• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Fahrettin Dede
Fahrettin Dede
TÜM YAZILARI
25 Ocak 2019

Yılmaz Özdil nitelikli dolandırıcı mı?

Nerdeyse bir haftadır yatıyoruz kalkıyoruz Yılmaz Özdil’in 2 bin 500 TL’ye pazarlamasını yaptığı özel basım ‘Mustafa Kemal’ kitabını konuşuyoruz. Sosyal paylaşım sitelerinde Yılmaz Özdil’i tosuncuk Mehmet Aydın’a benzeten yahut benzeri başka yüzlerce yorum okudum. Önceki gün Ahmet Kekeç, Yılmaz Özdil’e savcıların dava açması için çağrıda bulunuyordu.

Ama en uç önerme hukukçu bir dostumdan geldi:

Bu adamı nitelikli dolandırıcılıktan yargılamak lazım” deyince bir an ağzım açık kaldı. "5 yıl yatarı var" diyen hukukçu dostum, Özdil’in okurlarının dinî inanç ve duygularını istismar ettiğinden, okurlarının algılama yeteneğinin zayıflığından yararlandığıdan, ayrıca basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıklardan faydalanarak kendisine duyulan güveni istismar ettiğini belirterek 4 farklı madde kapsamında bu suçu işlediğinden bahsetti. Dostuma, “Nitelikli dolandırıcılık, niteliksiz ürün” diye karşılık verebildim.

HİÇ Mİ PRESTİJ KİTAP GÖRMEDİK?

Şahsen; isteyenin, istediği kitabı, istediği fiyata satabileceğini düşünüyorum. Özdil’in buyurduğu gibi kimse kimseyi kitabı almaya zorlamıyor. Ama bir sorun var ki onu arzedeyim: Yılmaz Özdil, günlerdir kendisini dünyadaki en pahalı kitap örnekleriyle savunmaya çalışıyor. Ortada savunulacak bir durum yok. Zira dipnotsuz, köşe yazılarını toplama mantığıyla ortaya çıkardığı kitabı, adeta bilimsel bir ürün gibi pazarlaması en büyük sorun.

Elbette, Türkiye’de de, dünyada da üzerlerine dudak uçuklatan etiketlerin yapıştırıldığı kitaplar var. Kimi zaman bir ülke, kimi zaman bir şirket tarihi, kimi zaman da bir biyografi… Genelde prestij kitaplar olarak anılıyor. Bazısı tek bir müellif imzası taşıyor, bazısını da onlarca müellif bir araya gelerek yazıyor… Bu eserlerin büyük çoğunluğu bilimsel nitelikleri haiz oluyor, çoğunlukla yazımları yıllar sürüyor, özel bir şekilde ciltleniyor, özel bir şekilde satışa sunuluyorlar. Ve hiçbiri çocuklar için “Bir de kavrulmuş leblebi... Hiç hayır demezdi. Havaya atar, ağzıyla yakalamaya çalışırdı” bayağılığında olmuyor. Yani hiç prestij kitap görmesek Özdil, bizi de kandıracak.

YENİ SAHTE KAHRAMANA GEREK YOK!

Yılmaz Özdil, bir “nitelikli dolandırıcı” mıdır,  inanın bilmiyorum. Vaktiyle Çiftlik Bank skandalıyla hafızalara kazınan Tosuncuk ile nasıl bir ilişkisi vardır onu da bilmiyorum.

Bana sorarsanız, aman deyim Savcılar bu kitap ya da Özdil için harekete geçmesinler, zira yeni bir sahte kahramanı daha kaldıracak durumda değil millet…

Bildiğim şey şu:

Sahte hatıraların kaynak diye sunulup dipnot verilmeyen; kitle okuruna ayrı, çocuk okura ayrı, zengin okura ayrı tarifeyle satışların yapıldığı bir pazarlama taktiğinin dünyada örneği yok. Buna bir açıklama getirmek de mümkün değil. Yani Özdil’in çabası nafile!

 

Venezuela’nın derdi ABD’yi mi gerdi?

ABD’nin son darbe girişimi Venezuela’da yaşandı. Sosyal medya, Venezuela ve lideri Nicolas Maduro’ya destek etiketleriyle çalkalanıyor. Güney Amerika ya da özelde Venezuela uzmanı değilim, sömürgeye maruz tarihi haricinde de pek tanıdığım, bildiğim bir coğrafya değildir.

Ama zaten konumuz Güney Amerika değil, Amerika Birleşik Devletleri…

Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'nun kendisini ülkenin “geçici devlet başkanı” ilan etmesinin ardından ABD, Guaido’yu ilk tanıyan ülkelerden biri oldu. Twitter Maduro’dan mavi tık’ı kaldırdı, Wikipedia ise Guaido’yu ülkenin resmi başkanı ilan etti.

İki şey:

Birincisi; ABD’nin de tıpkı İngiltere gibi dostları ve düşmanları yoktur, menfaatleri vardır. Dün Mısır’da Sisi darbesini meşru kılan ABD menfaatleri bugün de Venezuela’daki darbeyi meşru kılıyor.

İkincisi; Facebook, twitter, instagram gibi sosyal medya sitelerinin nasıl bir işlev gördüğü ve Amerikan çıkarları doğrultusunda nasıl kullanıldığı görülmüş oldu.

 

Bugün 25 Ocak: Mısır’ın devrimi!

Bugün 25 Ocak…

Diktatör Hüsnü Mübarek’in indirilmesiyle sonuçlanan 25 Ocak 2011 devriminin yıl dönümü…

Bugün aslında uzun uzadıya Mısır’ı ve devrimini yazmak istiyordum. Ama içerideki tartışma Mısır’a galebe çaldı.

Onlarca yıl diktatöryal bir rejimle idare edilen Mısır halkı tam bugün sokaklara döküldü ve Mübarek’i indirdi. Bunun çok farklı boyutları var, başka yazılarda inceleriz.

Ama aynı Mısır, bugün 25 Ocak şartlarından daha zor durumda… Hayat pahalılığı, siyasi kriz, baskı ortamı ve başka pek çok şey…

Bugün 60 binden fazla siyasi tutuklu var Mısır’da… Bir cüneyhe muhtaç durumdaki insanlar, tren rayları arasında intihara atlıyor.

Ve Kahire, bir Suudi Arabistan-BAE uydusu olarak en hüzünlü günlerini, tarihe ve medeniyete en uzak yıllarını yaşıyor.

 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23