--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Süper Kupa gerçeği!

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Süper Kupa’yı kazanan Fenerbahçe’nin ‘neşeli’, finali kaybeden Galatasaray’ın ise ‘düşünceli’ hali her halinden belli! Bu hal ve gidişatta, her iki takımın bu tür ‘travmaya’ kapılmasın da haksız sayılmazlar. Süper Lig maçlarının hafta sonu başlaması göz önüne getirildiğinde, altı çizilmesi gereken gerçeklerin ‘önemini’ doksan dakika ile sınırlı olmayacağını, net bir şekilde görmek-söylemek mümkün... 

Kupa finaline teknik açıdan baktığımızda, Fenerbahçe’nin futbolun gerekliliğini ‘kısmen’ de olsa yerine getirdiğini şahit olduk. 90 dakikanın tamamına yakınında topa daha çok sahip olan, pozisyon üstünlüğü sarı-lacivertli ekipten yanaydı.

Her iki takım yeni teknik çalıştırıcıları ile yola çıkıyor. Ersun Yanal’ın ayrılması ile yardımcı pozisyonunda ki İsmail Kartal’ın görevi devralması avantaj. En büyük artısı ise takımı tanıması. Ne yapmasını bilen oyuncular topluluğu ve bunun sonucu olan ‘yerleşik-oturmuş’ bir kadro. Caner ve Gökhan gibi hızlı isimlerle kanatları çok iyi kullanan sarı-lacivertli ekibin rakip kalede daha çok gözükmesine neden oldu. Kuyt’un çalışkanlığı, Emre’nin takımını ‘yönetmesi’ diğer artılardı. Galatasaray kale alanında eriyen her topta savunma oyuncusu Semih ve kaleci Muslera başarılı olurken, maçın uzatma ve penaltılara kalmasın da Fenerbahçe’ye iyi bir ‘forvet’ lazım tartışmalarının içinde yer almasını haklı çıkardı. 

Benzer durum Galatasaray içinde geçerli. Çiçeği burnunda çalıştırıcı Prandelli ne diyor ‘Transfer, transfer, transfer’ Drogba’nın ayrılmasından sonra, özellikle gol bölgelerinde sarı-kırmızılı camiaya heyecan veren isim-isimler lazım... Saha içinde bir ‘liderin’ olması şart...  

SPORDA ŞİDDETİ TETİKLEYENLER

Sarı-kırmızılı oyuncu Melo’nun kaleci Volkan ile girdiği ikili diyalog her iki oyununun, bitme limitine gelen ‘spor etiği’ değerini daha da düşürdü. Her iki oyuncunun da bu kaçıncı vukuatı, saymakla bitmez. Ama, bakıyoruz her iki Kulüp içinde bu oyunculara ‘yaptırım’ yok denecek az. İyi futbolcular ya! Bu da sporda şiddet-nefret-kin’in tetikleyici unsurların yeni sezonda da ‘vizyonda’ olacağının göstergesi. 

 Kulüpler her defasında bu tür ‘futbolu’ çirkinleştiren oyuncuların avukatlığına soyunuyor. Teknik direktörünün biletini ‘bir-iki’ dakikada kesen anlayış, her ne hikmetse, aynı icraatı oyuncusu için uygulamıyor. Hal böyle olunca da istenmeyen durumların ‘tekrara’ düşmesi kaçınılmaz oluyor. 

Ne olacak şimdi? Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bu oyunculara 1-2 maç ceza ile mi yetinecek! Peki ya sahaya atılan su şişeleri ve diğerlerine ne demeli! Bunun hesabını kim verecek? Seyircisiz oynama cezasını kaldıran TFF’nin, ‘olayların’ yaşandığı tribünün kapatılmasını neyi değiştirecek? Geçmişe dönük tecrübemizle, tribün şiddetinin devam edecek olmasının ‘garantisini’ size verebiliriz. Federasyon böyle bir karar almakla ancak ‘bayan’ seyircilerin ‘fanatik’ kimlikten uzaklaşma adına ‘adım’ attığını söyleyebiliriz. 

İYİ NİYET GÜZEL, AMA YETMİYOR

Sahi, Manisa’da oynanan Süper Kupa Finali, Soma’da yaşanan maden ‘facianın’ yaralarını sarma ‘maçı’ değil miydi? Ülkeye yasa boğan acıyı dindirme adına maçın Manisa’da oynanması ve gelirinin Soma’da ‘mağdur’ olan ailelere-vatandaşlara bağışlanması, kararı alan yetkililer, iyi niyetle sahada mücadele eden ‘oyunculara’ ve ‘tribünde’ yerini alan futbolseverlere ‘teşekkür’ etmek, bizim için bir görev.

Arzu edilmeyen olaylar mı? Dedik ya gönül isterdi ki ne Soma’daki maden olayı, ne de  Süper Kupa Finalde ki ‘istenmeyen’ olaylar yaşansın. Bunlar olmasa iyi olurdu ama, olacağın karşısında olmanın ‘tedbirden’ gerçeğini unutmamak gerek...  

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle