--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Süper Lig ‘kargaşasında’ Trabzonspor’un konumu!

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
1

 

Üstad Necip Fazıl’ın bile dikkatini çekmişti ‘futbol’.  Bir hatırasını ‘Meşin Top’ başlığı altında şöyle anlatıyor; “Meşin top etrafındaki büyük aksiyonu düşündükçe aklımı kaybedecek gibi oluyorum. Meşin top önünde bütün ruhi kıymetler artık birer leblebi tanesi kadar küçülmüştür. İnsanoğlunun başı artık bir meşin toptur; ve her fert kendi ayağıyla başını yuvarlamaktadır... MAÇ - Bitpazarından geçiyorum. Bir adam radyosunu satıyor. Radyonun çalışıp çalışmadığını anlamak için, fişini, bir eskici dükkânının elektrik prizine soktular. Birkaç cızırtı, hırıltı derken bir ses: - Burası Mithat Paşa Stadyumu!... Radyonun satışı unutuldu ve bütün bitpazarı tipleri, satıcılara, alıcılara, küfecilere kadar maçı dinlemeye koyuldular. Hayretle durup manzarayı seyretmeye başladım...” Üstadı rahmetle anıyoruz…

Yıl olmuş 2022 ve o meşin yuvarlak ‘milyonları’ peşinden sürüklemeye devam ediyor maalesef. Gençlik başta olmak üzere, her kesimi etkisi altına alan futbolda gelinen nokta, kaygı verici durumda. Futbol adı altında işletilen ‘çark’, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik açıdan ‘milyonları’ kıskacına alma ve yön verme peşinde. Süper Lig’de yaşananları getirin gözünüzün önüne. Üstad’ın bitpazarında şahit olduğu ve kaynağı ‘futbol’ olaylarını, bugün geldiği konumla kıyaslayın. Gün olmasın ki kulüpleri yönetenler birbirleriyle ‘söz’ düellosuna girmesin. Hafta olmasın ki takımların başarısızlığı sahada verilen ‘hakem’ kararlarına bağlanmasın. İşte hafta sonu Galatasaray başkan ve yöneticilerinin yaptıkları ‘çıkışları’. Beşiktaş başkanı, haftaya oynanacak olan ‘Beşiktaş-Galatasaray’ maçının hakemiyle ilgili kaygılarını “Beşiktaş-Galatasaray maçında hakemleri yanlış yönlendirebilecek, ödün verebilecek, yapılan hataların telafisinin şeklen veya kasıtlı olarak yapacakları bir maç olmamasını diliyorum” şeklinde dile getiriyor. Hal böyle olunca da, futbolda yaşananlardan ‘ders’ alınmadığı için, belirsizlik ister istemez geleceğe de yansımaktadır. Nasıl mı düzelir? Ah o ‘makam’ ve ‘koltuk’ beraberinde ‘şöhret’ tutkumuz olmasa da, düşündüğümüzle yaptığımız çelişmese. İşte o vakit futbol ‘oyun’ olmakta kalır, işte o vakit kimse bu oyundan kendine ‘menfaat’ sağlamaz…

Futbolda çark, karmaşık bir yapı içinde işliyor. Futbolun ‘kurmayları’ ise her defasında olduğu gibi sonuca endeksli, neticesi ‘şampiyonluk’ olan serüvenin peşinde. Trabzonspor’un bu sürecin neresinde olması gerektiği konusunda, görüş ve önerilerimizi bu satırlarda paylaşmaya çalışıyoruz. Hafta sonu Şenol Güneş Spor Kompleksi’nde Demir Grup Sivasspor’u 1-0 yenerek 2 maç aradan sonra 3 puanın sahibi oldu. Bu sonuç aynı zamanda, bu sezon için bordo-mavililerin iç sahadaki yenilgisizlik serisini sürdürmesi anlamına geliyor. Bir maç daha ‘Bir gol olsun, maç bizim olsun’ anlayışının yansıması şeklineydi. Kaleci Uğurcan Çakır’ın yine sahanın en iyisiydi. Bir kaleci sahada yıldızlaşıyorsa bu, takım savunmasının iyi olmadığına işaret. Trabzonspor bu durumu sıkça yaşıyor. Buna rağmen ‘övgüyü’ gerektiren durum, geride kalan 5 iç saha maçlarında sadece 2 gol yenmesi. Oysaki puan cetvelindeki genel görüntüsüne baktığımızda 11 hafta sonunda gol hanesinde ‘13’ rakamı yer alıyor. Bu da iç sahada iyi olması, dışa sahada (deplasmanda) bu başarıyı yansıtamaması anlamına geliyor. Bordo-mavili taraftarın bu durumdan memnun olmadığını, Sivasspor maçında tribünlerin dolmamasından (son dönemlerin en az ilgi gösterdiği maç -21 bin 125 kişi-) anlıyoruz. Tüm bu ayrıntılardan anlıyoruz ki, Trabzonspor’un ligde yer alan ‘söylentilerin’ dışında kalarak, saha içindeki mücadelesine yoğunlaşması kazanım sağlar. Bu düşüncemizin sağlamasını, güç dengesi ve maç sonuçları bakımından ligdeki takımların birbirlerinden farklı olmamasından (haftanın maç neticelerinden) anlıyoruz…

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle