Soma gerçeği… Tamamlanan Süper Lig
Hayat diliminin hangi aşamasında bulunursanız bulunun, başlangıç ile bitiş arasındaki ince çizgiye muhatapsınız. Kimse ‘Ben istersem… İstenildiği takdirde…’ diyemez. Aksini iddia ettiği zaman, belirsizlik kargaşasının içinde yer almasını sağlarsınız.
Soma’da yaşananlar feci kaza için kim diyebilirdi ‘Şu gün şu saat…’ Veya hangi maden işçisi çocuğunu-babasının-akrabasının sabah evden çıkarken, akşam dönmeyeceğinin hesabını yapabilirdi! Kader, insanı ne zaman nerede yakalayacağı belli olmayan, belirsizlik içerisinde sınava tabii tutulmasıdır. Bizleri yaradan Allah’a karşı sahip olunan ve şükrü gerektiren bir vazifedir, kulluk. Tıpkı, olay günü madenden çıkan babanın, evladını kurtarmak için tekrar ocağa dönmesi ve şehit olması… İnsanlığı bu çaresizlik karşısında derin duygu-düşünce ve gözyaşı-üzüntüye kapılması gibi…
Soma’da yaşanan se 301 vatandaşımızın hayatını kaybedip geride öksüz-dul-yetim, binlerce acı bırakması alınması gereken önemli bir ders ve imtihandır. Sadece Soma’da değil ‘vicdan’ taşıyan insanların yüreklerine düşen acıyı hafifletmek için gereken yapılmalı. Dayanılması zor bu tür faciaların bir daha yaşanmaması için başlayan yargı sürecinde, sorumlulardan hesap sorulmalı, hak ettikleri cezalara çarptırılmalı…
Peki, Soma faciası üzerinden prim yapmak isteyenlere ne demeli? Yaşanan acının dinmesi için seferber olan herkesin yanında onların yaptıkları ne akla, ne mantığa, ne de insanlığa sığar. Bulundukları camiaların olmayan değerleri ile her çıkarılan olaylarda kendilerine menfaat sağlamaları, onların dün olduğu gibi bugünde aynı hareket-söylemlerinin tekrarından, diğer bir ifadeyle yaptıkları ‘alçaklıktan’ başka bir tanıma uymuyor. Ülkeyi yasa boğan yaşanan bu kadar acı üzerinden kim prim yapmak istiyorsa…
Buda yetmez gibi ‘301 madenciye müstahak’ gibi sözleri sarf ederek insanlık onurunu zedeleyecek kadar ‘adileşenler’ de yok değil. İnsanlıktan nasibini almadığından dolayı kamu vicdanında da yer edinmeyen bu tür şahsiyetlerden, ülkenin huzur ve güvenini bozmaya neden olacak sözlerden dolayı, kamu yararı için ayrıca hesap sorulması kaçınılmaz….
TAMAMLANAN SÜPER LİG VE SOMA…
2013-2014 futbol sezonu hafta sonu oynanan karşılaşmalarla tamamlandı. Fenerbahçe’nin haftalar önce ilan ettiği şampiyonluğundan sonra, gözler Galatasaray ve Beşiktaş takımlarına çevrilmişti. Trabzonspor’un ise Avrupa vizesi alabilmesi ayrı bir merak konusuydu!
Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sezonda da son haftalarda büyük bir sürpriz yaşanmadı. Lig ikinciliği hesapları yapan Galatasaray, ligde kalmayı başaran Kayseri Erciyespor karşısında Burak ve Umut’un kaydettiği gollerle 3 puanı 2-1’lik skorla elde etti. Erciyes maçının kazanılması Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılma anlamı taşıyordu...
Bu maçın yansımasına baktığımızda; Yöneticilerin ‘Drogba gidiyor’, Teknik Direktör Mancini’nin ‘Defalardır tekrarladım, yine tekrarlıyorum. Burada kalmak istiyorum’ açıklamaları. Önemli ayrıntılar bunlar... Daha da önemlisi (tıpkı diğer takımlarımız gibi) sarı-kırmızılı taraftarın Soma’yı unutmaması. Türk Telekom Arena’nın Skorboard ve tribünlerinden yansıyan pankartlar, Galatasaray taraftarının Soma’da yaşanan üzüntüyü dindirme çabasıydı….
Beşiktaş 1-1’lik skorla Gençlerbirliği’ne takılmasa, Galatasaray ise Erciyes karşısında sürpriz yapsa ne olurdu! Bu söylediklerimiz Siyah-beyazlı camia için Ligin son haftası için bir temenni idi. O da olmadı. Olması da imkânsız gibi bir durumdu. Eğer sen kendi göbeğini kesemiyorsan, adama derler ki ‘Hiç kusura bakma!’. Şampiyonlar Ligi aşkına yapılan Beşiktaşlı hesapta, ‘Kartal son haftada galip gelecek, Aslan ise tam tersi, yani yenilecek’. Beşiktaş için hayaldi, Galatasaray’ın dirayetli oyunu sayesinde de ‘hayal’ den öteye de geçilemedi….
Beşiktaş’ın Soma yararına Fenerbahçe ile hazırlık maçı oynama kararı alması, Trabzonspor ve Milli Takımımızın yönetim ve futbolcularla ile birlikte Soma’ya gitmesi, Sadece sezonun son haftasının değil, duyarlılığın ‘önemli’ yansımalarıydı…







