‘Taş gibi Beşiktaş’ aranır oldu!..
Düne kadar ismi şampiyonluğun ‘en büyük adayı’ olarak okunan Beşiktaş, ligin 30’unu haftası geride kaldığı günlerde, bugün sadece adı ‘şampiyon adayı’ olarak okunmaya başlandı. Nedeni ise, kaybettiği puanlar. Puan kayıpları için en bağlayıcı olan yediği goller! Ligin ilk 26 haftasında kalesinde 20 gol gören Kartal, son dört haftada kalesinde tam 9 gol birden gördü. Arena’da oynanan maçta Marcelo’nun 90+4’te kendi kalesine attığı golle Fenerbahçe’ye karşı 2 puan bırakan siyah beyazlı ekip, en yakın rakibi Medipol Başakşehir karşısında puan farkı 2’ye düşünce, yenen goller önem kazandı. Trabzonspor (3-4), Adanaspor (2-3) maçlarının kazanılması, Medipol Başakşehir (3-1) yenilgisi sonrası Fenerbahçe ile (1-1) beraberlik. Bu karşılaşmalarda yenilen gollerin ortalaması 2,25. Tüm bu rakamsal değerler, Süper Ligimizin ‘zirvesinde’ yer alan takıma ait, düşünebilir musunuz! Her geçen gün cepten yiyen takımın çalıştırıcısı Teknik Direktör Şenol Güneş, bu duruma fazla kafa yormuyor. Nedeni, kendilerini fazla ‘zorlayacak’ takımın bulunmayışı. Ne diyor Güneş, ‘Futbol adına Fenerbahçe’yi ezmemize rağmen, becerimizi kullanamadığımız için 2 puan kaybettik.’ Bu; ‘Lig bu ise, Şampiyonluğun en büyük adayı Beşiktaş.’ Güneş’i sevdiren açık sözlülüğü. Şampiyon adayı takımın çalıştırıcısı bakın açıklamalarına nasıl devam ediyor; ‘...Golde kalecimiz, stoperimiz yanlış yaptı... Rakibin 1 pozisyonu var, futbol mahkemesine sığmayan şeyler oldu... Puan farkı azaldı ama, geride değil öndeyiz... Hem bizim, hem rakibimizin 4 maçı var... Puan farkı ne olursa olsun asla vazgeçmeyeceğiz.’ Açıklamalarda gerçeklik oldukça yüksek, ne getirip-götüreceğini ise hep birlikte göreceğiz. Futbolu futbol yapan da, Marcelo’nun ters kafa vuruşuna benzeyen, macera yüklü doğrular olsa gerek. Topun neden ‘yuvarlak’ olduğunu sanırım şimdilerde daha iyi anlamış oluyoruz...
FENER TAKIM OLAMIYOR!
Beşiktaş-Fenerbahçe maçı öncesi Aziz Yıldırım’ın Yakın Doğu Üniversitesi Başkanı Işık Eyigüngör’e attığı ‘tokat’ gündem oldu. İnsanın aklına şu soru gelmiyor değil; ‘Takımın güven vermeyen durumu malum, beklentilerin gerisinde kaldığı için mi, başkan böyle bir yönteme başvurdu?’ Başkanın ‘tokat’ eyleminin planlı ve programlı olarak bu hareketi yaptığını ‘Bizler için salona gelemez diyorlardı. Geldik ve gerekeni yaptım. Bundan sonra daha çok yapacağım...’ şeklinde açıklamasından anlamaktayız. Beşiktaş maçına gelindiğinde, kaleci Volkan ile Talisca arasında yaşanan tartışma, maç sonu açıklamalara da yansıdı. Volkan, Talisca’nın kendisine hareket yaptığını, yaptığı bu hareket ile kendisiyle alıp veremediği olabileceği ve kendisine dışarda karşılaşınca ‘soracağını’ belirtiyor. Gerek kulüp başkanının tokatı, gerekse sahadaki oyuncunun ‘hodri’ meydan daveti, sportif manada geçerli bir yere sahip olunamayacağının bilinmesi gerek. Üstüne üstlük, Fenerbahçe Teknik Direktörü hakkında düşüncemizi sizlerle paylaşıp yazımızı servise hazırlığını yaparken, Dick Advocaat’la ilgili ‘Hollanda Milli Takımı ile anlaştı...’ haberi ajanslara düşüyordu. Başkanından teknik direktörüne, futbolcusundan taraftarına (Genç Fenerbahçeliler tribünde yer almaya haberine istinaden) takım olamamanın sıkıntısını yaşıyor sarı-lacivertli ekip.
Hal böyle iken ‘Ligde neden kalite yok?’ sorusu kadar sıradan bir soru olabilir mi? Kalite ve değişimin olmadığı yerde siz nasıl rekabet, dahası kalite bekleyebilirsiniz ki? Bu değindiğimiz kalitesiz-istikrarsızlığa Galatasaray ve Trabzonspor’u da dahil edebilirsiniz!..







