--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Trabzonspor bu! 6 da atar, 7 de yer...

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Beşiktaş bu akşam ‘şampiyonluğunu’ resmileştirmek için, güçlü rakibi Osmanlıspor karşısına çıkıyor. Bu demek oluyor ki Süper Lig ‘tamam’. Ziraat Türkiye Kupası finali ise 25 Mayıs’ta Antalya’da oynanacak. Sonrasında ise, Avrupa Şampiyonasına kadar futbolumuz adeta ‘tatile’ çıkıyor!.. Mesleğimiz gereği kendi kendimize sormadan edemiyoruz; ‘Madem tatil, gazetemizin bize ayrılan bu köşenin içeriğini ne ile nasıl dolduracağız?’ 

‘Şampi...’ dediğimiz Beşiktaş’ın ‘doping’ kelimesi ile yan yana koyulması, buna bağlı olarak TFF’deki istifalar ve Trabzonspor! Bu tablo, haber endişemizi de yersiz kılıyor. Spor gündemindeki gelişmeler, maşallah bol kepçe türünden...

Anlayacağınız, haber içeriği ile kayda değer önemli gelişmeler ardı ardına gelmeye başladı. Onların en önemlisi Trabzonspor’un Antalya deplasmanında aldığı 7-0 gibi, kendisine yakışmayan sonuç. Şimdi cevap aranan soru şu; ‘Rizespor’a altı atan bir takım, bir hafta sonra nasıl olur da yedi yer?’ 

Müsaade ederseniz, yazımın sonunda söyleyeceğimi başında söyleyeyim;  ‘Ey Kulübü bu duruma düşürenler, eseriniz ile gurur duyabilirsiniz! Kırmızı kartı hakemler kadar, sizler de görmelisiniz, vesselam!..’

Elde edilen bu ‘tarihi’ sonuçların elbette ki bir karşılığı olmalı. Kısaca suçlu ayağa kalk dendiği zaman, karşınızda mutlaka muhatap bulmak gerekiyor ise, suçlu tüm Trabzonsporlulardır. Spor-futbolu yazmaya çalışan (dikkat edin takım yazarı değil) ben dahil, arkasında yer alan büyük bir ‘camianın’ üzüntüsüne üzülmemek, elde değil. O kadar vahim bir durum!... 

Tabii ki spor bir oyun, futbol da onun bir dalı ise yenmek de var yenilmek de. Garip olan ise, mücadelenin oyunun bir neticesi ile noktalanmayıp, ‘tam bir facia’ tanımı ile anılır olması. Peki neden? 

Ne yapacağız. ‘Mavi boncuk’ tarzından kelimeler dizip, birilerine hoş gözükme adına, takımı batağa sürükleyenlere alkış mı tutalım? Yazımızın başında da dediğimiz gibi, her daim Kulüp yönetimi ile ahbap-çavuş ilişkisine girmediğimiz, belli camialar hoş gözükmek için özgür düşüncemize kelepçe vurmadığımız, kısacası bir takımın kalemşörü olmadığımız için, bugün rahatlıkla, olması-yapılması gerekenleri yazıyoruz...

Şike, kırmızı kart, saha kapatma, istifa vs... Bir futbol takımının her defasında bu kelimeler ile uzaktan-yakından değil direkt-sıkça muhatap oluyor ise, Trabzonspor’da yaşananları yadırganmaması gerekiyor... 

Evet, Hami Mandıralı da gitti. Yarın da oyuncular gider. Benzer gelişmelerin örnekleri çok olduğu için, sonuç olarak sizlere, bir şeylerin değişmeyeceğinin ‘garantisini’ verebiliriz...   

Maşallah, Kulüp adeta yolgeçen hanına döndü dersek, inan abartmış olmayız. Hancı ‘asli’ görevine kendini veremediği için, etkileşim söz konusu oluyor. Şimdi soruyorum; ‘Kulüp Başkanlığına aday olan bir kişi çıkıp, ‘Bizim için takımın başarısı ilk, şike davası ise sonradan gelir’ dese, ne tür tepki alır!  

Cevabı tahmin ediyorum! Öyle ise ağlama-sızlama-hayıflanma neden? Hak eden, hakkını alıyor. Faturayı da camia ödüyor! Kaybedilenlere son örnek, bir haftada elde edilen 6-0 ve 7-0’lık maç sonuçları...

 

 

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle