• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Mîlâdî yılbaşı ve Müslüman saati

02 Ocak 2023
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Her Müslüman, her mîlâdî yılbaşına yaklaşırken Ahmed Hâşim’in “Müslüman Saati” yazısını okumalı. 

Saat ve zaman telâkkîmizin değiştirilmesi üzerinden İslâm medeniyet dâiresinden kopup Batı medeniyetine geçişimizi muhteşem bir üslûpla anlattığı o yazıyı… Belki başımıza gelenleri bir miktâr anlayıp (daha doğrusu hissedip) gözümüz açılır ve bu çılgın kutlamalara katılmaz, ibretle ve kahrolarak seyrederiz çürümüşlüğü.

Birkaç seçme yapmak istiyorum o yazıdan:

İstanbul’u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istîlâların en gizlisi ve en te›sirlisi yabancı saatlerin hayâtımıza girişi oldu. «Saat»ten kasdımız, zamânı ölçen âlet değil, fakat bizzat «zaman»dır.

Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre; dinden, ırktan ve an’aneden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu üslûb-ı hayâta göre de “saat”lerimiz ve “gün”lerimiz vardı. Müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve nihâyetini akşamın ziyâları ta’yin ederdi. Ma’denden sağlam kapaklar altında mahfuz tutulan eski ma’sum saatlerin yelkovanları, yorgun böcek ayakları tarzında, güneşin semâ üzerindeki seyriyle az çok münâsebetdâr bir hesâba tebaan, minenin rakamları üzerinde yürürler ve sâhiplerini, zamandan takribî bir sıhhatle, haberdâr ederlerdi. Zaman nâmütenâhî bahçe ve saatler orada açar, gâh sağa gâh sola mâil, güneşten rengârenk çiçeklerdi.

Ecnebî saati ibtilâsından evvel bu iklimde, iki ucu gecelerin karanlığıyla simsiyah olan ve sırtı, muhtelif evkaatın kırmızı, sarı ve lâcivert ateşleriyle yol yol boyalı, azîm bir canavar hâlinde, bir gece yarısından diğer bir gece yarısına kadar uzanan yirmi dört saatlik “gün” tanınmazdı. Ziyâda başlayıp ziyâda biten, on iki saatlik, kısa, hafif, yaşanması kolay bir günümüz vardı. Müslümanın mes’ut olduğu günler, işte bu günlerdi; şerefli günlerin vakaayiini bu saatlerle ölçtüler.

(…)

Giden saatler babalarımızın öldüğü, annelerimizin evlendiği, bizim doğduğumuz, kervanların hareket ettiği ve orduların düşman şehirlerine girdiği saatlerdi. Bunlar, hayâtı etrâfımızda serbest bırakan geniş lâkayd dostlardı.

Gelen yabancılar ise hayâtımızı bozup onu meçhul bir düstûra göre yeniden tanzîm ettiler ve ruhlarımız için onu tanınmaz bir hâle getirdiler. Yeni “ölçü” bir zelzele gibi, zaman manzaralarını etrafımızda zîr-ü zeber ederek, eski «gün»ün bütün sedlerini harâb etti ve geceyi gündüze katarak saâdeti az, meşakkati çok, uzun, bulanık renkte bir yeni “gün” vücûda getirdi. Bu Müslümanın eski mes’ut günü değil, bedmestleri, evsizleri, hırsızları ve kaatilleri çok ve yeraltında mümkün olduğu kadar fazla çalıştırılacak köleleri sayısız olan büyük medeniyetlerin acı ve nihâyetsiz günüdür.

(…)

Şimdi heyhât, eski «saat»le berâber akşam da fecir de bitti. Birçoklarımız için fecir, artık gecedir ve birçoklarımızı güneş, yeni ve acâyip bir uykunun ateşlerinden, eller kilitli, ağız çarpılmış, bacaklar bozuk çarşaflara dolanmış, kıvranırken buluyor. Artık geç uyanıyoruz. Çünkü hayâtımıza sokulan yeni ve fenâ günün eşiğinde çömelmiş, kin, arzu, hırs ve haset sürülerinin bizi ateş saçan gözlerle beklediğini biliyoruz. Artık fecri yalnız kümeslerimizdeki dargın ve mağrur horozlara bıraktık. Şimdi Müslüman evindeki saat, başka bir âlemin vakitlerini gösterir gibi, bizim için gece olan saatleri gündüz ve gündüz olan saatleri gece renginde gösteriyor.  

Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.

(Ahmet Hâşim’in bu muhteşem makalesi Dergâh Mecmûası’nda (16 Mayıs 1337/1921, c.I, nr.3) neşredilmiş ve yazarın 1928’de çıkan Gurebâhâne-i Laklakân kitabına alınmıştır.)

Bugün çılgın eğlencelerle kutlanan mîlâdî yılbaşının mîlâd (Hz. Îsâ’nın doğumu) ile alâkası kopmuştur. Bu gün ve gece aslâ dînî addedilemez. Bu gün, Hz. Îsâ’nın doğduğu gün ise, bu günü dînî bir gün olmaktan bizzat Hıristiyanlar çıkarmıştır. Hayvânî eğlenceler Hz. Îsâ’yı öyle gölgelemektedir ki âdetâ görünmez hâle getirmektedir. Azmış nefslerin Hz. Îsâ neyine! Mîlâdî yılbaşı artık bir hedonizm bayramıdır.

Hıristiyanların, Hz. Îsâ ile dahi irtibâtını kopardıkları yılbaşının Müslümanlarla hiçbir alâkası olamaz. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) in ümmetinin onlardan alacağı hiçbir şey yoktur. 

Hz. Peygamber, “Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” buyururken Müslümanların böylesi gayr-i müslim merâsimlerine imrenmesi ve katılması düşünülemez. “Onlardan olmak”tan korkusu kalmayanın da işi bitmiştir zâten. 

Ali İzzetbegoviç’in meşhûr sözünü de hatırlayalım: “Savaş, ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.”

İslâm dünyâsı şahsiyetini, yani kendine îtimâdını kaybetmiştir. Bütün dünyânın kutladığı mîlâdî yılbaşını kutlamamayı ayıp sayıyor. Bu aşağılık kompleksiyle varacağımız yer yok oluştur. 

Biz “Kınayanların kınamasından korkmuyoruz.” ve bu rezâletlere katılmıyoruz. Kınanmak korkusuyla bu kokuşmuş akıntıya kapılmayı kınıyoruz.  

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. (Mâide, 54)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Zuhal

Efendim, zaten miladi yılbaşını Hz. İsa’nın doğum günü olarak kutlamıyorlar. Hz. İsa’nın doğum günü 25 Aralık’ta kutlanıyor ki, biz de ve Avrupa’da Noel deniyor, Amerika’da Christmas. Aileler bir araya gelir, yemek yerler, hediyeleşirler. Çılgınlığı bir yana, eğlence de yoktur.

MÜSLÜM

-Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır--hadisine göre yılbaşını kutlamayalım,onların kullandığı zaman ölçülerini kullanmayalı diyor sayın yazar.Peki kullanmayalım.Bu arada benim önerim onlar gibi mersedeslere binmeyelim,onlar gibi tv izlemeyelim,onlar gibi telefon kullanmayalım,onlar gibi bilgisayar kullanmayalım,internete girmeyelim,onların icat ettiği çamaşır makinesi,bulaşık makinesi,buzdolabı,fırın,doğalgaz kullanmayalım.Hatta camilerdeki hopörlerleride kullanmayalım.Ne dersiniz.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23