Bunların bilim adamlığı bu: Kanadı koparılan sinek duymuyor!
Fıkrayı bilirsiniz..
“Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atan sözde bilim adamlarına benzer bir bilim adamı(!)..
Bilimsel deneyine başlamış.
Fıkra bu ya..
Sineğin bir ayağını koparmış ve sineğe “Uç bakalım” deyip, bırakmış.
Sinek uçmuş.
Sözde bilim adamı, sineği yakalamış, ve ikinci ayağını da koparmış.
Yine sineğe “Uç bakalım” deyip, bırakmış.
Sinek yine uçmuş.
Üçüncü ve dördüncü ayakların koparılmasından sonra da deney, sineğin uçması ile devam etmiş.
Sözde bilim adamı, sonuncu olarak sineğin kanadını koparmış ve “Uç bakalım” deyip serbest bırakmış.
Bakmış ki, sinek uçamıyor..
“İşte bu..” demiş.
“Buldum.. Buldum” diye devam etmiş.
Ve raporunu yazmış: “Sineğin kanadını koparınca, kulakları duymuyor.”
1128 sözde akademisyenin imza attıkları bildiri de, işte buna benziyor..
Eldeki verilerden, çıkartılması hiç mümkün olmayan hangi sonuç varsa..
Evlere şenlik bir mantıkla..
O sonucu çıkartıyorlar..
Veriler neler?
Güneydoğu’da bazı ilçelerde teröristler hendekleri kazmışlar..
Sivil insanların arasına karışıp, güvenlik güçlerine ateş açmaya başlamışlar..
Hendeklerin gerisindeki bölgede kalan sivil insanları da canlı kalkan gibi kullanmaya başlamışlar..
Tam bu noktada..
Gerek hendeklerin kapatılarak güvenliğin sağlanması..
Gerekse sivil halkın baskı altından kurtarılması..
Ve eli silahlı teröristlerin de yakalanması için, güvenlik güçleri operasyona başlamış.
Sözde bilim adamları, tıpkı kanadı koparılan sineğin uçamamasını, “Kanadı koparılınca, kulakları duymuyor” saçma tespitindeki gibi..
“Güvenlik güçleri sivil halka karşı katliam yapıyor” diye raporluyorlar..
•
Biliyorum..
Teröristlere kucak açanlar..
“Sana ne kardeşim.. Gerekirse, bizim saçmalama hakkımız var.. Bu soruşturmalar da ne? Gözaltına almalar da ne?” diyecekler..
Gerçekten, bana da soracak olursanız..
Bu çarpıtma, devletten beslenen bilim adamı sıfatı taşıyan kişilerden değil de..
Terör örgütünün yöneticilerinden gelse..
“Görevleri bu” der, geçerdik.
Siyasetçilerden böylesi saçma yorumlar gelse, “Halk seçimde derslerini verir” der geçerdik..
Şu marjinal gazeteciden, bu okunmayan yazardan gelseydi..
“Serbest piyasa.. Yalana aldanan okur varsa, biz ne yapabiliriz” der, görmezden gelmeye çalışırdık.
Ama, bu çarpıtma..
Devletin verdiği bilim adamlığı sıfatını istismar ederek yapılınca....
“Bilim adamlığı” sıfatları kullanılarak..
Anayasal statüsü olan üniversitelerin isimleri de bildiriye yazılarak yapılınca..
Kamu kaynaklarından beslenen öğretim görevlileri tarafından..
“Kanadı koparılan sineğin, kulakları duymuyor” raporu yazılınca..
O; sözde bilim adamlarının “onur”ları için değil..
Devletin.. Üniversitelerin “onur”u..
“Bilim”in onuru için..
Bu çarpıtmalara itiraz ediyoruz, yanlış yapıldığını hatırlatmak zorunda kalıyoruz.
•
Teröristleri mazur göstermeye çalışan bildiri için, “Düşünce açıklamasıdır, ne karışıyorsunuz” diyenler, şu açıdan da yanlış noktada duruyorlar..
“Kanadı koparılınca, sineğin kulağı duymuyor” çıkarımı yapan akademik ünvanlı bir kişiye, devletin maaş ödemesini..
Öğrencilerin bu çatlak bilim adamına teslim edilip, eğitim görmesini onaylayabilir miyiz?
Tabii ki hayır..
Aynı şekilde..
Silahlı teröristlerin etkisiz hale getirilme çabasını, “Sivil halka karşı kıyım” olarak niteleyen..
5 ilçedeki olayları..
Bütün Türkiye’de yaşanan bir katliam gibi göstermeye çalışan..
Olayları ya anlayamayan..
Ya da bilerek çarpıtan..
Nasıl olmuşsa, isminin başına akademik ünvan yazdıranlara..
Nasıl sessiz kalacağız?
•
İmzacılardan Ahmet İnsel, 1990’ların klasik savunmasına sığınmış..
1990’lı yıllardaki İnsan Hakları Örgütü.. “Hep devlete eleştiri getiriyorsunuz, terör örgütüne niye bir şey demiyorsunuz” itirazına, şöyle cevap verirdi: “Örgütün neyini eleştireceğiz? Adı üstünde örgüt. Hukuka bağlılık zorunluluğu yok ki. Bizim muhatabımız, hukuka bağlı olması gereken, devlettir.”
Örgüt derken de.. “Terör örgütü” ifadesini kullanmamaya büyük özen gösterirlerdi..
Şimdi İnsel de benzerini tekrarlamış: “Benim PKK ile bir ilişkim yok, ama devletle var. Ben Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak devletin ona çizilmiş olan yasalar, ilkeler, temel hak ve özgürlükler sınırlaması içinde davranmasını beklerim.”
Nasıl uyanıklık ama..
Örgüt zaten suç işliyormuş. Onu eleştirmeye gerek yokmuş..
Ama devlet, suç işleyemezmiş..
Mantık çatlak, beyin buharlaşmış ama..
En güzeli, bu akademisyenlere biraz ağır cevap veren Sedat Peker’e, bu sözde bilim adamlarından gelen itiraz.. Diyorlar ki: “Eli silahlı çete liderlerinden..”
Hani sizin, zaten örgüt olanlarla bir işiniz olmazdı..
40 bin kişinin katili terörist PKK’ya laf söylemezken.. Peker’den ne gördünüz ki, ona laf yetiştiriyorsunuz?