Sporcunun ‘dövmesi, felaketin habercisi!..
Çağın hareketsizlik ve sosyalleşememe sorunu, sporun ‘çekim/etkileşim’ alanı, her geçen gün artırmaktadır. Siz eğer sporu ‘kontrol altında’ tutmayı başarırsanız, insanlık için fiziksel ve ruhsal açıdan bir kazanım elde edersiniz. Eğer bunun tam tersi, yani sportif faaliyetleriniz toplumun milli ve manevi değerlerine uyumsuz işletilir ise işte o zaman, çocuk ve gençler başta olmak üzere ‘yıkım’ başlıyor demektir. Spor aracılığıyla gerçekleştirilen bu etkileşimin ne olduğunu aslında aklıselim herkes bilmekte. Buna rağmen ‘uygulamadaki’ çarpıklıklara göz yumulmasının temek kaynağı, bir türlü vazgeçilemeyen mevki-makam-şan-şöhret-para hırsı. Müslüman olarak Allah’ın kanunlarına mı uyacağız, yoksa İslam’ın şartlarını göz ardı ederek nefsimize hoş gelen dünyevi kazanımlara mı? Maalesef bugün en kolayını, dahası işimize ve menfaatimize nasıl geliyorsa ‘itaat’ ettiğimiz, yönelişte bulunduğumuz ‘istikamet’ o oluyor…
DÖVMESİZ SPORCU YOK GİBİ!..
Ama izleyici, ama aktif sporcu. Yaşımız, yerimiz, statümüz ne olura olsun, toplumun büyük kesimi sporla, öyle veya böyle bir bağ oluşturmaktadır. Böyle bir sürecin yansımasından ‘olumlu’ etkilenmek de var, tam tersi bir durum, yani toplumumuz/insanımızın zarar görmesi de söz konusu. Eğer bir ‘oyun’da rol alacaksanız, bu oyunun senaryosunu başkaları yazmış ise, işte o vakit ‘yandı gülüm keten helva’. Halka mal olan ‘sözlerle’ anlatmaya çalışıyoruz, konunun hassasiyetini/önemini 7’den 70’e herkes anlayabilsin. Evet, özellikle son iki asırdaki spor oyun kulları ve faaliyetlerine bakıyoruz da batının öncülüğünde bir etkileşim söz konusu. 2019 yılı Ağustos ayında ‘Sporcunun dövmelerine dikkat (1)’ başlığı altında, yine bu satırlarda dövme konusundaki hassasiyete dikkat çekmiştik. O günden bugüne yaklaşık 3 yıl geçti. Geldiğimiz nokta, bırakın doğru olmayan bu batıl anlayıştan ‘vazgeçilme’ eğiliminde olunmayı, vücuda dövme yaptırma özentisi gençler başta olmak üzere, vatandaşı adeta ‘kasıp’ kavuruyor…
ADIM ADIM FELAKETE DOĞRU
Safiyane, kötü niyet taşımadan bir yaklaşım içerisinde başlar her şey. Tıpkı her şeyin bir kere ile başladığı gibi. Yabancı futbolcunun ‘dövmesi’ için ‘Bir şey olmaz!’ diyenler, bugün kendi yerli ve milli sporcusunun dövmesine ‘hayır’ diyemeyeceği bir hale gelmiş vaziyette. Bir kereyle bir şey olmaz şeklinde başlanan bir hareket/uygulama, 21 günlük sürenin sonunda ise vazgeçilmeyecek bir hale dönüşür diyor, uzmanlar. Dövmenin tarihsel süreç ve ayrıntısında belirtilen önemi, bilimsel makalelere de yansıyor. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nde ‘Dövmenin çeşitli dillerde etimolojisi ve kısa tarihi’ başlıklı makalenin son sonuç bölümündeki ifadeler dikkat çekiyor; “Günümüzde, endüstrileşen ve kapitalist bir tüketim aracı haline dönüşen ‘dövme’ ve ‘dövmecilik’, ‘teşhircilik’, ‘röntgencilik’, ‘fetişizm’ ve özellikle de ‘beden fetişizmi’ gibi birçok psiko-patolojik ‘parafili’ davranışı kışkırtmaktadır…” Ayet-i Kerimelere ve Peygamber Efendimizin (s.a.s.) sözlerine baktığımızda dövme yaptırmanın, dinimizce ‘yasak’ olduğunu görmekteyiz. Futbol ağırlıklı olarak, sporcuları kıskacına alan ve inanç ve kültür revizyonuna uğratan ‘dövme’ yaptırma etkileşimine Buhari ve Müslim’de rivayet edilen hadislerde, dövme yapmayı ve yaptırmayı yasaklamış, bunları yaptıranın Allah’ın rahmetinden mahrum kalacağını bildirmiştir. Düne kadar spor, insanoğlu için sağlıklı ve zinde kalabilmek, sosyal bir etkileşim aracı olarak görülürken, ‘modernlik’ adı altında toplumu tarih ve kültüründen uzaklaştırıp, ‘faciaya’ dönüştürme çabasında olunduğunu görmekteyiz. Dünyalık özenti ve alışkanlıklar, ileriki süreçlerde kişinin ahiret hayatının yıkımı manasına geliyor. Dövme konusu ise, bu ‘yıkım’ sürecinde sadece bir ‘dal’. İslam esaslarına göre ‘caiz’ olmayan ‘dövme’ uygulamasının, spor ‘oyunu’ altında gerçekleşmesi ise, sürecin bir an önce durdurulması gereken ‘kanayan’ yarası…







