir, Ahmet Hakan’ın askere gitmemek için dalağını aldırdığını söylemiş ve savcılık suç duyurusu karşısında takipsizlik kararı vermişti. İşte Bay Hakan’ın meşhur “DALAKSIZ” sıfatı da buradan geliyor. Gerçi Sevilay Hanım’ın sonu da Ahmet Hakan gibi oldu! O da gitti seçime 1 hafta kala “Oyum HDP’ye” diyerek takipçilerini hayal kırıklığına uğrattı! Allah kimseyi onların düştüğü hale düşürmesin! Bunlar tıpkı bizim komşunun tavuğu gibi! Yemi sahibinin bahçesinde yiyor, yumurtayı başka bahçeye yumurtluyor!
Bay Hakan’ın yaptığı en büyük algı yönetimi ise “Bana haksızlık ediyorlar, iftira atıyorlar” cümlesinde gizli! Tek kanallı yılların TRT’sinde Calimero diye kafasında yumurtayla gezen civciv gibi “Ama bu haksızlıııık” diye ağlayıp duruyor!
Monşer Coşkun’s’un sonunu elbette Allah bilir, biz kendi sonumuzu bile bilmezken onunkini nerden bileceğiz? Ama bildiğimiz bir şey var ki Mister Coşkun’s ne zaman “kullanışlı” olmaktan çıkarsa, Aydın Doğan tarafından 3. sınıf yazarlar tayfasına tekmeler eşliğinde atılır.
Bugüne kadar “hem nalına hem mıhına” vurarak geldin, bundan sonra da net bir adam olmayıp böyle devam edeceksin. Bazen haklıdan yana olup, “Bak bu adamı sevmem ama helal olsun doğru yazmış” dedirtecek, bazen de güçlünün yanında olup, “haklı olan mazlumu” ezeceksin! Artık fuat avni’den farkın yok! Milletin adamı olamadığın gibi onların adamı da olamayacaksın!
Son kullanma tarihin, ömrün kadar olmayacak! Sen cellâdına âşık olmadın, cellâdın seni parselledi!
10 yıldır içinde bulunduğun Doğan Medya ve Nişantaşı camiası sana ne kasetler ne şantajlar ve ne şampanyalar patlattı kim bilir? O hayatı bırakıp gelsen atarlar önüne bir dosya apışıp kalırsın! O dünyadan kurtulmak için gemileri yakmak zorundasın, ama sende o cesaret yok! Şayet samimi bir şekilde gelirsen, yanında olmaya hazırız; fakat bataklığın çamurları nefes boruna kadar dolduysa üzgünüm Leyla! Sana hayırlı uçuşlar dilerim, kemerini takmayı unutma!