--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Trabzonspor’un şampiyonluğu üzerine

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
2

Türk futbol tarihi, bu kadar uzun bir lig görmedi. Bugüne kadar çoktan bitmesi gereken Süper Lig, Korona derken, rötarlı bir şekilde sonlandırılmaya çalışılıyor. Siz bu satırları okurken, 31. Haftanın iki maçı (G.Birliği-Fenerbahçe ve Başakşehir-Denizlispor) geride kalmış olacak. Bu maçların üç gün sonrasında ise takımlar 32. haftaya çıkacak. Bundan da anlaşılıyor ki, adeta sıkıştırılmış bir lig yaşıyoruz. Bunun karşılığı, bir an önce lig bitsinde oyuncusundan teknik direktörüne, futbol-herkes bir nefes alsın! İşte, böyle bir atmosferdeki lig sürecinde öne çıkanlar… 

YABANCI OYUNCUYU DURDURAMAZSINIZ!

Ligimizin yabancı oyuncu sayısı, oldukça fazla. Bu futbolcular arasında kiralık olanlar da var. Onlardan birisi de Galatasaray’da forma giyen Henry Onyekuru. Sözleşmesi 30 Haziran’da sona eren Niyeryalı oyuncu, Kulübü AS Monako’nun çağırmasıyla ligi tamamlayamadı. Ara transfer döneminde sarı-kırmızılı takıma katılan 23 yaşındaki futbolcu, sezonun sonunu göremeden takımdan ayrılmak zorunda kaldı. Bu demek oluyor ki, oyuncu sözleşmeleri yapılırken pandemi gibi sıradışı durumlar dikkate alınması gerekiyor. Aksi durumda, lig bitmeden oyuncudan yoksun kalınması manasına gelinir. Böyle bir durum, kulübün idari zaafiyetini gösterir. Neden? Benzer durumlarda, UEFA ve TFF’nin benzer durumdaki futbolcu sözleşmeleriyle ilgili kararların kulüpler tarafından takibi ve onun üzerinden, kararların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde mi ne olur? Pandemi süreciyle birlikte, sarı-kırmızılılar, çıktığı beş maçta galip gelemeyerek, adeta duraklama dönemine geçti. Kaybedilen puan ve puanlar, oyuncuların gerginlik yaşaması manasına geldiğini, dört maçta üç kırmızı kart görmesi ve Onyekuru gibi oyuncuların sezonu tamamlayamamasından görmekteyiz. Tüm yaşananlar, Galatasaray’ın pandemi sürecini iyi yönetemediği manasına gelmektedir…

TRABZONSPOR’UN AVANTAJLARI

Bordo-mavililer, güçlü rakibi Galatasaray karşısında elde ettiği galibiyetle, gerek puan gerekse moral açısından son düzlüğe avantajlı girdi. Trabzonspor’un tarihi rakibi karşısında elde ettiği üç puanla birlikte, 15 maçlık yenilgisizlik serisi yakalmasına neden oldu. Bu serinin bir özelliği de, 2010-2011 sezonunda yenilmezlik serisinin yakalanması. Söz konusu tarihte, Fenerbahçe’nin şampiyonluğu tescil edilmişti. Şike tartışmalarının yaşandığı o tarihten bugüne kadar da her defasında şampiyonluk tescili, Karadeniz ekibinin gündeminden düşmemişti. Trabzonspor için şampiyonluğun daha çok dillendirildiği günümüzde, o fırsat değerlendimelidir. Bunun tek yolu, geride kalan maçlarda olduğu gibi mutlu sona ulaşma isteğinden geçmektedir. Üç günde bir maç oynamanın, kolay bir süreç olmayacak gibi gözükse de, takımın içinde yer aldığı kazanma hırs ve becerisi, bordo-mavili ekip için en önemli avantaj gibi gözüküyor. Bu saatten sonra nasıl oynadıktan daha ziyade, maçların sonucu önem taşıyor. Bu iddiamızı, rakamlara-istatistiklere bakarak söylüyoruz. Trabzonspor’un Norveçli oyuncu Alexander Sörloth 21 golle ilk sırada, orta saha oyuncusu Sosa’nın gerek oyun, gerekse attığı gollerle skorda önemli katkı sağlıyor olması. Bordo-mavililerin İstanbul ekiplerine karşı son 13 müsabaka yenilgiyi unutması, takımda üçüncü sezonunu geçiren sol bek Flip Novak’ın bu sezon 5’inci golünü kaydetmesi, ekip olarak Trabzonspor’un şampiyonluk isteğini ortaya koymaktadır. Bu saatten sonra yapılması gerekenleri 186 günlük görev süresince mağlubiyet yüzü görmeyen 41 yaşındaki Teknik direktör Hüseyin Çimşir o kadar güzel özetliyor ki; ‘Coğrafya ve şehir olarak inançlı insanlarız. Sonuna kadar bu mücadeleyi camia olarak yapacağımızı düşünüyorum…’ 

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle