HİTLER'İN FABRİKASI SİYONİSTLERE ÇALIŞACAK!
HİTLER'İN FABRİKASI SİYONİSTLERE ÇALIŞACAK!
DAVUT DOĞRUCU
Bu ne küstahlık!
Bu ne arsızlık, bu ne pervasızlık! Utanma diye bir şey yok mu be! Allah'tan korkmuyorsun, kuldan mı utanmıyorsun!
Geçen hafta Financial Times'ta bir haber çıktı. Herkes gördü, herkes okudu, ama kimse ağzını açmadı. Ben açacağım. Ben söyleyeceğim. Çünkü biri söylemek zorunda.
Volkswagen, İsrail'in silah şirketi Rafael ile anlaşma masasına oturmuş.
Almanya'daki Osnabrück fabrikasını silah üretim tesisine çevireceklermiş.
Ne üretecekler? Demir Kubbe'nin parçalarını.
Fırlatma rampalarını, nakliye araçlarını, jeneratörlerini...
Yani?
Yani Gazze'de bebeklerin üzerine bomba yağdıran o siyonist rejim, rahat rahat katliam yapsın diye kalkan üretecekler!
• •
Gel, sana bu hikâyeyi başından anlatayım. Çünkü şeytanın ayrıntıda gizlendiğini bilirsin.
Volkswagen'i kim kurdu? Adolf Hitler. Ta kendisi. 1937'de "halkın arabası olacak" dedi, fabrikayı diktirdi. Sonra ne oldu? Savaş başladı. Savaş çıkınca araba marabayla kim uğraşacak! Fabrikaları silah tezgâhına çevirdiler. Toplama kamplarından insanları "Yahudileri, Çingeneleri, Sovyet esirlerini" sürükleyerek getirdiler. İşçilerin yüzde altmışı köle!
Fabrika arazisinin içine düpedüz toplama kampı kurdular: İnsanlar rutubetli sığınaklarda, insanlık dışı şartlarda çalıştırıldı ve bu köle işçiler Nazi ordusunun V-1 uçan bombalarını monte etti.
Savaş bitti, dünya değişti ama Volkswagen hep ayakta kaldı. Savaş sonrasında "biz değiştik" dediler, sivil üretime döndüler. Beetle, Golf, Passat, Tiguan derken dünyanın en büyük otomobil gruplarından biri oldular.
Herkes unuttu o karanlık geçmişi. Herkes affetti.
Ta ki çöküş başlayana kadar.
• •
Şimdi iyi dinle. Çünkü burada hikâye kıvrılıyor.
Hitler'in şirketi geriliyor. Hem de fena geriliyor.
2025 rakamları geldi, felaket gibi: Faaliyet kârı yüzde 53 düştü "19 milyar Euro'dan 8,9 milyara geriledi. Net kâr yüzde 44 eridi" 12,4 milyardan 6,9 milyara. Kâr marjı yüzde 5,9'dan yüzde 2,8'e çöktü. Neredeyse sıfır.
Peki ne oldu da bu dev çöktü? Gel, tek tek bakalım:
Birincisi, Çin. Volkswagen yıllarca Çin'de kral gibi yaşadı. Çin pazarı onların altın madeniydi. Ama Çinli üreticiler "BYD, NIO, Xpeng" elektrikli araçta öyle bir sıçradılar ki Volkswagen geride kaldı. Çin'deki teslimatlar yüzde 10 düştü. Çin artık Alman arabası almıyor; kendi arabasını yapıyor, hem de daha ucuza, daha iyisini.
İkincisi, Amerika. Trump'ın geri döndüğü ABD, Nisan 2025'te Avrupa'dan gelen araçlara ağır gümrük vergileri koydu. Volkswagen'e faturası: 2,9 milyar Euro. Bir gecede.
Üçüncüsü, Porsche faciası. Volkswagen'in taç mücevheri Porsche'da stratejik planlama alt üst oldu. Ürün yol haritası değişti, 4,7 milyar Euro'luk değer kaybı yazıldı deftere. Nakit bile değil kâğıt üzerinde eridi gitti.
Dördüncüsü, Avrupa'nın kendi kuralları. AB'nin karbon salım düzenlemeleri Volkswagen'e ek maliyetler bindirdi. Elektrikli araca geçiş için batarya yatırımları milyarları yuttu. Avrupalı müşteri artık pahalı Alman arabasına bakmıyor bile.
Sonuç: 2030'a kadar belki de 50 bin kişi kapının önüne konacak.
Fabrikalar kapanacak. Almanya'nın otomotiv gururu diz çökmüş durumda.
Hitler'in şirketi adeta batıyor ve batan her gemi bir limana yanaşır. Bu sefer yanaştıkları liman: siyonist İsrail.
• •
Kapanma listesinin başında Osnabrück fabrikası var.
2.300 işçi, T-Roc Cabriolet üretimi 2027'de bitiyor. Yeni model verilmedi ve fabrika boş kalacak.
Şimdi Osnabrück deyince aklına bir şey gelmeyebilir ama Avrupalıya sor o bilir.
1648'de Vestfalya Barışı nerede imzalandı? Osnabrück'te!
Avrupa'yı kasıp kavuran Otuz Yıl Savaşları nerede son buldu? Osnabrück'te!
Bu şehir o günden beri "Friedensstadt" yani Barış Şehri diye anılıyor. Şehrin giriş tabelasında yazıyor.
Erich Maria Remarque Barış Ödülü burada veriliyor, 1991'den beri iki yılda bir törenler düzenleniyor, nutuklar atılıyor...
Ve işte tam da bu barış şehrinin fabrikasına çare aradılar.
Ne yaptılar biliyor musun? Önce Rheinmetall'e gittiler "Alman silah şirketi" al şu fabrikayı, silah üret dediler Rheinmetall önce ilgilendi, sonra çekildi. Neden? Alman ordusunun zırhlı araç ihalesini Finlandiyalı bir firma kapınca, Rheinmetall için o fabrika artık kârlı olmaktan çıktı.
Kendi ülkelerinin silah şirketi bile vazgeçti.
Ne yaptılar?
Kapıyı siyonistlere açtılar İsrail'in Rafael silah şirketine.
Ve şimdi bu barış şehrinde, bu tabelanın gölgesinde, Demir Kubbe'nin fırlatma rampaları, nakliye araçları ve jeneratörleri üretilecek, Gazze'yi bombalayan rejimin kalkanı burada imal edilecek.
Barış şehrinde silah üretecekler!
Anlatabiliyor muyum bu rezaleti?
Aktivistler bile dayanamadı gidip şehrin tabelalarına soru işareti yapıştırdılar: "Hâlâ barış şehri misiniz?" diye. Çevreciler eylem yaptı, işçiler "bizi piyon gibi kullanıyorlar" dedi, ama nafile.
Kimsenin umurunda değil.
• •
Bir de şunu duyacaksın...
Volkswagen diyor ki: "Biz silah üretimini dışlıyoruz."
Ha ha ha!
Kardeşim, sen Demir Kubbe'nin fırlatma rampasını üreteceksin "silah üretmiyormuşsun". Füzeyi savaş alanına taşıyacak aracı yapacaksın "silahla ilgin yokmuş". Bütün sistemi ayakta tutan jeneratörü monte edeceksin ama "savunma sanayisi" diyeceksin, "silah değil" diyeceksin.
Kimi kandırıyorsun?
Cellâda baltayı bileyen suçsuz mu? Katile silahı uzatan mâsum mu? Caniye yol gösteren temiz mi?
Silahı sen üretmiyormuşsun... Peki silahsız o rampa ne işe yarıyor? O araç neyi taşıyor? O jeneratör neyi çalıştırıyor? Hepsi aynı makinenin parçası. Sen de o makinenin dişlisisin.
• •
Ama dur, bir şey daha var. Belki en önemlisi bu..
Bu anlaşma sadece ahlâken rezalet değil, hukuken de yasadışı.
Bunu ben söylemiyorum..
Uluslararası hukuk profesörleri söylüyor.. Northwestern Üniversitesi'nden Torsten Menge ne diyor biliyor musun? Aynen şunu: "Soykırım işleyen, etnik temizlik yapan ve saldırı savaşları yürüten bir devletle silah işbirliği yapmak hem uluslararası hukuku hem Alman iç hukukunu ihlal ediyor."
Profesör söylüyor bunu sokaktaki adam değil..
Uluslararası Adalet Divanı Temmuz 2024'te ne karar verdi hatırlıyor musun? Üçüncü devletlerin İsrail'in işgal altındaki topraklardaki yasadışı varlığına yardım veya destek sağlaması yasak, Yasak! Alman Anayasası'nın 25. ve 26. maddeleri ne diyor? Barışa zarar verebilecek silah ihracatı yasak..
Savaş Silahları Kontrol Yasası ne diyor? Uluslararası yükümlülüklere aykırı silah üretimi yasak.
Her şey yasak.
Ama yapıyorlar.
Bir de şunu düşün: Aşağı Saksonya eyaleti Volkswagen'in en büyük hissedarlarından biri. Yani bu anlaşma gerçekleşirse, Alman devleti doğrudan suç ortağı olacak. Kâğıt üzerinde değil fiilen, hukuken, resmen.
Ve Alman hükümeti ne diyor? "Destekliyoruz." Ekonomi Bakanlığı ne diyor? "İstihdamı koruyan her girişimi memnuniyetle karşılıyoruz." VW ne diyor? "Silah üretimi olası değil" diyor ama somut planları da yalanlamıyor.
Kendi anayasaları yasak diyor. Uluslararası mahkeme yasak diyor. Hukuk profesörleri yasak diyor. Ama onlar "istihdam" diyor..
İşte Batı hukuku bu kadar: İşlerine gelince anayasa, gelmeyince istihdam.
Gel şimdi bir de Almanya'nın yüzüne bakalım.
Bu ülke her yıl 27 Ocak'ta Holocaust anma töreni düzenler. Politikacılar kürsüye çıkar. Gözleri yaşarır. Sesleri titrer. "Nie wieder!" derler. "Bir daha asla!" Müzeler yaparlar, anıtlar dikerler, okullarda ders olarak okuturlar. Dünya görsün diye...
Peki?
"Bir daha asla" diyorsun, güzel çok güzel laf.
O zaman söyle bana: Hitler'in emriyle kurulan bir şirket, kölelerin kanıyla büyüyen bir fabrika bugün "Gazze'de bebek katili" bir rejimin silah altyapısını üretecekken senin o "Bir daha asla"n ne oldu?
Rafa mı kalktı?
Vitrinde duran bir süs mü oldu?
Yoksa başından beri yalan mıydı?
Yırt at o sloganı içi boş...
Gazze'de iki buçuk yıldır on binlerce sivil katledildi. Kadınlar. Çocuklar. Bebekler. Hastaneler vuruldu, okullar enkazın altında kaldı, insanlar açlıktan kırıldı. Ve sen ey Almanya hâlâ mı "bir daha asla" diyeceksin?
Hem de Hitler'in fabrikasını İsrail'e açarken?
Dün toplama kamplarından getirdiğin insanları köle gibi çalıştırdın. Bugün o tarihi istismar eden bir rejimin silah ortağı oluyorsun.
Değişen sadece kurban sistem aynı, zihniyet aynı.
• •
Bir de Alman hükümeti ne diyor bak: "Destekliyoruz!" Evet, resmen destekliyorlar bu anlaşmayı. "Avrupa'nın güvenliği" diyorlar.. "Silahlanma zarureti" diyorlar...
Aynı Almanya bize ne diyordu hatırlıyor musun?
"İnsan hakları!"
"Basın özgürlüğü!"
"Demokrasi standartları!"
Türkiye kendi güvenliği için savunma sanayisini geliştirince yaygara kopardılar, ambargolarla tehdit ettiler. Teknoloji transferini kestiler. Avrupa Parlamentosu'nda kınama kararları çıkardılar.
Ama gel gör ki İsrail'e silah altyapısı üretmek "Avrupa'nın güvenliği" oluyor! Siyonist rejimin katliam kalkanına parça yapmak "savunma zarureti" oluyor!
Bize gelince insan hakları!
İsrail'e gelince güvenlik!
İkiyüzlülüğün bu kadarı ancak Batı'dan çıkar..
Çünkü bunların değerleri bile çıkara endeksli...
İnsan hakları lâfta, siyonist çıkarı masada her zaman böyle oldu.
• •
Aziz okuyucularım...
Gördüğünüz tablo budur: Barış şehrinde silah üretilecek...
Hitler'in fabrikası siyonistlere hizmet edecek...
Batan bir ekonomi Filistin kanıyla ayağa kaldırılacak...
Almanya alkış tutacak...
Avrupa seyredecek...
BM her zamanki gibi susacak...
Ama şunu bilsinler...
Bu ümmet susmaz. Bu ümmet sussaydı Kudüs çoktan unutulurdu. Bu ümmet sussaydı Gazze'nin adını kimse anmazdı. Susmadık. Susmayacağız. Filistinli kardeşlerimizin feryadını bastırmaya ne Volkswagen'in parası yeter ne Demir Kubbe'nin kalkanı ne de Batı'nın ikiyüzlü diplomasisi.
Cenâb-ı Hak buyuruyor: "Sakın zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size de ateş dokunur." (Hûd Suresi, 113)
Almanya meyletti. Volkswagen meyletti. Rafael zaten zulmün ta kendisi.
Ve bir gün emin olun, bir gün bu hesap sorulacak. Çünkü zulüm payidar olmaz.. Hiçbir zaman olmadı.. Firavun'un ordusu da güçlüydü.. Nemrut'un ateşi de büyüktü.. Ama ikisi de tarihin çöplüğünde..
Bugün Volkswagen'in milyarları var, Rafael'in füzeleri var, Almanya'nın desteği var. Ama yarın?
Yarını Allah bilir.
Ve Allah, zalimlerin yaptıklarından asla gafil değildir.
Vesselam.