Sporla engelleri aşmak..
Yaşadığımız her an, taşıdığı özel mana ve gün olarak tarih yapraklarını aralıyor. 28 Şubat dendiği zaman aklınıza ne geliyor? (Konumuz spor olduğu için içeriğine girmeyeceğiz)… 3 Aralık dendiği zamanda ise Dünya Engelliler haftası akla geliyor…
Dini değerlerimiz ve inancımızın bir gereği bizler için yaşadığımız her an, sonrasında Allah’a vereceğimiz imtihan için önemli... Bugün yazımızı Engellilere ayırdık. Onlarla ilgili yıllar önce kaleme aldığımız yazımızı, bugün siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz. Engelli kardeşlerimizle içinde yaşadığımız her an, bizler için adeta özel ders/mesaj niteliğindeydi.
•
Aralık ayının ilk günleri, Dünya Engelliler haftası olarak kutlanır. Bugünün onlar için ayrı bir önemi var. Çünkü, hatırlanmak, onlar için en önemli. Ama bir yardım eli, ama bir tebessüm.. Sadece yanlarında olduğunuz hissi, kendilerini iyi hissetmelerine yetecektir…
Tabii bunun ne anlama geldiğinin birçoğumuz farkında değiliz. Çünkü henüz onlarla paylaşacak belki bir bağımız yok. Her defasında dile getirilen ‘Herkes bir özürlü adayıdır’ yakıştırmasının, bize ne kadar yakın olduğunu nereden bilebiliriz ki? Belki de, duygularımızı bir kenara itip, öyle olmak istemeyişimizden kaynaklandığı içindir.
•
Bu satırların sahibi, idareci, hakem kısacası mesleği gereği onlarla birlikte oldu... Yaşama sevincini bir an olsun eksik etmeyen ‘engeller aşılması için vardır’ anlayışına sahip, yaşamla iç içe, aldığı nefesin değerini, dostluğun kıymetini, yaşamasının şükrünü bilen insanlardı…
Evet yaşama yelken açtığınızda, esen rüzgârın yönü (kederiniz) hangi taraftan eserse, siz o tarafa dümen kırmaya, adeta mecbur kalıyorsunuz. Bu zorunlu yöneliş ‘anlayana/mana çıkarana göre’ öyle güzelliklerle/mesajlarla dolu. İşte bunu yaşayarak gözlemleme, adeta hidâyetin kestirme yolu gibiydi.... Bir buçuk yıl gibi bir süre, İşitme Engelliler Spor Federasyonu’nda çalıştığım ve bu süreçte iki dönem yardımcı antrenör olarak bulunduğum İşitme Engeliler Hentbol Milli Takım Kampı’nda, onların yaşamla ne kadar barışık olduklarına ve durum değerlendirmesi yapıp hallerine şükrettiklerine imrenerek şahit oldum. Sözde biz sağlamız, onlar engelli…
Acaba, içinde bulunduğumuzun hali, günde kaç defa hamd noktasına taşıyabiliyoruz. Onlar bunu fazlasıyla yapıyorlar. Bizzat bunu bir engelli sporcumuzun velisinden de duydum. Kamuda üst düzey yönetici olan bu seçkin insanla, konu engelilerden açıldığında, İşitme Engelli çocuğu için aynen şunu söylemişti; ‘Ahmet Bey, bazen o kadar şükrediyorum ki… Toplum olarak içinde bulunduğumuz kötülük ve çirkinlikleri çocuğumun duymasından çok, duymamasının daha hayırlı olduğunu düşünüyorum.’ Evet, bir babanın bu söylemleri, kendine olan tesellisi gibi gözükse de, verilmek istenen mesaj o kadar anlamlı ki...
•
Engellilerle yakınlığımız bununla sınırlı değildi. Görme Engelli sporcularla birliktelik sürecimiz, onların bir nevi futbol kadar tutkulu oldukları Goalball branşında hakemlik yapmakla devam etti. Ülke savunması için Güneydoğu’da gözlerini kaybeden gazilerimizden Karagücü takımında yer alan sporcuların, Goalball maçlarını yönetmek, onlarla birlikteliğin şahsıma, hani derler ya, ‘anlatılmaz yaşanır’, güzelliklere ayrı bir güzellik katmıştı. Engelli olan çocuğu için ne kadar şükretse az olacağını, Rabbinin cennete giden bir kişiyi kendisine emanet ettiği ve ‘Onun sayesinde belki cennetin yolunu bulabileceğini’ ifade eden bir annenin, otizmli çocuklarla uğraşmayı ‘Meleklerle olmanın mutluluğunu yaşıyoruz…’ yakıştırmasını yapan Halil Erkuzu kardeşimin sözleri, yazımın son noktasına değil, ömrümün son nefesine kadar kulaklarımda çınlayacak… Evet, sözde onlar engelli, bizler sağlam. Ne gariptir ki bizler yaşamın, gülmenin ismini koymuşuz, onlar ise bunları bizzat hayatlarına uyarlamış...
Dini değerlerimiz ve inancımızın bir gereği bizler için yaşadığımız her an, sonrasında Allah’a vereceğimiz imtihan için önemli... Bugün yazımızı Engellilere ayırdık. Onlarla ilgili yıllar önce kaleme aldığımız yazımızı, bugün siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz. Engelli kardeşlerimizle içinde yaşadığımız her an, bizler için adeta özel ders/mesaj niteliğindeydi.
•
Aralık ayının ilk günleri, Dünya Engelliler haftası olarak kutlanır. Bugünün onlar için ayrı bir önemi var. Çünkü, hatırlanmak, onlar için en önemli. Ama bir yardım eli, ama bir tebessüm.. Sadece yanlarında olduğunuz hissi, kendilerini iyi hissetmelerine yetecektir…
Tabii bunun ne anlama geldiğinin birçoğumuz farkında değiliz. Çünkü henüz onlarla paylaşacak belki bir bağımız yok. Her defasında dile getirilen ‘Herkes bir özürlü adayıdır’ yakıştırmasının, bize ne kadar yakın olduğunu nereden bilebiliriz ki? Belki de, duygularımızı bir kenara itip, öyle olmak istemeyişimizden kaynaklandığı içindir.
•
Bu satırların sahibi, idareci, hakem kısacası mesleği gereği onlarla birlikte oldu... Yaşama sevincini bir an olsun eksik etmeyen ‘engeller aşılması için vardır’ anlayışına sahip, yaşamla iç içe, aldığı nefesin değerini, dostluğun kıymetini, yaşamasının şükrünü bilen insanlardı…
Evet yaşama yelken açtığınızda, esen rüzgârın yönü (kederiniz) hangi taraftan eserse, siz o tarafa dümen kırmaya, adeta mecbur kalıyorsunuz. Bu zorunlu yöneliş ‘anlayana/mana çıkarana göre’ öyle güzelliklerle/mesajlarla dolu. İşte bunu yaşayarak gözlemleme, adeta hidâyetin kestirme yolu gibiydi.... Bir buçuk yıl gibi bir süre, İşitme Engelliler Spor Federasyonu’nda çalıştığım ve bu süreçte iki dönem yardımcı antrenör olarak bulunduğum İşitme Engeliler Hentbol Milli Takım Kampı’nda, onların yaşamla ne kadar barışık olduklarına ve durum değerlendirmesi yapıp hallerine şükrettiklerine imrenerek şahit oldum. Sözde biz sağlamız, onlar engelli…
Acaba, içinde bulunduğumuzun hali, günde kaç defa hamd noktasına taşıyabiliyoruz. Onlar bunu fazlasıyla yapıyorlar. Bizzat bunu bir engelli sporcumuzun velisinden de duydum. Kamuda üst düzey yönetici olan bu seçkin insanla, konu engelilerden açıldığında, İşitme Engelli çocuğu için aynen şunu söylemişti; ‘Ahmet Bey, bazen o kadar şükrediyorum ki… Toplum olarak içinde bulunduğumuz kötülük ve çirkinlikleri çocuğumun duymasından çok, duymamasının daha hayırlı olduğunu düşünüyorum.’ Evet, bir babanın bu söylemleri, kendine olan tesellisi gibi gözükse de, verilmek istenen mesaj o kadar anlamlı ki...
•
Engellilerle yakınlığımız bununla sınırlı değildi. Görme Engelli sporcularla birliktelik sürecimiz, onların bir nevi futbol kadar tutkulu oldukları Goalball branşında hakemlik yapmakla devam etti. Ülke savunması için Güneydoğu’da gözlerini kaybeden gazilerimizden Karagücü takımında yer alan sporcuların, Goalball maçlarını yönetmek, onlarla birlikteliğin şahsıma, hani derler ya, ‘anlatılmaz yaşanır’, güzelliklere ayrı bir güzellik katmıştı. Engelli olan çocuğu için ne kadar şükretse az olacağını, Rabbinin cennete giden bir kişiyi kendisine emanet ettiği ve ‘Onun sayesinde belki cennetin yolunu bulabileceğini’ ifade eden bir annenin, otizmli çocuklarla uğraşmayı ‘Meleklerle olmanın mutluluğunu yaşıyoruz…’ yakıştırmasını yapan Halil Erkuzu kardeşimin sözleri, yazımın son noktasına değil, ömrümün son nefesine kadar kulaklarımda çınlayacak… Evet, sözde onlar engelli, bizler sağlam. Ne gariptir ki bizler yaşamın, gülmenin ismini koymuşuz, onlar ise bunları bizzat hayatlarına uyarlamış...







