Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyor ki;
TallInn / İstanbul
Yazı Estonya’da başladı, İstanbul’da bitti. Ondan iki mahreci var. Aslında Erdoğan’ı Letonya’ya taşıyacak uçak Esenboğa’dan hareket etmek üzereyken başladı diyebiliriz. O vakit dört durak saymam lazım; Ankara, Riga, Tallinn ve İstanbul.. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la üç gün…
•
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB için vites yükseltilmesi talimatını verdiği bu dönemde, kendi de Köşk’e çakılıp kalmak yerine, vaad ettiği gibi “koşan, terleyen bir Cumhurbaşkanı” olarak AB ülkelerine Türkiye’yi anlatmak üzere yola çıktı.. Gitti ve hem Türkiye’nin neden AB’nin içinde olması gerektiğini anlattı hem de Türkiye’de yatırım yapmak isteyen işadamları için bir bir, Türk ekonomisi ve dış politikası hakkında sürdürülen karalama kampanyalarına yanıt verdi… Buradan da istediğini aldı. Her iki ülkenin, Türkiye’nin AB hedefine olumlu bakmasını sağladı..
•
Üç günlük Letonya-Estonya gezisinin ana teması kuşkusuz AB.. Ancak yaşanan sıcak gelişmeler AB’yi gölgede bırakacak cinsten… Sadece Cumhurbaşkanı’nın değil, hükümet üyelerinden delegasyondaki işadamları ve yazarlara kadar herkesin önceliği Kobané.. Bizim de cevabını aradığımız bazı sorular var kuşkusuz bu gel-gitler ortasında. En önemlisi ise Türk tezlerinin ne derece kabul gördüğü?.. Bir defa Erdoğan, tüm bu son dönemde olan bitenin ardından tutumunda en küçük bir değişiklik yapmadan ısrarla ve yeniden, üzerine basa basa dedi ki; “Bizim için PKK eşittir PYD.. PYD bunu kabul eder veya etmez. Ama biliyoruz ki PKK’nın Suriyeli lider kadroları PYD saflarında savaşıyorlar. Ve ABD bu örgüte c-130’larla silah ve mühimmat taşıyor. Bu kabul edilemez”.. Neticede ne oldu?.. Silahların bir kısmı Işid’in eline geçti.. Işid’çiler ne dedi? ‘Şukran Ya Hussein Obama’ … Dolayısıyla Türkiye’nin yükselttiği kaygılar haklı çıktı.. Bu kaygıları haklı çıkaracak o adımı atmasaydı ABD, yani yollamasaydı bu şartlarda silahları, Türkiye istediğini de yaptırmış olacaktı. Her hâl ve şartta tutarlı bir dış politika.. Diğer mesele ise silahlı güçlerin PYD saflarında kara mücadelesine fiziksel olarak katılımı konusu.. Kim bu silahlı güçler? Bölgeyi en iyi bilen Hür Suriye Ordusu ile Peşmerge… Türkiye başından beri bu iki gücün fiziksel olarak bölgede olması gerektiğini savunuyor.. PYD ne diyor peki?.. “Kimse yardıma gelmesin. Bize sadece silah verin”… Erdoğan da yine bugün yayınlanan söyleşimizde altını çizdi; “biz zaten sana yardım etmiyoruz ki.. Oradaki masum halka yardım ediyoruz”.. (Dahası yardım edilecek halk da yok. Hepsi zaten bizim sınırlarımız içinde.. ) Neyse şimdi eğer PYD’nin bu itirazı kabul görür de omuz omuza PYD ve peşmerge savaşmazsa Türkiye’nin, ‘bunların derdi Kürtler değil, alan hakimiyetlerini kaybetmemek’ tezi kabul görecek. Yok herşeye rağmen ÖSO (hür ordu) ve Peşmerge birlikte mücadele verirse Işid’e karşı, Türkiye dediğini yaptırmış olacak.. İşte politik tutarlılık bu.. Paralelciler, Guardian ve İNY Times hep bir ağızdan aksini söylese de, Türk dış politikası bu süreci, denklemdeki “en tutarlı, en sözüne güvenilir devlet” olarak geçiyor.
ALMANYA FAKTÖRÜ
Öyle bir dönemde başladı ki bu gezi; Türkiye’ye yönelik içeride ve dışarıda sistemli saldırıların yoğunlaştığı, Türkiye’nin Işid’e destek veren bir ülke gibi algılanmasına dönük yoğun kampanyaların yapıldığı bir döneme denk geldi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle söylemek gerekirse “bir üst akıl”ın sınırlarımıza dönük oyununun sıradan bir oyun olmadığını artık biz görüyoruz. Mesela çok açık. Terör örgütü PKK’nın en rahat ettikleri ülke değil midir Almanya?. Sayın Cumhurbaşkanı bunun müttefik iki ülke bakımından nasıl bir probleme işaret ettiğini defalarca söylüyor mevkidaşına. Bunun neticesinde bize diyorlar ki; “4.000 tane haklarında açılmış dava var. Hukuk yoluyla hallediyoruz” Haliyle Erdoğan da soruyor, ‘ne oldu bu davalar?’ diye.. Ben söyleyeyim, Almanya’nın göstermelik olarak açtığı bu davalardan hiç birşey çıkmadı, çıkmayacak da.. Nokta. Peki ya Güneydeki sevdiğimiz ülke?.. Bu ‘islam devleti’ hayaliyle yahut hedefiyle hareket eden IŞİD, İslam’ın en büyük düşmanı olan İsrail’e neden tek bir söz söylemez?..
KOBANE DÜŞERSE IŞİD ZAFER KAZANIR!
ABD’nin bir tane kaygısı var o da Işid’e yenilmek. YPG’nin bir tane kaygısı o da Esed rejiminin yani kendi eski ve sadık müttefikinin hediye ettiği Rojawa Devrimi’nin yıkılmaması.. Ama bölge Kürtleri esas meseleyi biliyor. Biliyor ki daha onlar orada vatandaş dahi değilken Tayyip Erdoğan Esed’e gitti ve vatandaşlık istedi onlar için. Eşit siyasi haklar istedi. Kimlik problemlerinin çözümü için Erdoğan çalıştı kimse çalışmadı. Üstelik dün ya da bugün de değil. Ahmet Necdet Sezer döneminde, siyasi mahkumların serbest bırakılmasını sağlayan Erdoğan’dı. Şimdi de yine kimsenin etnik yahut mezhepsel aidiyetine bakmaksızın kucak açan Türkiye’den başkası değil.. Attı mı mangalda kül bırakmayan Avrupa’nın kabul ettiği toplam mülteci sayısı 130 bin. Türkiye’nin ise kayıtlı 1 milyon 600 bin.. Önceki gün ziyaret ettiği Letonya’nın toplam nüfusu kadar. Bunu da karşı kampanyalar yapılıyor olmasına rağmen, can havliyle Türkiye’ye gelen o milyonlarca komşumuz gayet iyi biliyor.. Kalın sağlıcakla.