Stat ve özerkliğimiz tamam da!..
Bursaspor yeni stadı ‘Timsah Arena’ya kavuşuyor. Stadyumun açılışı 21 Aralık Pazartesi günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirilecek.
Timsah Arena’nın açılışında en çok etkilenen kesim, hiç şüphe yok ki yeşil-beyazlı taraftarlar olacak. Takımlarının maçlarını, kendilerine yakışır bir güzellikte izleyecekler. Peki, ilginç olan ne? Ligimizde şampiyon olmuş Bursaspor’un, Süper Lig puan sıralamasındaki son durumu...
Şimdi asıl sorulması gereken soru ‘Stat yapmak tamam, ya takımın başarısı?’ Bu sorunun cevabının karşılığını en iyi bilecek kişi, hiç şüphe yok ki sporumuzu-futbolumuzu yönetenler olacaktır. Öyle ya tesis ise, işte size tesisin alası! Sadece Bursa’da değil ki. Benzer yatırımlar, yurdumuzun dört bir yanında mevcut...
Peki, ya sportif başarı? Ondan eser yok... Özlenen o başarıyı, tesisi yapan devlet büyüklerinden beklemek gibi bir lüksümüz olamaz sanırım! Eğer öyle olacaksa ‘Sporu-futbolumuzu yönetenler ne iş yapar’ şeklinde soru çıkmaz mı karşımıza!..
Doğru bilinen yanlışlar (gerçi artık saklı gizli bir durum kalmadı. Sportif başarılara ve uluslararası arenadaki sıralamasına bakıldığında bunu görmek mümkün) bu tabloyu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bunun özünde var olan ise işi ehline bırakmamaktan kaynaklanan bir durum... Nasıl yani?
Federasyonlar niçin özerk!..
Uluslararası düzeydeki tesislerin verimli şekilde kullanılmamasının bir parçasıdır spordaki başarı-başarısızlık. Spordaki başarısızlığın diğer aşaması ise, evet, işi ehil insanların eline bırakmamak.
Tabii spor yönetimi dendiği zaman akla gelen ilk husus, bugün de gündemde olan, federasyonların özerkliği. En kabullenemediğim, laf ebeliği.
Sporun özerk hale gelmesi 2004 yılına denk gelmekte. Bu yeniliğin ve uygulamanın direkt muhatabı, eski adı ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, yeni adı ile Spor Genel Müdürlüğü...
Yasanın çıkarılış amacı federasyonların kendilerini bağımsız bir şekilde yönetmesi. Dahası sporun sevk ve idaresini, gerek idari-finansal konularda bağımsız yönetilmesi. Aradan uzun yıllar (on yılı aşkın) bir süre geçmesine rağmen, bu işleyiş sağlıklı şekilde yürütülüyor mu? Hayır...
Sporun ‘özerk’ yapıya kavuşturulması ne kadar doğru bir hamle ise, gelişimini sağlayıp içini doldurmamak da o derece görev zafiyetidir. Bunun sorumluları, Spor Federasyonlarının mevcut başkan ve yönetimleridir.
Daha başka... O yapıyı yeteri kadar denetime tabi tutmayan (ki o denetim olsa, sistem sağlıklı işler) spor teşkilatının ilgili yetkilileri. Ne dedik, ortaya sorun koyarken, çözümü de sunmak zorunda olmadıkça... Yoksa, ‘özerk’ yasasını çıkarır, stadı yaparsınız!..
Tüm bu hamleler, ‘başarı’ için tek başına çözüm olmuyor. Geriye kalıyor icraat, icraat. ‘Nasıl yani’ sorusunu spor yöneten başkan, yöneticileri yöneltiyor ise onlara cevabımız net; “Koltuk hastalığından vazgeçin, sporun ‘hizmet’ ehilleri iş başına geçsin...”







