Terörün tetikçi ve gönüldaşları!
Ankara’da patlayan ‘bomba’, terörün çirkin yüzünü bir kez daha ortaya koydu; “İslam coğrafyasının, haçlı zihniyet karşısındaki mücadelesinde Türkiye’nin göstermiş olduğu dirayetli ‘duruşa’ karşı, hainlik ile nemalanan anlayışın uygulamaya koyduğu hareket...”
Birlik, beraberlik ve kardeşliğin hedef alındığı bu kalleş ve alçak saldırıyı şiddetle kınıyoruz...
Bu tür ‘saldırıların’ kimler tarafından, niçin yapıldığı apaçık ortada. O örgüt ve destekleyici isimleri bu satırlarda tekrar tekrar dillendirip, insanlıktan nasiplenmemişlerin propagandasını yapmanın bir anlamı yok...
Yaşadığımız bu acıların bir karşılığı olarak ‘suçlular bulunsun, gerekli cezalar verilsin’ temennisini her defasında dillendirmek, yüreklere düşen acıyı ne derece dindirebilir ki?..
Yüzlerinde maske, ellerinde silah ve bomba... Bu yetmezmiş gibi, tıpkı önceki günkü saldırıda olduğu gibi bomba yüklü araçlar. Ülkenin göbeğinde, Başkent’te organize edilen bu patlama da sıradışı olmadığı gibi, organize olduğu her halinden belli.
İnsanlık ve vicdanların önemli bir imtihandan geçtiği günümüzde, yine karşımıza önemli bir soru çıkıyor; ‘Oyundan ibaret olan dünya hayatında, kişisel olarak hangi rolü üstlendik? Ve görevimizin ne kadarını yerine getiriyoruz?’ Hak ile batılın mücadelesinin içinde cevabı aranan sorular, bu süreçte üzerimize düşen görevleri net şekilde olarak koyuyor...
Hepimizin üstlenmesi gereken ödevleri var. Yaptığımız işin görev ve sorumluğunu yerine getirmek, birlik ve beraberliğimize karşı yapılan her türlü saldırı karşısı ‘dik’ duruşumuzu bozmamak. Peki, bu ‘duruş’ nasıl ve kimler tarafından olacak?..
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Avrupa Ligi’nde oynadığı maçlar, Beşiktaş’ın oynadığı erteleme maçı, elbette ki terörün gölgesinde ‘asla’ ve ‘asla’ kalmamalı!.. Her yerde, her platforma düşüncelerimizi-tepkimizi dile getirmemiz gerek...
Tepki dedik de, NTV televizyonu %100 Futbol programının yorumculuğunu yapan Sayın Rıdvan Dilmen, Ankara’daki terör saldırısını protesto etmek için, Beşiktaş-Mersin erteleme maçını konuşmayacağını söyledi. Ve Ankara’daki terörü kınadı. Sayın Dilmen’in altını çizdiği önemli husus var; ‘...Belki istedikleri bunlar ama futbol konuşmak istemiyorum.’
Yerlisi-yabancısı, açıklaması-düşüncesi ile kim ki terör denen ‘caniliğin’ değirmenine su taşır ise, o kişi veya grup-topluluk terör ‘baronlarının’ suç ortaklarıdır. Bu kadar açık ve net ise biz halen neyi tartışıyoruz!..
Dedik ya suçu ve suçluyu niçin farklı ‘yerlerde’ arıyoruz ki... Ali Karahasanoğlu Ağabeyimiz önceki günkü yazısında, konunun hassasiyetini, net-keskin kalemi ile bakın nasıl dile getiriyor;
“Paralel medyada gördüğüm ‘Çocuklar ölmesin diye pankart açan futbol kulübü cezalandırıldı. Türkiye bunu da gördü’ şeklindeki haberde; ‘Çocukların ölmesini kimse istemiyor.. Ama çocukları öldüren terör örgütünü görmezden gelirseniz.. PKK’yı görmezden gelip, ölenlerin suçlusu devletmiş gibi propaganda yaparsanız.. Tabii ki buna, hepimiz karşı çıkarız’ diyecektim...”
Şimdi soruyorum, yapılan ihanetler, patlayan ‘lanet’ olası bombalar ve sözleşmişçesine atılan ‘Devletin Kalbine Bomba’ manşetleri, bir tesadüf olabilir mi? Bucaspor’un 1-0 galip geldiği erteleme maçında, Amedli oyuncuların ‘zafer’ işareti ile sahayı terketmelerinin ne ‘manaya’ geldiği, açık ve net değil mi?..







