--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Temiz futbol ve Trabzon

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Sporu öyle bir hale getirdik ki, konuşma ve yazma noktasında o kadar malzeme olmasına rağmen, konular hakkında seçici olmak zorunda kalıyoruz. İçinde bulunduğumuz süreçte de zaman, futbolcu ‘transferi’ için işliyor. Takımlar yavaş yavaş kadrolarına netlik kazandırmaya başladılar. Eldeki mevcut ‘malzemedeki’ eksiklik kendini bariz olarak gösteriyor. Hazırlık maçlarına bakıldığında ise eksiklikler iyice ‘su yüzüne’ çıkıyor.
Takımlar, zayıf sayılabilecek ekiplerle oynadıkları hazırlık maçlarından sonra, lige kadar da daha güçlü isimlerle kendilerini ‘test’ edecekler. Buna örnek Fenerbahçe’nin PSV Eindhoven ile oynadığı hazırlık maçı. Bu karşılaşma Kanarya’nın Salzburg ile oynayacağı Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme karşılaşması öncesi gerçek gücünü görmesi için önemli bir mücadeleydi. Veya Galatasaray’ın Malaga ile 3-3 berbere kalması sonrası, yine aynı şekilde ciddi rakiplerle yapacağı hazırlık turnuvaları…
Tüm buraya kadar olan görüntünün anlamı futbolun futbol olarak konuşulması. Gerçekten insan düşünüyor da sporumuzun sahadaki mücadele ‘ki özü gibi kalsa’ ne kadar iyi olur ama mümkün gibi gözükmemektedir. Bunun bir tek açıklaması var; sporumuzun, yönetenlerin kötü emellerine alet olması... İdarecilerin kulüp başarısına değil, başkanlık makamına olan bağlılığı...
Sizler de bizler gibi sanırım F.Bahçe ile Trabzon, G.Saray ile F.Bahçe, G.Saray ile Türkiye Futbol Federasyonu arasındaki sözlü tartışmalara şahit oluyorsunuzdur. Futbolu biraz takip ediyorsanız, bu konuların neler olduğunu görüyorsunuzdur.
Buradan olayları, çaresiz gibi takip eden Türkiye Futbol Federasyonu yetkililerine sesleniyorum; Kimsenin söylediği, yaptığı yanına kâr kalmamalı. Şunun şurasında ligin başlamasına ne kaldı ki! Aksini düşünmek, acizlik, çaresizlik, yaşanacak tatsızlıklara çanak tutup, ortak olmak anlamına gelir. Bu işin çözümü ise  eldeki yetkiyi kullanmaktan geçer. Tıpkı geri adım atılmayan yabancı oyuncu sayısı (6+0+4) örneğinde olduğu gibi...
Pardon! Doğru ya, kim, kimi, nasıl cezalandıracak ki... Herkesin birbiri ile adeta ‘göbek’ bağı var. Kimse işi/söylemi kurumu için değil, şahsını ön plana çıkarmak için yapıp, iş gerçeklerden uzaklaşıp sanal/duygusal boyuta taşındığı sürece, uygulanan cezaların ‘ipe un sermek’  misalinden ne farkı kalır. Bariz bir örnek mi istediniz; Şeref tribünündeki başkana ceza verip, sonra ona locadan maç seyrettirirseniz…
Evet! Bakınız yazı yine nerden nereye geldi. Maalesef bu ‘karamsar’ gözüken  tablo sporumuzun gerçekleri. Bir de bizim diğer branşlarda yaşanan doping illeti.. Akdeniz Oyunları’nda elde edilen sportif derecelerin/madalyaların dünya arenasında nasıl sanal olduğu konusu (Tekvando branşı buna sadece bir örnek) var. Ona da mübarek Ramazan ayında sizleri daha fazla sıkmama adına şimdilik girmeyeceğiz…
Yine futbol ve transfere dönersek... İşte Beşiktaş... Eksik gördüğü mevki olan kaleye Trabzon’dan Tolga Zengin’i getirdi. Bu transferin olacağı bundan birkaç ay önce belli idi. Söylenenler ve yazılanlar bir kenara, Bordo-Mavili ekibin içinde bulunduğu mali durum malûm. Kulübün paraya ihtiyacı var.. Tabii bunu söylerken, bir yandan gönderilmek istenen ve takıma yeni katılan yabancı isimleri unutmamak gerek... Bir de işin bir başka boyutu var. Bordo-Mavili ekipte şu anda 11 yabancı oyuncu bulunmakta. Ve bunların 5-6 tanesi gönderilmek isteniyor ama nafile. Çünkü, kumaşları belli ve kalitelerine alıcı yok. Her biri, işin içinde tazminat olduğu için, gönüllü ayrılmama adına diretiyor. İşte burada yerli oyuncu farkı ortaya çıkıyor. O nedenle Tolga’nın Beşiktaş’a gitmesi kayıp değil, kazançtır. Bir de tersini düşünün; Bu  futbolcu Beşiktaş’a değil de G.Saray’a gitseydi ne olurdu!...
Bordo-Mavililer UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turunda 4-2’nin rövanşında bu akşam Derry City karşısına çıkıyor. İlk maçı hatırlayın.. 2-0 öne geçmenin avantajını koruyamayan ve rahat goller yiyen bir Trabzon... Her ne kadar skor avantaj olarak gözükse de ‘top yuvarlak’... Dileğimiz, Mustafa Akçay hoca ilk maçta ortaya konan oyundan dersler çıkarıp, futbolcularla bunu paylaşmıştır. Dileriz, Bordo-Mavili ekip bu akşamki zorlu 90 dakika sonunda turu geçen taraf olur.
Evet, özellikle bu akşam Trabzon, daha sonra F.Bahçe ve sırasıyla diğer takımlarımız Avrupa maçlarını kazanıp turu geçsinler ki, artık ‘futbol’ konuşalım...

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle