--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Terim’in ‘takımları’ ve Fenerbahçe...

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
Galatasaray, Bursaspor deplasmanında 2 puan bırakınca, Teknik Direktör Fatih Terim’in ‘Milli takımda görev alma’ olayı gündemin ilk sırasına yerleşti. Konunun artı ve eksileriyle tartışmaya ‘erken’ açmakla, çözümü olmayan söylentilerinde önüne geçilmiş olunacak. Bu hususta ki gelişmelere bir soru ile başlamak istiyorum; Sayın Terim Milli takımı yönetecek mi, yoksa idaremi edecek?
Transfer haberini ilk duyduğumda ‘şaka’ gibi geldi bana. Sonra öğrendim ki futbol tarihimizde, bu tür (bir teknik adamın iki takımı çalıştırması) örnekleri mevcut... Futbolumuz adına, böyle bir süreç ‘ne hikmete karşılık gelir’ onu zaman gösterecek ama bir kez daha, bu kez ‘sağlam’ kafayla düşündüm ki; çift dikiş belki sağlamdır, ama iş çift takım (bu da Milli takım olunca) çarkın ‘sağlam’ işlemesi gerçekten çok mu çok zor gözüküyor! Hele bu dönemde…
Önce teknik direktör Abdullah Avcı’nın gönderilmesine bakalım. Tamam karne iyi değil, peki Gana maçı sonrasının hemen ardından, bir görüşme trafiği ve Avcı’dan buruk ayrılık, jet hızı ile Terim göreve. Öncesinde iyi planlanmış, taşı gediğine koyma misali… Peki niçin Fatih Terim? Futbol bilgisi ve teknik direktör kariyerine kimse söz söyleyemez. O bu ülkenin yetiştirdiği önemli bir değer. İnkar eden var mı? Başarı kariyerine bakarsanız, hayır…
Öyle ise merak ne! Mesele, Milli takıma geliş zamanlaması. Sosyal paylaşım sitemizde de değindik; Terim tribünde dahi olsa Galatasaray’ı Şampiyon yapar ki, oldu. Peki, Fatih hocayı tribüne gönderen kim, Türkiye Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu. Fatih Terim, cezası nedeniyle Bursaspor maçını tribünden izledi. Cezası nedeniyle, bırakın locayı istese gider Şeref Tribününe ‘gider’ oturur. Kimse buna itiraz etmez. Çünkü o Milli Takım Teknik Direktörü...
Milli takım olunca, Fatih hoca ‘bu ülke futbolu için her zaman göreve varım’ derken, yabancı oyuncu konusunda Terim’in gazına gelip Federasyonla karşı karşıya gelen Başkan Ünal Aysal, Yıldırım Demirören’in kendine zekice oyunu karşısında, sessiz kalmak zorunda kaldı. Bu demek oluyor ki Teknik Direktör Abdullah Avcı giderken, gitme sırası kendine gelen Eski BJK yeni TFF Başkanı Yıldırım Demirören, önemli bir hamle ile Terim sayesinde dört maç süresince koltukta oturmayı garanti altına almış oldu….
Sonrasında Terim, Hamza Hamzaoğlu’nu yardımcı seçti.. Ne gariptir ki Hamza Hoca’nın takımı Akhisar Belediyesi gidip Gençlerbirliği’nden 3 yerken, Terim’in iki takımından biri olan Galatasaray, Bursaspor ile 1-1 berabere kaldı. Yazarın tespit ettiği gibi, Akhisar ile Galatasaray takımları ligde karşılaşırsa ne olacak! Bunu da geçelim… Bu iki teknik adamın takımlarının, rakip takımla oynadıklarında oyuncularının havasını/hevesini düşünebiliyor musunuz! Öyle ya, Milli takım hocasının izlediği maça çıkıyorsunuz(!). Bu kadar ilginç ve karmaşık bir yapı. Belki tek teselli, sürenin şimdilik dört maçla sınırlı olması. Anlaşma daha fazla uzar mı, çalıştırılan iki takım olunca imkansız gibi gözüküyor.
•
Süper Lig ikinci haftasının diğer ilgi çekici olayı Fenerbahçe’nin evlere şenlik oyununu  devam ettirmesi. Sahada koşan mücadele eden… Kısacası takım oyununun gerekliliğini yerine getiren bir takımdan ziyade, şaşkınlığın ön plana çıkaran sevenlerine kaygı yaşatan bir ekip görünümünde Kanarya.
Arsenal maçının niçin kolay kaybedildiği Eskişehir maçıyla daha iyi anlaşılmış oldu. Bakmayın maçın 1-0 kazanıldığına. Ersun Hoca’nın kafası karışık. Takımı hangi düzende oynatacak, kimler iskelet kadroda yer alacak hepsi muamma!
Maçın Kadıköy’de oynanması, Teknik Direktör anlayışında bir şey değiştirmiyor. Hafta içinde Arsenal’dan yenen 3 golden sonra, tribün desteğini de bir kenara itip, savunma ve orta saha ağırlıklı bir ekiple sahaya çıkmıştı. Tribünleri ayağa kaldırmayı başaran Musa Sow yedek kulübesinde, hazır olmadıkları için eleştiri alan Gökhan Gönül ve Egemen savunma, Caner’in ise sol kanatta forma şansı bulması…
Sahadaki durum böyle olup, can sıkmaya başlayınca tribündeki bir kısım taraftar  ‘gezi parkını’ devreye sokmaya çalıştı. Halen tükenmiş hayallere, canlanması için su serpmeye çalışan, tribünleri kendi ‘gezi parkını’ gibi emellerine ortak etmeyen bir avuç ‘fanatik’. Onlarda, tribün tamamına yakını duyarlı davranmasıyla, kimsenin ‘tav’ olmadığını görüp kabuğuna çekildiler…
Taraftar, tamam Ersun Yanal’a güvendi; hop oturtup, hop kaldıracak bir ekip oluşacak’ diye. Ama nerede o heyecan.. Umutlar gitmiş, yerini ‘endişeye’ bırakmış. ‘Bu maçı kurtarabilir miyiz’ misali! Son örneği Eskişehir… Kaleci Mert, kurtardığı kritik toplar ve penaltı ile Eskişehir maçının yıldızı oldu. Sahada ayakta kalmayı başaran diğer isim ise attığı golle Kuyt oldu.
 Şimdi sırada bugün oynanacak Arsenal maçı var. Kimse Fenerbahçe’den tur beklemiyor ama, en azından 3-0’ın rövanşını alarak, şu sıcak havalarda gönüllere ‘su serpmesi’ hiç fena olmaz yani!...

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle