--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Trabzonspor’un Fenerbahçe’yi yenmesi gerekiyordu ve yendi

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
0

 

Yazımızın başlığı iddialı bir söz değil, rakamsal verilerin bir yansıması. Trabzonspor şampiyon olduğu geçen sezon iç saha maçlarında hiç yenilmemiş. Bu sezonda sahasında yenilgisi bulunmuyor. Rakip lig lideri Fenerbahçe olunca, altı puanlık bir maçtan galip gelmek en akıllı/kazançlı sonuçtu ve istediğini aldı. Galip alınan takım sadece Fenerbahçe değildi. Geçmiş maçlara baktığımızda, bordo-mavililer teknik direktör Abdullah Avcı yönetiminde çıkılan yarışa baktığımızda, tarihi rakipleri karşısında ‘sırtının’ kolay kolay yere gelmediğini görüyoruz. Galatasaray ve Beşiktaş’tan sonra, Fenerbahçe karşılaşması da bunlardan sadece birisi oldu.  Trabzonspor’un lige verilen Dünya Kupası zorunlu molasından sonra lider karşısında maç kazanmanın bir diğer manası, Karadeniz ekibinin zirve yarışının içerisinde yer alması. Bugün ise, hafta içi maçlarından birini Fatih Karagümrük ile oynayacak. Samsunspor kupa maçı, ardından Fenerbahçe ve Karagümrük. Bir haftaya sığdırılan üç maç. Son şampiyonun sezon başlarken yaptığı transferlerin çokluğu dikkat çekmişti. O günün bolluğu, yoğun maç trafiğinde olası bir ‘kayıp’ yaşanmaması adına bugüneydi ve Fenerbahçe galibiyeti, durgun geçen haftaların geride kalabileceğinin bir işareti oldu…   

BORDO-MAVİLİ TARAFTAR YİNE ÖN PLANDAYDI 

Bordo-mavili taraftar yine takımlarını yalnız bırakmadı. Fenerbahçe karşılaşmasını 40 bin taraftar izledi. Akyazı’nın dolu oluşu, seyircinin takımlarına olan güvenin bir yansımasıydı. Trabzonspor kazandığı/beklentileri karşıladığı sürece, bu destek her daim yanında/arkasında oldu. Her kulübün hayalidir kendisiyle bütünleşen ve coşan bir taraftar grubuna sahip olmak. Bunu başarmanın haklı gururuyla yoluna devam ediyorlar. Eskiler hatırlar, tribünde dillerden düşmeyen şöyle bir slogan vardı; ‘Oynayın oynayın, bu taraftar için oynayın’. Trabzon tribünlerinde yaşananlar, eskileri hatırlatan bir nostaljiden farksız değil. Bunda en büyük etken birisi de, 37 yıllık şampiyonluğun özlemiydi. Taraftarın hasretini çektiği şampiyonluk özlemine kavuştu, bugün ise futbolun o mutlu süreci yaşatılmaya çalışılıyor. O nedenle tribünler takımlarını yanız bırakmıyor. Hal böyle olunca da, görev teknik heyet ve futbolculara düşüyor. Taraftarların kendilerine gösterdikleri desteği karşılıksız bırakmamak kadar, profesyonel olmanın karşılığı olan, aldıkları paranın karşılığını da vermek için de oynamalılar. Çünkü profesyonellik gerektiren mücadelenin üstesinden, amatör anlayışla gelinmez.Sadece rakip Fenerbahçe olduğu için değil, maç ayırt etmeksizin, her mücadele kazanma adına olmalı. Bu ayrımı tribündeki taraftar yapmıyor takımın yanında yer alıyor ise, aynı şekilde sahada ki oyuncuda rakip ayırt etmeksizin görevini yerine getirmesi önem taşımakta…

KULÜPLERİN EKONOMİSİYLE İLGİLİ İNCİLER

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Fair Play ve Sosyal Sorumluluk adı altında bir Kurul oluşturmuş ve her ay ödül dağıtıyor. Trabzonspor’un ödülünü almaya giden Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun, kulüplerin içinde yer aldığı mali borç batağıyla ilgili açıklamaları dikkatimizi çekiyor. Ne diyor Başkan Ağaoğlu “Kulüp yöneticileri, maçları hakemler üzerinden okumayı bırakmalı, Türk futbolunun dünyada ekonomik manada en dipte olmasının sebebi bu bakış açısı… En büyük sıkıntıyı yaşayan, ekonomik anlamda dibe vurmuş bir Türk futbolundan bahsediyoruz.” Sayın Ahmet Ağaoğlu’nun açıklamalarında önemli detaylar yer alıyor. Sayın Başkan sözlerini ‘Ortadaki bu olumsuzluğun en büyük sorumluları da kulüpleri yöneten bizleriz’şeklinde tamamlıyor. Doğru söz alkışlanır. Peki, bu kulüpleri yönetenler, üstlenmiş oldukları görevleri yerine getiremiyor başkanı veya yöneticisi olduğu kulüpleri layıkıyla yönetemiyor ise, sonuçta sadece söylenenler/itiraflarla mı kalınacak? Bu bir çelişki değil de ne! Her defasında şu soruyu sormuşuzdur; ‘Kulüp başkanları genelde şirket veya holding sahipleri. Bu şahıslar, şirketlerini kulüpleri yönettiği şekilde yönetseler, ayakta durabilirler mi?’ Sanmıyorum. Öyle ise, bu çelişki neden…  

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle