--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Spor ve siyaset kıskacındaki Atatürk!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Sporun dirilişi de, siyasetin dirilişiyle olsun, temennisiyle başlamak istiyoruz yazımıza. Vakit şimdi, sofraya tok oturup, aç kalkma vakti. Zaman şimdi sözün özünü konuşma, doğrularla yüzleşme zamanı. Ne demek doğruları dillendirmek menfaati sekteye uğratması? Yarının geç olmaması için, düşündüğümüzü bugün söylemeyeceğiz de ne vakit söyleyeceğiz. Bilgi ve beceriyi bugün uygulamayacağız da ne vakit hayata geçireceğiz... 

Tüm bunlara değinme gerekçemiz, bir hafta içerisinde spor ve siyasetin içerisinde ki gelişmelerden kaynaklanıyor. Ali Karahasanoğlu Ağabeyimiz ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ başlıklı yazısında değindiği gibi “…Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Tribünleri doldurun dedi…’ diye, Futbol takımının mağlubiyeti üzerine ‘Yendik, yendik… Tayyip Erdoğan’ı işte yendik’ diye sevindirik oluyorsunuz…Parti genel Başkanı Meral Akşener’in ‘Galatasaray 2-0 Recep Tayyip Erdoğan’ sloganik ifadeye ne demeli?..” Evet, ne demeli!..

Sporun siyasetle iç içe geçmemesi gerekir (miş!) Bu anlayış ve yaklaşım, kime göre ne manaya gelir. Fikirlerimiz menfaatlerimize göre şekle büründürüyorsak, yazık ve günah değil mi, o çıkarlara alet edilenlere. Azınlığın oluşturduğu belli bir kesimin, tribünlerden yükselen sese bakar mısınız; ‘Biz Atatürk’ün askerleriyiz’ Ne oluyoruz! Atatürk eğer ‘siyasi’ bir liderse, isminin ‘futbolun’ oynandığı ve milyonların izlediği mekânlarda ne işi olabilir? Bugün yaşasa, kendisi de bu durumdan rahatsız olurdu, emin olun. Çünkü işin içinde, isminin kullanıldığı yerde, çıkar, menfaat ve rant var…

Hatırlayın Gezi Parkı olaylarını ve bu olaylarda, iyi niyet taşımayan ve kendilerini Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor gibi Kulüplerinin atkısı / formasıyla ‘makyaj’ büründürenleri. Amaçları belliydi! Şimdi soruyorum, benzer düşüncecinin ‘oyunculuğunu’ yapıp, bugün Atatürk ismini her defasında ‘tribünlere’ taşıyıp, cumhuriyetin kurucusunun ismini, öfke ve nefret söylemlerine malzeme için kullananları. Yetmedi, CHP başta olmak üzere, kendisine siyasi rant aracı olarak kullanan ‘siyasilere’ ne demeli!.. 

Nerede kaldı, Atatürk’ü Koruma Kanunu! Neden işletilmiyor, böyle durumlarda. Yoksa bu kanunlar ‘cumhuriyetçiyiz’ maskesi adı altında resmen ayrımcılık yapanlar için geçerli değil mi? Bakın, gelişmeler Atilla Gökçe’yi bile rahatsız ettiyse, sürecin ‘vahametini’ varın siz düşünün. ‘Erdoğan kimi işaret ediyor?’ başlıklı yazısında Ne diyor Gökçe: “Sadede gelelim... Bakın Başakşehir de Galatasaray’a yenildi. Zevzekler de sustu. Cumhurbaşkanı, siyasetçi olarak gittiği her yerde yerel bir konuya değinerek sıcak mesajlar verir... Başakşehir konuşması da onlardan biri... Kazan kaynatıp insanları fokurdatmanın alemi yok!”

Siyaset arenasında, sporun siyasete ne denli alet edilmesi bir yana, bu süreci daha da ileri götürenler de var. Onların en başında, ilgili kesimin ‘borazanlığını’ üstlenen Cumhuriyet gazetesi geliyor. Cumhuriyet’in spor /siyaset ‘kalemşörleri’ her defasında, aba altından sopa gösterme merakıyla sahneye çıkıyor ve kötü emellerine Atatürk’ü ‘alet’ etme pahasına, olaylara çanak tutma yarışına tutuşuyorlar. Davranışları; "işime, siyasi görüşüme nasıl geliyorsa" türüne en bariz örnek. Şimdi soruyorum; ‘Bu mu Atatürkçülük? Bu mu Atatürk sempatizanlığı?..’ Zevkim, menfaatim neyi gerektirirse. Böyle bir süreçin, ülkenin birlik /beraberlik, kısacası çıkarlarını sekteye uğratmaktan başka bir işe yaramayacağı aşikâr!..       

Tüm bu söylem /yaşananlarla, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin erkene çekilmesi arasında benzer/yakın ilişki kurmakta zorluk çekmiyoruz. Özünde, ülkeye hizmet etme yolunda güven tazeleme olan seçim hamlesi, bir nevi çağın hastalığı fitne ve dedikodunun da önüne geçilmesi manasına geliyor. Süreci en iyi MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli özetledi; ‘Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Gayret bizden, takdir Türk milletinden, himaye ise Cenab-ı Allah’tandır.’ Sözün özü, güzel ülkemin birlik, beraberlik ve gelişmişliğine yan bakıldığı süreçte, spor veya siyaset, adı ve platformu ne olursa olsun, doğrunun ‘şahitliğini’ yapmak boynumuzun borcu, vesselam. 

Bu vesileyle, Cumamız mübarek olsun inşallah… 

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle