--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Seçim, spor ve adalet

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Türkiye bir seçim sürecini daha geride bıraktı. Sandık başına giden seçmen, kendisini temsil etme adına ‘vekilini’ meclise göndermek için oyunu kullandı. Öncelikle seçim sonuçlarına bir göz attığımızda ‘dört’ partinin vize aldığı görülmekte. Tabii bizim alanımıza ‘spor’ girdiği için seçim sonuçlarının değerlendirmesini, bu konuda uzman olanlara bırakmakta fayda görüyoruz. Fakaat... Bu seçimde bizim de söyleyecek ‘söz’ hakkı olduğu düşüncesi ile düşünce ve tespitlerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz. 

Geçtiğimiz hafta, pazar günü yapılan seçimlerle ilgili görüşlerimizi ‘Sporseverin oyu da AK Parti’ye’ başlıklı yazımızla, yine bu sütunda sizlerle paylaşmıştık. Seçimin sonuçları belli oldu. Netice ‘malum’. Seçmen dört partinin adaylarının meclise girmesine vize verdi. Bu da tamam da!....

Sonuç ‘malum’ dendiğinde ilk tespit AK Parti’nin milletvekili sayısındaki düşüşü. Bundaki temel etken, mecliste yer alacak parti sayısındaki artışın olması. Dikkat çeken, üç dönemdir halkın sevgi ve güvenini alan AK Parti’nin tek başına iktidar olmasının önünde engel olmak için, diğer parti ve ‘yapıların’ gösterdiği çaba. Tıpkı, önce belediye, sonrasında ise Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde devreye sokmaktan geri kalmadıkları ‘bir araya’ gelme çabası gibi...

Seçim sonrasında oluşan Türkiye tablosu gözünüze ilişti mi! Batının sahil şeridi CHP, Doğu’da HDP ve Anadolu’nun diğer bölgeleri ise AK Parti seçmeninin hakim olduğu bir tablo. Sizce de bu tablonun bir anlamı olmalı. MHP’nin sadece Osmaniye’de birinci parti olarak çıkması, adeta ‘nokta’ görevi manasına geliyor. Garip doğrusu! Söylediklerimizin ne manaya geldiği, MHP’nin sadece sözün bittiği yerde olmaması gerektiğini, 80’er milletvekili ve HDP ile aynı mecliste, yan yana oturmanın görüntü karesinin ortaya çıkaracağı yorumlar da, sanırım daha da netleşecektir!..

Diyelim buraya kadar her şey tamam. Şimdi soruyorum? CHP ve HDP’nin meclise girmesi için sarf ettiği gayrete ve çıkan seçim sonuçlarına ne demeli? Yoksa bir partinin, bir yıl gibi kısa bir sürede % 5 artış yaşaması nasıl olabilir? Bu seçim sonuçları bizlere, ‘meydanlarda’ döner-ekmek dağıtıp yüzde yedilere ulaşan Cem Uzan’ın Genç Partisi’nin dönemini hatırlattı...

Bizim burada, üzerinde durmamız gereken husus ülkenin gelişmişliğinin sekteye uğratılmama gerekliliği. Seçim sonuçlarının ana temasını uzmanlarına bırakmak gerekir derken, bizlerin gazetemizin değerli yazarlarından Abdurrahman Dilipak’ın ‘Sabredenlerden, şükredenlerden, direnenlerden olacağız’ başlıklı yazısı dikkatimizi çekerken, yine yazarlarımızdan Ali Karahasanoğlu ‘Sen ne diyon babo, koalisyon ne, azınlık hükümeti ne?’ başlıklı yazısında vurgu yaptığı gibi sadece ‘seçimlerde’ değil günlük yaşantımızda,  kimlerle aynı ortam ve anı yaşadığımızı, yarına aralanan pencereden kimlerle baktığımızın önemi ortaya çıkıyor...

‘Bir seçim sonucu bu kadar mı önemli?’ sorusunun karşılığını bulmaya çalışırken, Milli Takım’ın Bulgaristan maçını sona bırakmak zorunda kaldık. Her ne kadar ‘hazırlık’ maçı olsa da, 4-0 gibi net bir skorla galip gelen ay-yıldızlı ekibin bu sonuçla ayrılması asla ve asla göz ardı edilmemesi gereken bir sonuç. Teknik Direktör Terim’in maçın ikinci yarısında yaptığı oyuncu değişiklikleri, buna bağlı olarak üst üste gelen goller, Cuma günü Kazakistan ile oynanacak olan maçın da önemli bir provasını taşıyordu...

Bir seçim daha geride kalırken, hayatta tercih-seçim yaparken de, nelerin ön planda olması gerektiğini, asla ve asla göz ardı edilmemesi gerekliliğini bir kez daha görmüş olduk. Yaşananlar ders niteliği taşıdığı sürece, kaybedilmiş olarak gözükenlerin, aslında büyük kazanç taşıyabileceğini bilmek, yarar sağlayacaktır sanırım.

‘Yiğit düştüğü yerden kalkar...’ sözünü bu seçim için kullanmayacağım, çünkü düşen yok, sadece oyun içinde oyun var. Eğer söylenmesi gereken bir söz var ise, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman vurgu yaptığı ‘Onların tuzağı varsa, Allah’ın da bir hesabı var...’ sözünü hatırlamak ve hatırlamakta yarar var...

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle