--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yargıda ‘Çarşı’ dillerde ‘Şike’!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Beşiktaş Spor Kulübüne malolmuş ‘Çarşı’ taraftar grubunu bilmeyeniz yoktur sanırım... Sosyal sorumluk anlayışı ile hareket eden, yaptığı anlamlı icraatlarıyla ‘taraftar’ gruplarına örnek olmuş bir seyirci yapılanması. Evet, biz böyle bilirdik!...  

Şimdi ‘seyirci’ grubu olarak ortaya çıkan, açtığı pankart ve tezahüratlarla sahadaki oyuna artı ‘değer’ kazandıran siyah-beyazlı Çarşı’dan bazı ‘isimler’, ülke için apaçık ‘tehdit’ unsuru olan Gezi olaylarından dolayı, sanık sandalyesindeler...

Beşiktaş’ı temsil eden, futbolla özdeşleşen ‘seyirci’ grubu Çarşı ile ilgili düşüncemizi ‘Taraftar grubu Çarşı ve taklitleri’ başlığı ile yine bu satırlarda sizlerle paylaştık. 

Futbolun samimi-kirlenmeyen sürecinde ‘örnek’ alınması gereken uygulamalarıyla, bugün Çarşı isminin Gezi olayları ile anılır hale getirilmeye çalışılmasının, asla ve asla kabul edilecek bir durumu yoktur. 

Otuz yıla aşkın bir geçmişe sahip, bugüne kadar da Beşiktaş’a mal olmuş taraftar grubu ‘Çarşıyla’ isimleri anılan şahısların, 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır hale getirilmesinde!?! 

Tabii, bu söylediklerimiz, geçmişten günümüze uzanan iyi niyetli düşünceden kaynaklanıyor. Son yıllarda yaşananlara bakıldığında ise ‘İyi niyetin bir yere kadar olduğu...’, sonrasında ise ülke için tehdit ve tehlike unsuru olacak, ‘malum’ Taksim Gezi Parkı olayları... Devamında neler olduğunu hatırlayın? Tencere-tava faslı v.s. 

Yine sesli düşünmek istiyorum; ‘Çarşı’ eğer bir Beşiktaş’a mal olmuş ise, Çarşıyı temsil eden bayraklar ve onları taşıyan şahısların, arzu edilmeyen ‘Taksim Gezi Olaylarında...’ ne işi olabilir ki? 

Ülke için yazılan karanlık senaryonun ‘figüranları’ olan bir grubun ülke huzurunu tehdit eden eyleme ‘Çarşıyı’ temsilen (görüntülere bu net yansıyor) Taksim’de yer alıyor ise, o şahıslar yargının vereceği karara, ‘adalet’ olarak bakıp, sonucuna katlanma zorunda olduklarını bilmeleri gerekiyor.

YARSUVAT’IN ‘ŞİKE’ TESPİTİ!

Spor gündemi içinde futbol, futbolun içerisinde de isim ve olaylar önemli yer tutar. Neden? Siz eğer hitabınızı-söylemlerinizi kitlelere ulaştırmak ve bu konuda kamuoyu oluşturmak istiyorsanız ‘futbolun’ cazibe merkezinde bulunmak zorundasınız...

Niçin böyle bir yaklaşımda bulunduk? Kulüp, şike, cemaat isimleri futbol gündemini oldukça meşgul ediyor. Süreç o  kadar ‘vahim’ bir boyut kazanmış ki Türkiye Kupası, Süper Lig, Avrupa maçları, futbol gündeminin ikinci kategorisinde gibi...

Hepimiz ‘Ateş olmayan yerden dumanın’ çıkmayacağı gibi sözleri ilkokul sıralarında öğrenir, ilerleyen süreçte ise ‘yaşamın’ içinde bunun ‘örneklerine’ rastlarız. 

Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat, ‘2010-2011 sezonunda yapıldığı söylenen ‘şike’ olayları ilgili ortaya attığı ilginç-iddialı açıklamalar yaptı. Yarsuvat’ın spor yazarı Atilla Gökçe’ye yaptığı röportajında dile getirdiği “Fetullah (Gülen) grubu, Aziz Yıldırım’dan 50 milyon dolar istedi. Aziz Yıldırım da Fenerbahçe de bu parayı vermedi. Ondan sonra malum süreç başladı.... Henüz sonlanmayan bir süreç!” ifadeler, üzerine gidilmesi gereken nitelikte.

Açıklamaların hemen ardından Gülen’in avukatından açıklama geldi; “Bu iddia kesinlikle doğru değildir”. Açıklamanın devamında ise, ‘Doğru olmayan iddianın hukukçu olan bir kişi tarafından dile getirilmesi tam bir hezeyandır” deniliyor. ‘Hukukçu olan...’!?! 

Tüm bu açıklamalarına bağlantılı olarak Fenerbahçe Spor Kulübü internet sitesinde Başkan Aziz Yıldırım imzalı bir açıklama yayınlanıyor; ‘Kamuoyunun bilmesi gereken husus, haberde yer aldığı üzere 50 milyon dolar ile ilgili, Aziz Yıldırım olarak benim hiçbir grupla herhangi bir diyaloğum olmamıştır.’ 

Açıklamalar üst üste geliyor. Herkes kendine göre haklı, haksız olan ise ‘...balta, su, inek, dağ’ tekerlemesini hatırlattı. İsmi kamuoyu ile özdeşleşen kurumların kimler tarafından, ne amaçla yönetildiği, açıklamaların ne manaya geleceğini bana sorarsanız, gazeteci Gökçe’nin ‘3 Temmuz’un 50 milyon dolarlık sırrı’ başlıklı yazısının sonunda ‘...Ben sadece gazeteciyim’ sözünü hatırlatırım. Asli görev süreci mi? Ülke menfaatleri, futbolun serahati için ‘yüce yargıda’... 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle