Spor politikamız ve İBB örneği...
Spor yazmak, özellikle futbol konu/malzeme açısından çok kolay gibi görünse de hiç de öyle olmamakta. Nedeni ise gayet açık ve net. Ülkemizde herkes kendini küçük/büyük bu çarkın (futbol başta olmak üzere) birer dişlisi olarak görüyor. Hal böyle olunca da kaynayan kazanın altına, önüne gelen bir şeyler atmaya çalışıyor. O zaman da ortaya söz kargaşası çıkıyor.
Burada önemli olan, olması gerekeni yakalayabilmek ve olayı somut örneklerle desteklemek. Diyelim futbol. Şimdilerde akla ilk gelen Galatasaray için Mancini ve transfer, Beşiktaş için Portekizli oyuncuları Almeida ve Fernandes’in gönderilip gönderilmeyeceği. Ve 2010-11 Şampiyonluk Kupası ve Trabzonspor...
Tüm bunları bugün bir kenara bırakıp, ülke insanımızın çoğunluğunu ilgilendiren spor politikalarından bahsetmek ve örnek bir çalışma üzerinde düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.
SPORDA ÖNEM KAZANAN DEĞERLER
Ülke olarak hep dillendirir dururuz ya, ‘Spor politikamız nasıl olsun?’ diye! Her ne hikmetse, o politikanın şablonunu çizip içini doldurmakta zorlanırız. Futbol başta olmak üzere diğer branşlar da birbirlerine benzerlik göstermekte...
Beklentilere bakılırsa, iş dönüp dolaşıp bir yere, yani devlete kalıyor. Bu, işin, dünden var olan ve en kolay yolu. Tabii ki, devlet, her alanda olduğu gibi vatandaşın huzuru ve sağlığı için görevini yapacak.
Tek taraflı bir yönetim/beklentinin şeklinin başarılı olması mümkün olmayacağına göre, devreye yerel yönetim yani belediyeler ve özel sektör girmeli. Bu kareyi oluşturur ve içini de iyi doldurursak, yol almamız o derece de kolay olacaktır.
İSTANBUL MARATONU EN GÜZEL ÖRNEK
Tüm bu söylediklerimize organizasyon bazında en güzel örneği, bir hafta önce gerçekleşen yeni adıyla İstanbul Maratonu’nu verebiliriz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yapılan 100’binin üzerinde yerli ve yabancı sporseverin katıldığı etkinlikte, bu yıl da yeniliklerle koşuldu.
Geçtiğimiz yıl ilk defa altın kategorisinde koşulan maratona, bu yıl 20 bin elit atlet katılırken, organizasyon, ülke sporunun dünya çapında tanıtımını sağladı. Bunun yanında Halk Koşusu’na katılan 100 bin sporsever Asya’dan Avrupa’ya koşarak/yürüyerek geçmenin ayrıcalığını yaşadı. Dünyanın cazibe merkezi olan Boğaz’daki bu tabloyu gördüğümüzde, ‘Spor kültürünün en güzel fotoğraf karesi bu olsa gerek’ demekten kendimizi alamadık.
İBB’NİN SPOR POLİTİKALARI
Siz eğer ne aradığınızı bilir, ona göre doğru adım atarsanız, ortada problem diye bir olayın kalmadığını göreceksiniz.
İstanbul Maratonu’nda yaşananlar, sporun politikası üzerinde kafa yoranlar için çözüm noktasında en somut örnek. Peki; bunu genele, ülke sporuna nasıl uyarlayabiliriz? Tabii ki, bu tür etkinliklerin bizzat içerinde yer alan idarecilerle görüş paylaşımına giderek. Diğer bir örnek ise, ‘Türkiye’nin en büyük spor şirketi olan Spor A.Ş. nasıl bir ekiple yönetiliyor?’ İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait ve İstanbul’un dört bir yanında yer alan spor tesisleri ve onların işletilmesi iyi bir şekilde analiz edilmeli... İşte size olmamasından şikâyetçi olunan örnek bir spor politikası...
Burada önemli olan, olması gerekeni yakalayabilmek ve olayı somut örneklerle desteklemek. Diyelim futbol. Şimdilerde akla ilk gelen Galatasaray için Mancini ve transfer, Beşiktaş için Portekizli oyuncuları Almeida ve Fernandes’in gönderilip gönderilmeyeceği. Ve 2010-11 Şampiyonluk Kupası ve Trabzonspor...
Tüm bunları bugün bir kenara bırakıp, ülke insanımızın çoğunluğunu ilgilendiren spor politikalarından bahsetmek ve örnek bir çalışma üzerinde düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.
SPORDA ÖNEM KAZANAN DEĞERLER
Ülke olarak hep dillendirir dururuz ya, ‘Spor politikamız nasıl olsun?’ diye! Her ne hikmetse, o politikanın şablonunu çizip içini doldurmakta zorlanırız. Futbol başta olmak üzere diğer branşlar da birbirlerine benzerlik göstermekte...
Beklentilere bakılırsa, iş dönüp dolaşıp bir yere, yani devlete kalıyor. Bu, işin, dünden var olan ve en kolay yolu. Tabii ki, devlet, her alanda olduğu gibi vatandaşın huzuru ve sağlığı için görevini yapacak.
Tek taraflı bir yönetim/beklentinin şeklinin başarılı olması mümkün olmayacağına göre, devreye yerel yönetim yani belediyeler ve özel sektör girmeli. Bu kareyi oluşturur ve içini de iyi doldurursak, yol almamız o derece de kolay olacaktır.
İSTANBUL MARATONU EN GÜZEL ÖRNEK
Tüm bu söylediklerimize organizasyon bazında en güzel örneği, bir hafta önce gerçekleşen yeni adıyla İstanbul Maratonu’nu verebiliriz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yapılan 100’binin üzerinde yerli ve yabancı sporseverin katıldığı etkinlikte, bu yıl da yeniliklerle koşuldu.
Geçtiğimiz yıl ilk defa altın kategorisinde koşulan maratona, bu yıl 20 bin elit atlet katılırken, organizasyon, ülke sporunun dünya çapında tanıtımını sağladı. Bunun yanında Halk Koşusu’na katılan 100 bin sporsever Asya’dan Avrupa’ya koşarak/yürüyerek geçmenin ayrıcalığını yaşadı. Dünyanın cazibe merkezi olan Boğaz’daki bu tabloyu gördüğümüzde, ‘Spor kültürünün en güzel fotoğraf karesi bu olsa gerek’ demekten kendimizi alamadık.
İBB’NİN SPOR POLİTİKALARI
Siz eğer ne aradığınızı bilir, ona göre doğru adım atarsanız, ortada problem diye bir olayın kalmadığını göreceksiniz.
İstanbul Maratonu’nda yaşananlar, sporun politikası üzerinde kafa yoranlar için çözüm noktasında en somut örnek. Peki; bunu genele, ülke sporuna nasıl uyarlayabiliriz? Tabii ki, bu tür etkinliklerin bizzat içerinde yer alan idarecilerle görüş paylaşımına giderek. Diğer bir örnek ise, ‘Türkiye’nin en büyük spor şirketi olan Spor A.Ş. nasıl bir ekiple yönetiliyor?’ İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait ve İstanbul’un dört bir yanında yer alan spor tesisleri ve onların işletilmesi iyi bir şekilde analiz edilmeli... İşte size olmamasından şikâyetçi olunan örnek bir spor politikası...







