Zirvede değişim yok, ders çok!.
Galatasaray umduğunu bulmadı. Kasımpaşa zirve yolunda kendinden emin. Beşiktaş’ın şampiyonluk hevesi kaçtı. Fenerbahçe 90 dakika sağlam ve diri… Haftanın en kârlısı Trabzonspor…
Süper Ligin 13’üncü haftasında şampiyonluk adayları için atılabilecek başlıklarından sadece birkaçı.
Ligin üst basamağında yer alan İstanbul temsilcileri, kendi aralarında oynadığı maçlarda yenişemeyince haftanın en kârlısı Trabzonspor oldu. Bu durum bize gösteriyor ki, Süper Lig’in gelecek haftaları zirve yolundaki heyecanı da beraberinde getirecek. Haftanın diğer ilgi çeken olayı ise Sergen Yalçın yönetimindeki Gaziantepspor’un üst üste ikinci galibiyetini Gençlerbirliği karşısında alması. Devamı gelir mi? Onu kestirmek, sanırım bize doğruyu yansıtacak zamana haksızlık olur…
90 DAKİKA OYNAYAN KAZANIR
Türk futbolunun en önemli zaaflarından birisi de futbolu 90 dakikanın tamamına uygulayamamak. Bugünlerde gündemdeki isim kim? Fenerbahçe. Kanarya’nın ligimizde bu denli sükse yapmasının nedeni maçın son anlarına kadar golü ve galibiyeti kovalaması. Eksik kalan ne? Performansını oyunun tamamına yansıtamayıp, maçı kesik kesik oynaması.
Fenerbahçe-Beşiktaş maçının sonucunu gördükten sonra Kasımpaşa karşısında bambaşka bir Galatasaray bekleyen futbolsever umduğunu bulmadı. Ev sahibi ekip, maçta rakibini iyi analiz etmiş olacak ki, maçın ilk 45 dakikasında rakibine top göstermedi. Oyun üstünlüğünü elinde tuttu. Siz eğer sahanın hakimi olursanız, skorda da üstünlük sağlamanız kaçınılmaz olur.
Ev sahibi Kasımpaşa, sadece maça ve skora hakim değildi. Aynı zamanda oyun zekâsını da mücadeleye yansıttı. İstanbul ekibi dört stoper ile çıktığı maçta karşısında farklı bir Aslan buldu. Bulduğu gibi de sonuca gitmesini bildi. İlk yarıda yaşananlar karşısında şaşkına dönen Sarı-Kırmızılı ekip, soyunma odasında (var mı, yok mu bilmiyorum) aynaya bakıp ikinci yarıya farklı bir düşünceyle çıktı.
Maçın ikinci yarısındaki Galatasaray’ı gördükten sonra aklımdan şu geçti; ‘Teknik Direktör Mancini, lider Fenerbahçe’ye mi özendi!’ Siz ilk yarıda yapacağınızı, maçın ikinci yarısına bırakırsanız, 45 dakikalık oyunda beceriniz skora fazla bir etki yapmayabilir! Nitekim, kaçan goller verilmeyen penaltılar, Aslan’ın derin hesaplarını/hayallerini, hakemin bitiş düdüğü ile aldı götürdü.
Bu maçla ilgili dikkat çektiğimiz bir konu daha var. İtalyan teknik adam artık kişisel eleştiri için ilk hamlesini yapmalı. Ne diyor Mancini, “Defansif mentalitemizi geliştirmemiz gerekiyor. Üst üste gelen maçlar nedeniyle, bu konuda çok fazla çalışma imkânı bulamadık. Bu kötü alışkanlığı yenmek için çok çalışmamız lazım.”
Kişinin kendi eksiğini görüp, kişisel eleştiri yapması, bulunduğu ortama iyiden iyiye alıştığının önemli göstergesi. Değişimlerle nelerin ‘değişebileceğine’ hep birlikte şahit olacağız.
FENERBAHÇE–BEŞİKTAŞ DERBİSİ VE…
Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında mükemmel futbol ziyafeti vardı. Futbolcusu, hakemi, taraftarı ile deyim yerindeyse dört dörtlük bir maç oldu. Maçın İlk 45 dakikasında Beşiktaş, ikinci yarısında ise Fenerbahçe ayakta kalmayı başardı.
Güne damgasını vuran ise maçın hakemi Cüneyt Çakır’ın verdiği/vermediği kararlarıydı. Çakır’ın FIFA listesinin en üst basamağında yer alması, kendisine ve TFF’ye yapılabilecek olası eleştirileri de ikinci plana atıyor. Böylece en çok havaya giren de sanırım Merkez Hakem Komitesi (MHK) olur. Biz de o komiteye sorarız; Cüneyt Çakır’ın arkasına sığındığınız kaçıncı sezonunuzu yaşıyorsunuz?
Sormazlar mı, bu sığınma nereye kadar?
Fenerbahçe-Beşiktaş arasında oynanan 90 dakikalık mücadele ders niteliğinde. Raul Meireles’in takımına ihanet ettiği dakikadan sonra Sarı-Lacivertli ekibin sahada basmadık yer bırakmadığı ve maçın bitiş düdüğüne kadar gol kovaladığının maç kaseti, amatör-profesyonel kısacası futbolun içinde yer alan herkesin, alması gereken önemli derslerle dolu.
Maçın görüntüleri mutlaka bulunmalı ve izlenmeli..
Süper Ligin 13’üncü haftasında şampiyonluk adayları için atılabilecek başlıklarından sadece birkaçı.
Ligin üst basamağında yer alan İstanbul temsilcileri, kendi aralarında oynadığı maçlarda yenişemeyince haftanın en kârlısı Trabzonspor oldu. Bu durum bize gösteriyor ki, Süper Lig’in gelecek haftaları zirve yolundaki heyecanı da beraberinde getirecek. Haftanın diğer ilgi çeken olayı ise Sergen Yalçın yönetimindeki Gaziantepspor’un üst üste ikinci galibiyetini Gençlerbirliği karşısında alması. Devamı gelir mi? Onu kestirmek, sanırım bize doğruyu yansıtacak zamana haksızlık olur…
90 DAKİKA OYNAYAN KAZANIR
Türk futbolunun en önemli zaaflarından birisi de futbolu 90 dakikanın tamamına uygulayamamak. Bugünlerde gündemdeki isim kim? Fenerbahçe. Kanarya’nın ligimizde bu denli sükse yapmasının nedeni maçın son anlarına kadar golü ve galibiyeti kovalaması. Eksik kalan ne? Performansını oyunun tamamına yansıtamayıp, maçı kesik kesik oynaması.
Fenerbahçe-Beşiktaş maçının sonucunu gördükten sonra Kasımpaşa karşısında bambaşka bir Galatasaray bekleyen futbolsever umduğunu bulmadı. Ev sahibi ekip, maçta rakibini iyi analiz etmiş olacak ki, maçın ilk 45 dakikasında rakibine top göstermedi. Oyun üstünlüğünü elinde tuttu. Siz eğer sahanın hakimi olursanız, skorda da üstünlük sağlamanız kaçınılmaz olur.
Ev sahibi Kasımpaşa, sadece maça ve skora hakim değildi. Aynı zamanda oyun zekâsını da mücadeleye yansıttı. İstanbul ekibi dört stoper ile çıktığı maçta karşısında farklı bir Aslan buldu. Bulduğu gibi de sonuca gitmesini bildi. İlk yarıda yaşananlar karşısında şaşkına dönen Sarı-Kırmızılı ekip, soyunma odasında (var mı, yok mu bilmiyorum) aynaya bakıp ikinci yarıya farklı bir düşünceyle çıktı.
Maçın ikinci yarısındaki Galatasaray’ı gördükten sonra aklımdan şu geçti; ‘Teknik Direktör Mancini, lider Fenerbahçe’ye mi özendi!’ Siz ilk yarıda yapacağınızı, maçın ikinci yarısına bırakırsanız, 45 dakikalık oyunda beceriniz skora fazla bir etki yapmayabilir! Nitekim, kaçan goller verilmeyen penaltılar, Aslan’ın derin hesaplarını/hayallerini, hakemin bitiş düdüğü ile aldı götürdü.
Bu maçla ilgili dikkat çektiğimiz bir konu daha var. İtalyan teknik adam artık kişisel eleştiri için ilk hamlesini yapmalı. Ne diyor Mancini, “Defansif mentalitemizi geliştirmemiz gerekiyor. Üst üste gelen maçlar nedeniyle, bu konuda çok fazla çalışma imkânı bulamadık. Bu kötü alışkanlığı yenmek için çok çalışmamız lazım.”
Kişinin kendi eksiğini görüp, kişisel eleştiri yapması, bulunduğu ortama iyiden iyiye alıştığının önemli göstergesi. Değişimlerle nelerin ‘değişebileceğine’ hep birlikte şahit olacağız.
FENERBAHÇE–BEŞİKTAŞ DERBİSİ VE…
Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında mükemmel futbol ziyafeti vardı. Futbolcusu, hakemi, taraftarı ile deyim yerindeyse dört dörtlük bir maç oldu. Maçın İlk 45 dakikasında Beşiktaş, ikinci yarısında ise Fenerbahçe ayakta kalmayı başardı.
Güne damgasını vuran ise maçın hakemi Cüneyt Çakır’ın verdiği/vermediği kararlarıydı. Çakır’ın FIFA listesinin en üst basamağında yer alması, kendisine ve TFF’ye yapılabilecek olası eleştirileri de ikinci plana atıyor. Böylece en çok havaya giren de sanırım Merkez Hakem Komitesi (MHK) olur. Biz de o komiteye sorarız; Cüneyt Çakır’ın arkasına sığındığınız kaçıncı sezonunuzu yaşıyorsunuz?
Sormazlar mı, bu sığınma nereye kadar?
Fenerbahçe-Beşiktaş arasında oynanan 90 dakikalık mücadele ders niteliğinde. Raul Meireles’in takımına ihanet ettiği dakikadan sonra Sarı-Lacivertli ekibin sahada basmadık yer bırakmadığı ve maçın bitiş düdüğüne kadar gol kovaladığının maç kaseti, amatör-profesyonel kısacası futbolun içinde yer alan herkesin, alması gereken önemli derslerle dolu.
Maçın görüntüleri mutlaka bulunmalı ve izlenmeli..







