Takımlar lige ısınıyor
Süper Ligde 2013 -2014 Futbol Sezonun hazırlık maçları sürüyor. Zirvenin en güçlü isimleri çıktıkları maçlarda kendilerini adeta ‘test’ etti. Oynadıkları karşılaşmaların adı her ne kadar ‘hazırlık’ olsa da yeni dönem için adeta erken uyarı türünde önemli mesajlar verdiler.
Şampiyon taraftarıyla güzel… Galatasaray’ı diğer takımlardan ayıran en büyük özellik, oynadığı karşılaşmaların adı ‘hazırlık’ dahi olsa rakip seçerken ‘seçici’ davranması. Shrewsburry ve Notts County gibi kolay rakiplerden sonra Aslan’ın Malaga karşısında ne yapacağı merak konusuydu.
Süper Ligin son şampiyonu, rakip kalede kaydettiği gol sayısı kadar kalesinde gol gördü. Atılan ve yenilen goller de oyuncuların mevkilerdeki becerisinin bir sonucu. Savunmada oyuncular arasındaki uyumsuzluk pahalıya mal oldu Aslan’a. Özellikle Gökhan ve Dany’de arasındaki anlaşmazlık bariz bir şekilde kendini gösterdi. Galatasaray orta sahasında geçen sezonun arzulanmayan oyununu geride bıraktığının mesajını veren Wesley Sneijder vardı. Drogba için söylenecek söz, futbolun üzerine her geçen gün bir şeyleri koyma ve kazanma isteği….
Bizler için diğer ilgi çeken konu, maçın İzmir’de oynanması! Her ne kadar ‘hazırlık’ maçı da olsa, seyredilecek takım Galatasaray olduğunda, sorunun karşılığı bulunuyor. Siz yaşamınızı Anadolu’da da sürdürseniz, geçmişten gelen rekabeti taşıyan İstanbul ekibi ekibini izleme isteğinin kabarması. İzmir Atatürk Stadı’ndaki mücadeleyi 50 bine yakın seyircinin ilgisi bundan olsa gerek.‘Keşkelerle hayat sıkıcıdır’ ama insan, kendi kendine şu soruyu sormadan edemiyor; Turnuva tarihinin ‘en az seyirci’ rekoru kırdığımız U20 Dünya Kupasında, en azından birkaç Derbi maçı izletip tribünleri doldursaydık daha iyi olur muydu?
Fenerbahçe skor olarak hazır…. Sarı lacivertliler Bolu maçından sonra Azerbaycan ekibi Larnakan karşısında kendini test etti. Rakibin gücünün sınırlı oluşu, Kanarya’nın gerçek yapısını görmesi bakımından eksik kalan tarafıydı belki ama, neyin doğru neyin eksik yapıldığı hususunda alınması gereken mesajlar vardı.
Tıpkı Bolu maçında olduğu gibi gol yemeden 4-0 gibi farklı skorla kazanmak, taraftarı memnun etti. Tabii bundan daha da önemlisi güçlü rakipleri karşısında neler yapacağıydı.
Sarı lacivertli ekipte savunma Bekir’in sağ kanatta çalışkanlığı, yeni transfer Alves’in hava toplarındaki hakimiyeti ve topu oyuna sokmaktaki becerisiyle göz doldurması dikkatlerden kaçmadı. Özellikle gollerin maçın her iki yarıda gelmesi, sarı-lacivertli ekibin mücadele arzusunu (buna Ersun Yanal klasiği mi desek!) maçın tamamına yaydığının işaretiydi. Kanarya için diğer dikkat çeken husus orta sahadaki oyuncu çokluğuydu. Emre, Alper, Meireles, Cristian ile Holmen… Sonrasında ise oyunda gözüken Stoch, Krasic ve Caner, kadro zenginliğinin bir göstergesiydi.
Tabii bu isimleri sıralarken, geçmiş yıllarda yaşananlar göz önüne geliyor da Stoch gibi istikrarda belli bir çizgiye ulaşamayan, maçına göre parlayan oyuncu. Veya sarı-lacivertli formayı giydiği ilk haftalarda performansını ilerleyen haftalara taşıyamayan Webo örneğinde olduğu gibi. Fenerbahçe veya diğer ekipler eğer başarı ve bu başarının kalıcı olmasını istiyor ise Sow gibi oynadığı sürede devamlılık sağlayan oyuncular olması gerekir. Kanarya için en bariz, göze çarpan forvete, yani golcüye duyulan ihtiyaç. Fenerbahçe süreç, bundan sonra bu mevkii için işleyeceğe benziyor.
Beşiktaş kazanmayı unuttu… Pauli ve İngiliz ekibi QPR’ye aynı skorla 1-0 yenilen siyah-beyazlı ekip bu kez Almanya ekibi Schalke 04 ile 1-1 berabere kaldı. Hal böyle olunca ister istemez siyah beyazlı taraftar hareketleniyor; yarınlar takıma ne getirir?
Siyah-beyazlı ekibin son provasına gelince. Schalke 04 karşılaşmasında diğer maçlardaki gibi kayıp yaşanmasa da, Alman ekibi önünde sergilenen futbol taraftarı memnun ettiği söylenemez. Defansta Escude, Sivok, Ersan arasında ‘rakip atakları kesmedeki’ uyumsuzluk dikkatlerden kaçmazken, Beşiktaş’ta göz dolduran isim Almeida’ydı.
Yeni transfer Franco, akıllı oyunu ile Kartal’a göre iyi bir kumaş olduğunu gösterdi. Takımın geneline bakıldığında, adı transfer için geçen Tolga ve Serdar Kurtuluş için sürecin hız kazanması kaçınılmaz olarak görünüyor.







