--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye Kupası’nın öğrettikleri

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Futbolun içinde kazanmak kadar kaybetmek de var. Asıl önemli olan içinde yer aldığınız yarışta, diğer bir ifade ile yol aldığınız süreçten gerekli ‘dersleri’ çıkarabilmek. Şimdilerde bunun önemli ayağını da Ziraat Türkiye Kupası maçları oluşturuyor. 

Önem derecesi yüksek kupanın yarı final ayağında önce Bursaspor-Fenerbahçe, dün akşam da Galatasaray ile Sivasspor karşılaştı. Kupa serüveninde yoluna devam eden ve Süper Lig’de zirve yarışını sürdüren Fenerbahçe ile Galatasaray’ın bu yarışta yer alması, dikkate alınması gereken önemli ayrıntıları içeriyor! 

Şampiyonluk yarışında yer almanın kupa maçlarına nasıl yansıyacağı, doğrusu merak konusuydu! Bu merakın giderilmesinin ilk neticesini Bursaspor-Fenerbahçe maçında gözlemleme imkânına sahip olduk. Sarı-Lacivertli ekip zorlu geçmesi gereken bir maçta, final yolunda önemli bir galibiyete imza attı.

Bursaspor camiası, yönetim, seyirci, taraftarı ile her defasında başarıyla yakın ilgili. Şehrin daha önce şampiyonluk yaşamasının bu anlayışa etkisi oldukça fazla. Fener maçında Bursa tribünlerine bakıyorsunuz dolu. Futbol adına güzel bir ambiyans var. Futbol ‘oyun’ olarak kabul edildiğinde, tribünlerin coşkusu buna bağlı olarak sahadaki mücadeleye de olumlu yansıyor... 

Maç öncesi Fenerbahçe kafilesine yapılan saldırının, ne ev sahibi kimliğine sahip bir takıma, ne de futbolcuya bir faydası var... Zararları ise ‘şiddetten’ nemalanmak isteyenlerden başka, kimseye bir şey kazandırmıyor. Stada giderken takım otobüsüne atılan yabancı maddeler konusunda Teknik Direktör İsmail Kartal haklı olarak soruyor; ‘Biz bu ülkenin takımı değil miyiz?’ 

Fenerbahçe dendiği zaman, şimdilerde ilk akla ‘saldırılar’ geliyor. Stat dışındaki bu çirkin olayların özellikle Fenerbahçe kafilesi üzerinden yapılması, tetikçilerin araştırılıp-bulunması ve gerekli cezanın verilmesini kaçınılmaz hale getiriyor. Rize maçı sonrası yaşananlardan sonra, Bursa maçı öncesi takım otobüsüne yapılan saldırılarının bir benzerlerinin yaşanmaması için, statların içerisinde alınan güvenlik tedbirlerinin benzerlerinin, şiddete prim verilmemesi adına, stat dışında da uygulanması kaçınılmaz...  

Türkiye Kupası’nın yarı finalini fırsata çeviren Fenerbahçe, Bursaspor karşısında elde ettiği 2-1’lik skorla, Kadıköy’de yapılacak rövanş mücadelesi için avantaj yakaladı. Sarı-lacivertli ekibin başkanının daha önce ‘angarya’ olarak gördüğü süreçte, teknik direktörün maç ayrımına kapılmayan anlayış yapısı, kupa mücadelesinin Kanarya için ‘avantaja’ dönüşmesini sağlıyor...

Eskişehir karşısında kaybedilen iki puanın ardından Fenerbahçe, Bursaspor karşısında ‘derslerle’ dolu bir mücadele örneği sergiledi. Savunmanın kenar oyuncuları Gökhan ve Kadlec’in başarısına, savunmanın göbeğinde Egemen ve Alves’in başarısı eklenince, orta sahada Mehmet Topal ve Selçuk’un daha verimli olmasına önemli etken oldu.

Kadroda yer alan oyuncuların üretkenliği ve maçın sonucu, Eskişehir deplasmanında kaybedilen 2 puanın adeta telafisi niteliği taşıdı. Sezon başından bu yana şans bulmadan-oynamadan verimli olunamayacağı gerçeğinin altı çizilen Diego’nun, Bursaspor karşısında gösterdiği performans... Hal böyle olunca, orta sahada Alper ve Kuyt’un daha rahat hareket etmesi ve o derece de pozisyonların takibini kolaylaştırdı. Emenike’nin attığı gol ile birlikte mücadelesi ile takıma katkısı, bu oyuncunun bir ölçüde kendisine olan güvenini-dönüşünü sağlamakla kalmadı, oyuncunun teknik heyet-seyirci ile arasında olan buzların erimesine neden oldu...

Tüm bu gelişmeleri gördükten sonra şimdi siz Ziraat Türkiye Kupası maçlarını sıradan görebilir misiniz? Bursaspor- Fenerbahçe maçı, buna sadece bir örnek! Yaptığı işin ciddiyetine ulaşamayanlar, şimdilerde kupanın dışında. Sonuç olarak, dersine çalışan ‘sınıfı’ geçiyor...

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle